

Bugün Yaprak, kuzen Eda, anneanne ve ben biraz gezmek, biraz oyuncak bakmak üzere Metrocity’e gittik. Oldukça sakin olan alışveriş merkezine girer girmez Yaprak’ı pusetinden çıkardım. Başlangıçta anneanne ile benim ellerimizden tutarak gezinen minik böcek bir süre de Eda ile birlikte dolaştı. Biraz etrafta yürüdükten sonra oyuncak mağazasının bulunduğu en alt kata indik.


Mağazaya girdiğimizde Eda’nın kendisine oyuncak seçmesinin biraz zaman alacağını düşünerek Yaprak’ı pusetine geri yerleştirdim çünkü bizimkinin böyle renkli bir dünyada önüne gelene saldırıp ortalığı dağıttığını daha önce tecrübe etmiştim. Anneannemizin dediğine göre mağazada tamı tamına bir saat kalmışız. Bu bir saat içinde alışveriş dışında yukarıdaki fotoğraflarda görüldüğü gibi Yaprak dokunuşlara duyarlı dinazora bindi. Bu sevimli dinazorun boynuzları, ağzı, kafası, gözleri hareket edebiliyor. Yaprak başlangıçta öyle şaşırdı ki “a, uuu, buuuu, vuuuu” diye bağırıp sevinç çığlıkları attı.


Ardından minik kuşu jetonla çalışan motosiklete bindirdik. Motosikletin ileri geri hareketleri ile ilk donup kalan Yaprak sonrasında bu devinime alışıp bir de ayağa kalkıp akrobasi hareketleri yapmaya başladı.
Oyuncak alışverişinden sonra Starbucks’da kahvemizi içip, brownielerimiz yedik, bir süre daha gezindik ve akşamüstü evimize geri döndük.
Tags: Bebek oyuncakları, eda dede, emel aral, Starbucks

Blogumuzu takip edenler Yaprak’la benim en uğrak yerlerimizden birinin Beşiktaş-Nişantaşı-Şişli-Taksim hattı ve alışveriş merkezleri içindeki “Starbucks Coffee”ler olduğunu bilir. ( Hatta etiket bulutumuz içinde bile Starbucks yer alır.) Bu noktalar arasında en çok gittiğimiz ise Nişantaşı City’s şubesidir. Geçen gün blogumuza gelen bir yorum beni hem şaşırttı, hem üzdü, hem de sevindirdi. Yorum şöyle:
Merhaba,
Sevgili Yaprak ve sizin Starbucks Coffee Nişantaşı City’s ziyaretinizde sipariş ettiğiniz muffini severek tüketememiş olmanıza üzüldük. Kabul ederseniz sizi ve Yaprak’ı yine bu mağazamızda ağırlamak ve keyifle tüketebileceğiniz ürünlerimizden ikram etmek isteriz.
Sevgi ve Saygılarımızla,
Canan Kelel
Starbucks Coffee Türkiye
Müşteri İlişkileri Uzmanı
Bu yorum beni şaşırttı çünkü müşteri memnuniyeti adına nasıl ciddi bir internet taraması yapıyorsa Starbucks, bizim blogumuza ulaşıp yazımızı okuyabiliyor. Diğer taraftan yorum beni üzdü çünkü Starbucks yetkilileri sanmasın ki biz hep şikayetciyiz. Aslında biz en sevdiğimiz kafenin öyle iyi takipçiyiz ki, yeni çıkan ürün muzlu muffini farkedip deneyelim istemiştik. Olumsuz oldu, o ayrı konu
. Yorumun beni sevindiren tarafı ise Starbucks’ın bence “iyi” müşterilerinden biri olarak böylesine yakın ilgi görmemiz. Canan Hanım’a da buradan yakın alakası ve takipçiliği için hem tebrik, hem de teşekkür ediyorum. Minik muzlu muffini beğenmeme nedenim ise damağımda muzdan çok un tadını bırakması idi, sanırım tarifte biraz değişikliğe gidilse iyi olur.
Ayrıca atlamamamız gereken önemli bir konu da Nişantaşı City’s ekibi. Hepsi özellikle Yaprak’la o kadar sevgi ve ilgi dolu bir ilişki içindeler ki, ben neredeyse kıskanıyorum. Bütün City’s ekibine ayrıca blogumuz kanalı ile teşekkür ediyoruz. Yukarıdaki fotoğrafta City’s içindeki Starbucks’da çekilmiştir.
Tags: Nişantaşı City's Starbucks, Starbucks



Bütün güneşli günlerde olduğu gibi Yaprak’la kendimizi attık sokaklara. Akaretlerden aşağı yürüdük, Dolmabahçe Sarayı boyunca ağaçlı yoldan devam edip, sarayın yanındaki kafeteryada deniz havası aldık, tost yedik, birşeyler içtik. Yaprak’ı bu sefer tarihi yarımadayı; Topkapı Sarayı’nı görüntüleyebilecek şekilde fotoğrafladım. Madem çekim yapılan mekan aynı, bari açılar farklı olsun diye düşündüm

Sonrasında Maçka Parkı’nda salıncağa bindi Ponpon. İlk günlerde salıncakta pür dikkat oturan, önündeki düşmesini engelleyen bölüme iki elle sıkıca tutunan Yaprak Hanım artık ellerini bırakıp ayaklarını uzatarak kendince akrobatik hareketler yapmaya başladı. Yetmiyormuş gibi elimde kamerayı görünce sırıtıp, mutluluk çığlıkları atarak “bak, neler yapıyorum” dersesine poz vermeyi de ihmal etmedi.
Gözlerim dün tanıştığımız Kazak Leila ve oğlu Abay’ı aradı ama biz parktayken gelmediler. Leila’nın Türkçesi çok akıcıydı ve sanırım o da benim gibi yürümeyi ve açık havayı seviyordu ki, saatlerce Maçka Parkı’nda hem bebeklerimiz dolaştırarak, hem de sohbet ederek çok güzel vakit geçirdik. Abay ile Yaprak birbirleri ile pek ilgilenmediler. Abay “ileriyi gören, öngörü sahibi” demekmiş, çok hoşuma gitti. 15 aylık, çok tatlı ve hareketli bir bebek Abay. Ayrıca Leila’yı da içimden tebrik ettim, bu hareketliliğe oğlunu çok iyi idare ediyordu doğrusu. Leila ve Abay’a buradan selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Blogumuzun adresini Leila’ya vermiştim, belki bu yazdıklarımı da okuyabilir. İstanbul’da sadece bir hafta kalıcak olmalarına üzüldüm. Eminim Yaprak yürümeye başladığında Abay ile parkta oynayabilirlerdi. Ayrıca dün fotoğraf çekmemiş olmam da beni sonradan çok üzdü. Havada uçan sineği bile çeken ben, nasıl unutabildim bilmiyorum. !?
Bugünümüzü Citys Starbucks’da cam kenarında geniş koltuklara oturup, Yaprak yoğurt ve üzüm yiyerek, bense kahve içip ve pek de beğenmediğim muffini mideme indirerek kapattık.
Tags: 11 aylık bebek gelişimi, Dolmabahçe, Maçka Parkı, Starbucks



Dün öğleden sonra İlhan ofisten dönünce ailece sokağa çıktık. Dolaşırken acıktığımızı farkettik ve kısa mesafedeki bol alternatifli Cevahir Alışveriş Merkezi’ne gitmeye karar verdik. Yaprak meyveli yoğurdunu, biz Çin yemeklerimizi afiyetle yedikten sonra kahvelerimizi içmek üzere kalabalıktan zor sıyrılarak Starbucks’a gittik. Arada da işte böyle birkaç fotoğraf çekebildik. Yaprak pusetinde ayağa kalkıp dolaştırılmaya bayılıyor, annesi de eli mahkum onu işte böyle iki büklüm koridorlarda gezdiriyor.
Tags: Cevahir Alışveriş Merkezi, Starbucks


Dün yürüyüşümüzü Yaprak’ın yoğurt-meyve öğünü için kestik ve bize içinde vakit geçirmesi en rahat gelen City’s Starbucks’a gittik. Starbucks çalışan kadrosu Yaprak’ı her zamanki gibi sevgi gösterileri ile karşıladı. Camın önündeki büyük yumuşak koltuklardan birine yerleştik. Yaprak’ın çoraplarına kadar üstündeki bütün fazlalıkları çıkardım. Hanımefendi nasıl acıkmıştı ki, yoğurt meyve karışımını açmamla bitmesi bir oldu. Sonrasında ponponu pusetinden çıkartarak geniş koltuğa, yanımda aldım. Koltuğa koyar koymaz derhal ayağa kalktı. Etraftaki bütün müşterilere el, kol uzatarak, seslenerek ilgiyi üstüne topladı. Yürüyebilse arka masamızda oturan turistler ile çıkıp gidecekti neredeyse !


Sokağa çıkarken yanımızda ufak tefek oyuncaklarımız da oluyor. Durduğumuz farklı noktalarda Yaprak’ın oyalanması için çoğunlukla kukla tarzında oyuncakları tercih ediyorum. Geçenlerde İlhan’la çok sevimli birer parmak timsah ve zebra kuklası aldık. O kadar tatlılar ki, Yaprak oynamadığı zaman ben kendi kendime parmağıma takıp kuklaları konuşturuyorum. Yaprak’da ne yapsın, annesinden geriye kalan fırsatlarda timsah ve zebranın ayaklarını ve ellerini yemekle meşgul oluyor
Bu arada Yaprak’ın üstündeki kırmızı bahçıvan pantolonu kuzen Eda’ya ben 2000 yılında hediye almıştım. Gel zaman git zaman, pantolonu şimdi Yaprak giymeye başladı.
Tags: Anne Blogları, Bebek oyuncakları, bebek oyunları, Starbucks


Bayramın ilk günü camdan dışarı baktığımızda nispeten açık bir gözyüzü ile karşılamak hepimizi mutlu etti. Sabah kahvaltımız sonrasında ilk büyük babaanneye telefon edip bayramını kutladık. Ardından anneanne ve dedeyi aradık. Ben onların ayın 7’sinde döneceklerini zannederken yarın İstanbul’da olacaklarını öğrenince hem şaşırdık, hem de sevindik.
Öğlene kadar rutin devam eden günümüz sonrasında hareketlendi. Bayramın ilk günü için yaptığımız tek kesin plan benim anneannem ve dedemin kabirlerini ziyaret etmemizdi. Anneannem son bir haftadır hiç aklımdan çıkmıyor. Anneannemin tensel varlığı yokolmuş olabilir, ama bana aralıksız yaptığı zihinsel dürtüklemeler ruhunun hep yanımda olduğunun en büyük göstergesidir sanırım.
25 Eylül dedemin aramızdan ayrılışının dokuzuncu yıldönümüydü ve ben ziyaretine gidemedim. Anneannem bana kızgındı, hissediyordum ve bu durum beni çok rahatsız ediyordu. Öğleden sonra İlhan’la buluştuk ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na doğru çiçeklerimizle beraber yola çıktık. Yaprak’ın büyük anneanne ve dedesini ilk ziyaretinde yeşil bitkilerle bezeli kabirin dikdörtgen vazolarına çiçeklerimizi özenle yerleştirdik, dua ettik, hüzünlendik ve sessizce yanlarından ayrıldık.


İlhan’la nerede yemek yiyeceğimiz üzerine hararetli bir tartışma yaptıktan sonra ilk başta benim hiç gitmek istemediğim, ama birden İlhan “Astoria” diye tutturunca da “Kanyon’a gidelim” diye çark ettiğim, yazın bile ayaz olan alışveriş merkezine doğru yürüdük. Midpoint’te Yaprak’ın bizi bir dakika bile rahat bırakmadığı yemeğimizi yedikten sonra en alt kata indik. Remzi Kitapevi’nden alışveriş yaptık, Starbucks’da kahve içtik, Yaprak’la yürüme antremanımızı yapıp, eve dönüş yolu için metroya yöneldik.


Bugün Yaprak için bir başka ilk de metro ile seyahat etmek oldu. Yürüyen merdivenlerde babası ile çok eğlendi minik böcek. Uzun koridorlarda ilerlerken burası neresi der gibi etrafa bakındı. Rumeli caddesi boyunca evimize doğru uzanan yolda Yaprak sonunda uyuya kaldı ve apartmandan içeri girinceye kadar da gözlerini hiç açmadı. Bir güzel günü daha böylece kapatmış olduk.
BU ARADA YAPRAK BÜTÜN AİLEMİZİN, SEVDİKLERİMİZİN, TANIDIKLARIMIZIN VE TANIMADIKLARIMIZIN BAYRAMINI KUTLAR
Tags: 9 aylık bebek gelişimi, Hava Or. Muhsin Batur, Leman Batur, Starbucks

Bu akşam üstü Yaprak’la Starbucks’da kahve içtik, mama yedik. Kocaman koltuklarda yanyana oturup camdan seyr-i sokak yaptık. Bu anı bir de cep telefonumuzla görüntüledik, babamıza anında mesaj attık, bizi kıskansın diye … çok şahane oldu
.

Bu defa da minik telefon canavarı Yaprak, yakalayabilmek ümidi ile cep telefonuna saldırıyor. Ama bir kere dilim yandı, telefonum bozuldu, ikinci defa meydanı boş bırakmam …
Tags: Starbucks

Bugün Anneanne birlikte Starbucks City’s de manzaraya karşı kahvelerimizi yudumladık. Sen biraz kestirdin, biraz kucakta oturdun sonra huysuzlandın.

Anneanneden ayrıldıktan sonra biraz Nişantaşı’nda gezdik. Ardından yol üzerindeki Maçka Park’ının üst bölümünde (diğer bölümleri ilgimizi çekmiyor !!!) hep oturduğumuz yerde yemyeşil ağaçları seyrettik, etrafta koşuşan kediler ile eğlendik, tepemizde şarkılar söyleyen kuşları dinledik. Derken yanımızdan geçen bir çiftten fotoğrafımızı çekmelerini istedik, onlarda bizi kırmadı

Yaprak’ı yatırdıktan sonra biraz da kendimizi çekelim dedik. Herhalde flaş kullanmamalıydık.
Tags: 5 aylık bebek gelişimi, emel aral, ilhan kişioğlu, ipek aral kişioğlu, Starbucks, Yaprak Kişioğlu
Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar