

Çarşamba günü Yaprak’la Pera Müzesi’ne gitmeye karar verdik. Marc Chagall sergisi 24 Ocak’ta sona erecekti ve ben bugün, yarın diyerek serginin son haftalarına kadar sarkıtmıştım ziyaret günümü.
Asansöre binerek 5. kata çıkarken Yaprak “asasö, asasö” deyip durdu. Sergi katına ulşatığımızda ise her zaman ki gibi huzursuzlandı. Sağolsun Güvenlik Görevlisi abiler onu sakinleştirdiler gösterdikleri yoğun ilgi ile. Bu arada ben de resimleri inceledim. Duvar yazılarını okudum.


Yaprak’da yazılarla ilgilenmedi değil.


Geniş sergi salonunda gezinirken bir gtrup ilköğretim öğrencisine rastladık 8-9 yaşlarında. Yaprak onların bayağı peşinde dolandı. Öğrenciler değil ama öğretmenler de bayağı ilgi gösterdiler küçük sanatsevere. Bizimki şımardı.
Biraz daha kalmak eserlerle vakit geçirmek istediğim halde Yaprak acıktığını söyleyince umduğumdan erken çıktık müzeden. Taksim’de lazanya yedik, ufak tefek alışveriş yaptık ve yağmur başlayınca da taksiye binip evimizin yolunu tuttuk.
Havası soğuk, sanat dolu, lezzetli, alışveriş serpiştirilmiş ve yağmurla son bulan Çarşamba gezintimizden ana kız çok memnun kaldık.
Tags: 25 aylık bebek gelişimi, Marc Chagall, Pera Müzesi

Bugün Yaprak’la sabah dışarı çıktık. Beşiktaş’daki işlerimizi hallettikten sonra uzun süredir gitmek istediğim Pera Müze’sindeki sergileri ziyaret etmek üzere Beyoğlu’na doğru yürüyüşümüze başladık. Müzeye vardığımızda ilk gezdiğimiz “OCTET New York, School of Visual Arts’dan seçme yapıtlar” sergisi oldu. Sergi gerçekten çok etkileyiciydi.






Evden çıkarken fotoğraf makinasını her nedense almadığım için bütün görüntüleri cep telefonumla almak zorunda kaldım. Biraz soluk ve bulanık olmasına rağmen hiç olmamasından iyidir diye düşündüm. 66 sanatçının 110 eseri içinde Yaprak’ın da çok ilgisini çeken ve korkutan özellikle iki eser oldu. En ilgimizi çeken ziyaretçi yaklaşında harekete geçen metalden kanatlarını açan kuştu. En korktuğumuz ise yine ziyaretçi belirli bir yakınlığa geldiğinde altındaki vantilatörden gelen kuvvetli esinti ile şişen anne ve bebek ayı oldu. Vantilatörlerin kuvvetli uğultusu Yaprak’ı uzun süre yatıştıramayacağım kadar ürküttü.



İkinci gezdiğimiz sergi ise önümüzdeki günlerde Beşiktaş’ta açılacak olan yeni Deniz Müzesi’nin habercisi niteliğindeki “Osmanlı Donanmasının Seyir Defteri – Gemiler, Efsaneler, Denizciler” di. Sergideki resim, gemi maketi, gemi techizatları, harita, seyir defteri, pusula, fotoğraf, silahları dikkatle inceledik.




Günün son sergisi ise Bindallı Sanatevi’ndeki “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Yazmalar”dı. Sergisinde Bedri Rahmi, Eren ve Mehmet Hamdi Ebüboğlu’nun yazmaları gördük. Ben bu sergiye kesinlikle anneannemizi getirmem gerektiğine karar verdim.
Yaprak sabah saatlerinde başlayan gezintimizden oldukça yorgun düştüğü için Bindallı Sanatevi’nden ayrılırken uyuyakaldı ve eve dönüş yolumuz boyunca uyudu. Nişantaşı’nda ben Çağrı Büfe’de sosisli sandviç yerken gülücükler saçarak uyandı ve sosislime eşlik etti. Saat 15:00′i geçe biz iki sergi gezgini evimize ulaştık ve yürümekten pestile dönmüş ayaklarımızı şöyyyle bir uzattık
Tags: 20 aylık bebek gelişimi, Bindallı Sanatevi, OCTET New York, Osmanlı Donanmasının Seyir Defteri, Pera Müzesi, School Of Visual Arts
Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar