Posts Tagged "Nazmi Ataoğlu"

Doktor Kontrolü Öncesi

Posted by: ipek aral kişioğluin 2-3 Yaş in 2-3 Yaş
27
Ara

yine tırtıl, hep tırtıl

Cumartesi günü ben Kariyer Kahvesi organizasyonum nedeniyle evden erken çıktım. Gün porgramımızda ise bu etkinlik sonrasında Aralık ayı periyodik doktor kontrolümüz ve aşımız için hastaneye gitmek vardı.Hastane öncesinde Cevahir Alışveriş Merkezi’nde Yaprak’ı biraz eğlendirdik. Ne de olsa kısa süre sonra hiç sevmediği muayenehaneden içeri girmek zorunda kalacaktı.

Yaprak’a doğduğu günden beri doktoru olan Nazmi Ataoğlu’nun Florance Nigthangale Bilim Üniversitesi Hastanesi’nden ayrılması nedeniyle biz de yeni doktorumuzla tanışmak beklentisi ile Cevahir’den çıktık. Ancak doktorumuzun 4 Ocak’tan önce hastanede olamayacağını öğrenince, bir parça tereddüt etsek de en azından Yaprak’ın Aralık ayı Hepatit A aşısını aksatmamak için başka bir doktorun kontrolüne girmeyi kabul ettik.

24. ay itibariyle Yaprak’ın boyu 92 cm, kilosu, 14.4 kg. çıktı. Boyu hepimizi şaşırttı doğrusu, dönemine göre ortalamadan 6 cm daha uzun minik kelebek. İnşallah hep böyle boylu uzun gider. Bunlar ötesinde görünürde Yaprak’ın hiçbir problemi yok. Ama tahliler yaptırmak üzere Ocak’ın ilk haftası yine hastaneye gideceğiz :)

Tags: , ,

Dün Gece Hastanedeydik :(

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
23
Kas

yaprak26Dün gece Yaprak doğduğundan beri ilk defa periyodik kontrolleri dışında acil bir nedenle hastaneye gitmek zorunda kaldık. :(   Gece saat 11:30 gibi ben Ferzan Özpetek’in “Mükemmel Bir Gün” filmini izliyordum, İlhan’da nette geziniyordu. Birden Yaprak’ın mızıldandığını duyduk. Babası kızının gece uyanışlarına dayanamaz, hemen alır gelir onu. Bense daha katıyımdır, “bırak, uyur birazdan” derim. Ama ilk defa İlhan’ın minik kelebeği yanımıza getirdiğine sevindim. Onu koltuğa oturttuğumuzdan birden nefes alıp verirken hırıldadığını farkettim. Hırıltının boyutu bir iki dakika içinde iyice artınca hemen doktorumuz Nazmi Bey’e telefon açtım ve durumu anlattım. Nazmi Bey “krup olmuş” dedi. Hemen hastaneye gitmemizi, Yaprak’ın iğne olması gerektiğini, ayrıca soğuk buhar verileceğini söyledi.

Evden apar topar nasıl çıktığımızı hatırlamıyorum. Sadece belki gece hastanede kalmamız gerekir diye Yaprak’ın çantasına hızlıca bezler ve üst baş koydum. On dakika içinde Florance Nightangale Avrupa Hastanesi Acilindeydik. Doktor kontrolüne girdik. Yaprak her zaman ki kontrol havasındaydı; sürekli ağladı ama bu sefer ağlamasından çok yüksek hırıltı sesi duyuluyordu. Sonra ayrı bir odaya geçtik, hemşireler iğne yaptı kuzumuzun bacağına, çok canı yandı. Ardından da yarım saatlik soğuk buhar seansı başladı. Son kez doktor kontrolünden geçip, onun yapmamız gerekenleri söylemesi ve reçetemizi yazmasından sonra hastaneden çıktık. Hırıltılar bir parça azalmış olsa da halen devam ediyordu eve ulaştığımızda.

Doktorun dediği gibi ben geceyi Yaprak’ın odasında geçirdim. Hemen evdeki buhar makinamızı kurduk. Bu arada Yaprak gecenin 1:30′unda evde azgınlık rekorları kırdı. Aşı kızımıza pek yaramadı kanımca :P

Bugün ilk iş eczaneden doktorun yazdığı şurubu aldım. İnternetten hemen hastalığı okudum. Dikkat edilmezse solunum yollarındaki tıkanma bebekleri komaya bile sokabiliyormuş. Şu an boğazı dolu şekilde öksürüyor Yaprak. Ateş veya halsizlik bir durum ise yaşamıyoruz, hatta tam tersi söz konusu diyebilirim.

İnşallah en kısa sürede geçecek bu sevimsiz hastalık …

Gırtlak difterisi (Krup)

Genellikle 1 ila 5 yaşları arasında bulunan çocukların tehlikeli bir hastalığıdır. Hastalığın 3 dönemi vardır.

Disfoni (Ses kısıklığı) dönemi

Ateş, öksürük ve ses kısıklığı ile sinsice başlar. İlk zamanlar, bir soğukalgınlığı şeklindedir. Öksürük çift sesli havlar gibi ve serttir. Ses telleri şiştir ve kızarıktır. İlk günlerde küçük olan yalancı zarlar hızla yayılır şişlik artar. Ses kısıklığı 2-3 gün sürer.

Ara ara gelen nefes darlığı dönemi

Şişlik ve yalancı zarlar, solunumu engellemektedir. Hava daralmış aralıktan geçerken bir ses çıkartır. Nefes darlığı nöbetleri, hastanın heyecanlanmasından sonra veya kendiliğinden olur, birkaç saate kadar sürer. Başlangıçta nöbetler arası uzundur. Sonra gittikçe sıklaşır, ileri dönemde nöbet sırasında çocuk boğulur gibidir.

Nefes alamama dönemi

Gırtlak difterisinin sonudur . Sinir sistemi tembelleşir, refleksler zayıflar. Hasta aldatıcı bir sükunete girer. Kalp hızlı çarpar, solunum çok sathidir. Renk soluk mavi olur. Bundan sonra komaya giren hastada, arada sırada görülen havalelerle hayat sona erer.

Gırtlak difterisi, ya burun difterisinden sonra veya boğaz difterisinin yayılması ile olur.

Tags: , , ,

Doktor kontrolümüz vardı !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
2
Eyl

beklemececamın gerisinden

Pazartesi günü Yaprak’la ilk defa İlhan olmadan doktorumuz Nazmi bey’e gittik. Hem yalnız olduğum için biraz heyecanlı, hem de bir parça merak ediyordum Yaprak yine ağlayacak mı diye. Ve … ağladı. Ama genel olarak kontrolümüzde herhangi bir aksaklık yaşamadık. Yaprak’ın boyu 87 cm, kilosu ise 12,3 kg olmuş. Doktorumuz kilosunu iyi buldu. Ben Yaprak’ın gözlerinin altındaki morluktan ve et yeme düşkünlüğünden bir parça dem vurdum. Gelecek ay sonu için bir kan tahlili verdi Nazmi bey. Eğer demir değeri düşük çıkarsa takviyeye başlayacağız. Bunun dışında zatürre aşımızı olduk gözyaşları içinde ve şekerimizi alıp muayeneden çıktık.

Fotoğrafları kontrolü beklerken çektim. İki bebek daha vardı, biri 2 yaşında. Kız olan habire Yaprak’a tekme attı. Bizimki şaşırdı. İlk defa tekme olayı ile karşılaştı. Tekmeyi yedikçe bir bebeğe, bir bana baktı. Bebeğin annesi çok kızdı kızına, ben güldüm, Yaprak’a “gel tatlım” dedim, sarıldım. :)

Çıkışta Cevahir’e alışverişe gittik. Kahve içtik, birşeyler yedik. Ama bu gezintimiz fazla uzun sürmedi, Yaprak altını doldurdu. Benim yanımda yedek, Cevahir’de de bir bebek bezi otomati olmadığı için taksiye binip bir an önce eve döndük :)

Tags: ,

Kontrol Öncesi Kaynatalım !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
20
Nis

dsc04879adsc04866b

Bugün periyodik sağlık ve gelişim kontrolümüz için doktorumuz Nazmi Ataoğlu’na gittik. Yaprak son kontrolüne göre boyu bayağı uzamış. Hatta “acaba doktor yanlış mı ölçtü?” diye düşünmüyor değilim. Belki de yanlış kaydetti. Yaprak, Aralık 08 sonunda 77,5 cm iken, aradan geçen 4 ay içinde 85 cm’e ulaşmış olabilir mi? Bana göre olmaz. Yarın sabah minik ponpon kalksın, bir de ben ölçeceğim boyunu. Kilomuz ise 10,5 dan, 11.7′ye  çıkmış. Nazmi bey “herşey normal” dedi. Bu kontrolümüzde aşı yoktu. Bir sonraki randevumuzu Haziran sonuna aldık. Zatensonrasında bir aylık tatil için Datça Aktur’a gideceğiz yine.

Gelelim yukarıdaki fotoğraflarımıza. Nazmi Bey’i beklerken Yaprak hanım etraftaki diğer bebeklerle pek bir samimiyet kurdu. Onlarla çubuk kraker yedi, biraz gülüştü, biraz itişti. Bu anlık gelişen arkadaşlık ilişkilerinden büyük zevk aldı sanırım. Yaprak da farkettiğim bir özellik çok kibar olması. Diğer bebekler ona vururken, o hiç cevap vermiyor. Onlara gülerek bakıyor. Elinde keki varken onlara paylaşmak istercesine uzatıyor. “Cici” yapmaya çalışıyor.

dsc04850aBu arada Yaprak geçen gün bisikletinden düştü, yanağını kütüphanenin kenarına vurdu. Olay İlhan’la benim gözlerimizin önünde yaşandı ama engelleyemedik. Çok üzüldük. Hele küçük kazazedemizin dudağının kenarı patladığı ve kan aktığını farkettiğimizde üzüntümüz iki kat arttı. Ertesi gün ise sol yanağında morarıklık oluştu, halen de geçmedi. Lütfen hemen iyileş ve bir daha bisikletinden düşmemeye çalış olur mu hayatım ? …

Tags: ,

Yaprak’ın 12. ay kontrolü

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
27
Ara

media_cardblackberrypicturesimg00159-20081227-1154media_cardblackberrypicturesimg00175-20081227-1203

Bugün Yaprak’ın 12. ay kontrolü için doktorumuz Nazmi Ataoğlu’na gittik. Bu ay su çiçeği aşımızı olacaktık. Minik kedicik doktor kontrolünü hiç sevemedi, seveceğe de benzemiyor. Elbet kimse aşı olmak istemez ama daha masanın üstüne konur konmaz da ağlamaya başlanmaz doğrusu. Kontrol için beklerken etrafa gülücükler saçan, akranlarıyla el, kol hareketleri ve  garip garip sesler çıkartarak iletişim kuran Yaprak, doktor odasından içeri girince huzursuz, mızmız, mutsuz bir bebeğe dönüşüyor.

Kontrolde herhangi bir olumsuzluk olmadığını öğrendik, sevindik. Kilomuz 10,5 kg olmuş. Boyumuz aynı; 77,5 cm. Artık patlıcan, bakla, bamya dahil herşeyi yemek serbest. Gelecek ay, 17 Ocak’daki 13. ay kontrolümüzde aşı serisinin sonuncusunu olacağız ve sonrasında 18. aya kadar küçük kuşun canı bir daha yanmayacak. Her ay gittiğimiz kontrollerin sıklığı da üç ayda bire düşecek.

Tags: ,

11. Ay Doktor Kontrolümüz

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
29
Kas

Bugün 11. ay sonu kontrolümüz için doktorumuz Nazmi Ataoğlu’nun yanına gittik. Kasım ayı için herhangi bir aşımız yazılı olmadığı için büyük dram yaşamadık diyebilirim. Yaprak’ın boyu 2,5 cm birden uzayarak 77,5 cm. olmuş. Doğrusu minik böceğin bu derece uzadığını hiç farketmemiştim. Eeee tabii, bunca yemeğe uzayacak canavar. Kilosu ise 10 kg çıktı. Yedikleri hep boya gitmiş demek ki. Bir yaşına bir hafta kala Yaprak hanım boy olarak ortalamanın 3,5 cm üstünde, kilo olarak ise istenen seviyede. Doktorumuz multitabs vitaminden multi-vitamin şuruba geçmemizi istedi. Patlıcan, bakla ve bamba hariç bütün sebzeleri yiyoruz, bu üçünü de 1 yaş sonrasında menümüz alabileceğiz. Kahvaltımızda son bir aydır Nestle’nin ballı Cheerios’unu yarım kibrit kutusu büyüklüğünde yarım yağlı ve tuzsuz beyaz peynir ve bir yumurta sarısı ile karıştırarak veriyordum, ayrıca bir tatlı kaşığı üzüm pekmezini de ihmal etmiyordum. Bu kontrolümüzde sadece sarısını yediğimiz yumurtanın tümünü yememize izin çıktı. Sonuçta gayet sağlıklı bir bebeğimiz olduğunu söyleyen Nazmi Bey’in yanından güle oynaya ayrıldık ve evimize döndük.

Tags: , , , ,

Aylık Doktor Kontrolümüz

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
28
Eki

Yaprak 10 ay 3 haftalık oldu. Bugün sonunda biraz gecikme ile doktorumuz Nazmi Ataoğlu’na gidebildik. Bugün itibariyle kesin eminim ki, küçük böcek ayda bir gelse bile muayenehaneyi hatırlıyor. İçeri girer girmez başladı mızmızlanmaya, muayene masasına koyduğumuz anda ise başladı çığlıklar atarak ağlamaya. Nazmi Bey çok sakin bir adam. Belki tecrübeden, belki de karakteri böyle. Az konuşur, genelde yüzü ifadesizdir. Siz birşeyler sormadıkça veya bir durum anlatmadıkça ondaki bilgiyi alamayız. Böyle bir doktorumuz olmasının hem iyi yönü var, hem de kötü. Kimisi kötü haber tellalı gibi ” şunu yapmazsan böyle olur, onu vermezsen şöyle sonuçlanır” gibi anne babayı geren şeyler söylüyor. Hasta olmayan çocuğu hasta edecek kadar pimpiriklendiriyorlar ebeveynleri. Nazmi Bey’e ise neler soracağınızı, neleri paylaşacağınızı hazırlayarak gitmeniz lazım. Dersini çalışmadan giden çakıyor çünkü. Muayenehaneye girmesi ile çıkması bir oluyor neredeyse. Nazmi Bey ” ya çok sağlıklı” diyor, ya da …. bize başka birşey demedi bugüne kadar. Dilerim de hiç olumsuz birşey söylemez. Onun bu sözlerinden sonra ben başına çörekleniyorum, “onu yedi, bunu yapmadı, çok ağladı, yediklerini tükürdü, süt verdim, su içmedi” … elli tane şey sıralıyorum. O ise hiç sakin ifadesini bozmadan cevap veriyor. Bazen sormasam çok önemli bilgilerden mahrum kalabileceğimi anlıyorum ve içimden Nazmi Bey’i sorguluyorum. Böyle olmamalı, o da birşeyleri anlatmalı bebekler hakkında diyorum kendi kendime. Ama sonuçta doktorumuzdan memnunuz, ona Yaprak’ın sağlıklı gidişatındaki emekleri için teşekkür ediyoruz.

Bugün Yaprak grip aşısı oldu. Boyu yarım santim artarak 74 cm olmuş. Kilosu ise 9800 gram. Geçen ay Nazmi Bey bir ayda 600 gram almış olması konusunda uyarmıştı. Bu sefer kilosundan memnun kaldı, birşey demedi. Geçtiğimiz aylara göre en büyük değişikliği ise günlük menümüzde yaşadık. Başta kahvaltı olmak üzere hiçbir ana ve ara öğün için Yaprak’a özel meme hazırlamamamı söyledi doktorumuz. Kahvaltıda ekmek, reçel, peynir, yumurta sarısı ve üzüm pekmezini ayrı ayrı verebileceğimi, günlük inek sütünü ise bir kaşık toz şeker ile tatlandırarak içirebileceğimi, öğlen ve akşam ise biz ne yiyorsak aynısıyla küçük böceği besleyebileceğimi anlattı.

Doktorumuzun yanından ayrılmadan önce Yaprak’la bir fotoğrafını çekmek istedim, böceği Nazmi bey’in yanına götürünce yukarıda görülen vaziyeti yaşadık, bizimki bastı çığlığı, başladı ağlamaya. Kuşun doktoru ile yıldızları her nedense ( ! ) küs. :)

Tags: , , , ,

Yaprak’ın 9. Ay Kontrolü

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş, Doktorlarımız in 0-1 Yaş, Doktorlarımız
26
Eyl

Ailece her ayın son haftası Yaprak’ın aylık rutin kontrolü için doktorumuz  Nazmi Ataoğul‘una gidiyoruz. İşte İstanbul’da ağaçların devrildiği, damların uçuştuğu bu fırtınalı günde bizde hastanenin yolunu tuttuk. Kilo ile boy ölçümü ve muayenenin ardından en son işleme geldiğimizde minik ponpon mutluluktan coştu : AŞI

Yaprak son iki aydır muayenehaneye girer girmez huzursuzlanıyor. Artık sanırım sevmediği birşeyin başına geleceğini hatırlıyor. Bu seferki kontrolde fotoğraf çekeceğimi İlhan’a söylediğim için ( fotoğraf makinasını evde unutmuşum, cep telefonu ile çekmek zorunda kaldım ) Yaprak’la aşı faslı sırasında o ilgilendi. Öyle ağladı, öyle ağladı ki tatlı boncuk ter içinde kaldı. Zor bela kıyafetlerini giydirdik ve herşeyin normal olduğunu öğrenerek Nazmi Bey’in yanından ayrıldık.

Yaprak şu an 73,5 cm ve 9700 gram. Geçen kontrole kıyasla bir santim uzamış ama 600 gram gibi bir farkla fazlaca ağırlaşmış. Doktorumuz beni uyardı. Bir yaşına on kilo ile girmemiz gerektiğini söyledi. Doğrusu ben de son günlerde fazlaca yemek yedirdiğimin farkındaydım. Yanlış yaptım ama bunu telafi edeceğim. Yaprak Hanım’ı annesinin bu akşam itibariyle kampa aldığını duyuruyorum. Rejim değil sadece önümüzdeki günlerde porsiyonlarımızı biraz azaltacağız ve yürüme antramanlarına ağırlık vereceğiz. :)

Tags: , , ,

Uzun Bir Tatil

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş, Doktorlarımız in 0-1 Yaş, Doktorlarımız
21
Haz

Yaprak’la beraber ilk yaz tatilimize bugün çıkıyoruz. Tatil uzun olunca hazırlanması da bir o kadar zor oldu. ‘Ne alsak, ne almasak, gerekir mi, fazlalık mı?’ derken bir baktık bavulumuz 20 kilonun üstüne çıkmış. Pusetimiz, oyun parkımız da derken, bazı eşyalarımızı kargo ile önden göndermek daha akılcı ve rahat geldi.

Sabah kalktığımızda evden çıkma saatimizi belirledik. Sonrasında İlhan bizi havalanına bırakacak ve uğurlayacak. yanıma her türlü kamera, fotoğraf makinesin aldığım için ilk yaz tatilimizi hakkında ciddi bir arşiv yapmak niyetindeyim. Keşke İlhan’da bizimle olabilseydi ama insan kendi işinin başından kolay kolay ayrılamıyor.

Cuma günü 6,5. ay kontrolümüz için doktorumuz Nazmi bey’e gittik. Yaprak kocaman oldu artık. Boyu 70 cm, kilosu 8300 gr. Tam olarak 8 aylık kız bebek boyutunda. Yaprak’ın iki aşısını yaptırıp ve yeni menüsünü de öğrendikten sonra hastaneden gayet mutlu bir şekilde ayrıldık. Anneanne ve dedemize eli boş gitmemek için Cevahir Alışveriş Merkezi’ne gittik ama maalesef oradan elimiz boş çıktık. Allah’tan bugün Nişantaşı’ndan içimize sinen, çok şık bir hediye bulduk ve kargoya verilen bavulumuzda Datça’ya gönderdik.

Belki ara ara dedenin dizüstünden yazı yazabilirim ama büyük ihtimalle bloglarıma bir aylık mola vereceğim. Bu arada bol bol fotoğraf ve film çekeceğim.

TEMMUZ SONUNDA GÖRÜŞMEK ÜZERE ….

Tags: ,

Doğuma Gidiş

38.haftamız içinde olduğumuz 1 Aralık’ta doktorumuz Murat Çarak’ın yaptığı son kontrolde Yaprak’ın aşağı inmek yerine yukarı çıktığını gördük. Son iki haftadır benim sağlığımdaki bozulma nedeniyle ilaç almaya başlamam sanki erken doğumun habercisi gibiydi. Annem antibiyotik aldığım için kızıyordu. Günler ilerledikçe antibiyotik yanında mide ilaçları alımımı da arttırmak zorunda kalmıştım. Ağzıma attığım en küçük lokmada midem korkunç derecede acıyor ve beni gece boyunca uyutmuyordu. Uykusuzluk, aşırı halsizlık ve bedensel sıkıntı artık sinirlerimi de bozmaya başlamıştı. İnsanın bedeni “yeter” sinyalleri verdiğinde, ona “dur” diyemiyorsunuz. Nitekim Murat Bey “10 Aralık’ta sezeryan” dediğinde, ben İlhan’nın Hollanda’ya gitmesi gerektiği için tarihi 6′sına çekmek istediğimi söyledim. Murat Bey de “Peki” dedi. Annem her zaman ki gibi erken doğuma ve sezeryana olumsuz yaklaştı ama ben pes etmiştim.Üstelik bedensel koşullarım nedeniyle doğum 15 gün sonra olsa bile normal yolla gerçekleşemeyecekti.

6 Aralık sabahı bir önceki gece hazırladığım bavulumu kontrol ettim. Saat 11:30′da başlayacak operasyon için saat 10:00′da hastanede olmamı söylemişti Murat Bey. Heyecandan çok büyük bir korku vardı içimde. Korkumun nedeni ise epidural’di. İnsanın beline kocaman bir iğne saplanması ve bu uygulamanın taşıdığı riskler hiç de azımsanacak gibi değildi. Operasyondan hiç korkmadım çünkü Murat Bey’in elinin çok becerikli olduğunu duymuştum. Elleri usta bir terziden çıkan kıyafeti çok rahat ve uzun giyersiniz, eli maharetli ve olumlu-sakin bir doktora da işte böyle içiniz çok rahat gidebiliyorsunuz. İçimdeki korkunun ana nedeni epidurali başkasının yapacak olmasıydı. Sonunda da yaşadığım gerginlik meyvesini verdi; teknisyenin hatalı uygulaması ile kötü yapılmış bir epidural süreci yaşadım.

Hastanede Doğuma Ön Hazırlık

Annemle aynı anda, saat 10:00′da İlhan’la hastanenin kapısından içeri girdik. Üçümüz beraber doğum katına çıktık ve odamıza yerleştik. Hemşire üstümü değişmem için gerekli eşyaları getirdikten sonra bekleyişimiz başladı. Murat Bey başka bir doğumdan gelecekti ve biraz geç kalması olasılığı vardı. İlhan aşağıda kayıt işlemlerini yaparken, biz annemle sohbet ettik. Kalbim güm güm çarpıyordu, bebeğimi kucağıma almama çok az kalmıştı. Doğumdan önceki lavman uygulaması bana yapılmadı. Bu beni çok mutlu etti.

Derken Murat Bey kapıdan içeri girdi, bize “merhaba” dedikten sonra ben sendeye yerleştirildim ve doğumhaneye doğru yola çıktım. Odadan ayrılırken korkudan mı, heyecandan mı bilemiyorum, gözlerimden damla damla yaşlar döküldü, ellerim, ayaklarım buz kesti.

Doğumhanede Bekleyiş

Hayatımda ilk kez ameliyat düzeyinde bir operasyon geçireceğim için etrafımı meraklı bakışlarla izliyordum. Doğumhane, kapısından içeri girdikten sonra bir koridor ve koridora açılan 4-5 odadan oluşuyordu. İçimden sürekli “o ne, bu ne, burası neden böyle, her oda da biri var mı, ben hangisine gideceğim, bu ortalıkta dolanan insanlar kim?” gibisinden sorular sormak geçiyordu ama sustum. Beni kısa koridorun solundaki odalardan birine yerleştirdiler. Sedyeden doğum masasına geçtim ve sırt üstü yatırıldım. Aradan 1-2 dakika geçmeden fenalaştığımı hissettim ve “bayılacağım” diye seslendim. Sırt üstü yatırmaları sanırım tansiyonumu etkilemişti. Beni yan çevirdiler, oksijen verdiler ve bir süre bekledik. Bu arada odada 3-4 kişi kendi aralarında konuşuyorladı. Anladım ki, aralarından biri epidurali yapacak olan adamdı.

Epidural Anestezi

Ben yatmış, adamları dinleyip görüş alanımı izlerken kapıdan Murat Bey bir göründü ve yine yok oldu. Sonrasında beni doğum masasında oturur pozisyona getirdiler ve kocaman karnımın üstüne öne eğilmemi söylediler. Kalbim öyle çarpıyor, ellerim öyle titriyordu ki, onları durdurmak için iki elimi birbirine kavuşturdum. “Çok heyecanlıyım, çok korkuyorum” dedim kısıkça yanımdakilere. Bana “çok iyisin, biz neler yaşıyoruz burada” dediler ve beni rahatlatmaya çalıştılar.

Öne eğilmiş bir vaziyette beklerken belimde bir sızı hisettim, bu arada Murat Bey’de yanıma gelmişti. Birinciden sonra ikinci defa iğnenin batırıldığımı hissettim. İkinci mi, üçüncü müydü hatırlamıyorum, birden beni büzülmüş halimden geriye doğru fırlatan korkunç keskin bir acı hissettim belimde. Ama bu esnada Murat bey boynumdan tuttu, aşağı bastırdı ve hareket etmemi engelledi. O an içimden bir ses “yanlış birşey var” dedi. Sonrasında Murat Bey “biraz daha yana yapmalıydın” dedi epidurali yapan adama.

Doğum

Beni yavaşça yatırdılar ve kollarımı iki yana açıp bağladılar. Elime de lokal anestezi ilacını taktılar. Ara ara ayağıma, bacağıma iğne batirip “hissediyor musun?” diye soruyorlardı. Cevabım hep “evet” oldu. Sanırım epidural anestezi düzgün yapılsaydı ayaklarımı daha çabuk hissetmemem gerekirdi. Sonunda ayaklarımın buz gibi olduğunu farkettim. Önüme yeşil bir örtü çekildi ve operasyon başladı.

Operasyon devam ederken etrafa bakıyordum, iki adam da yanıbaşımdaydı. “Kameran var mı?” diye sordu biri. Yattığım yerden “Evet ama eşimde ve onun girmesine izin vermediler” dedim. Bunun üzerine adam “ben gider alırım” dedi. Şimdi, o hasta bakıcı adam sayesinde Yaprak’ın, benim de görmediğim doğumu, ağlaması, burnunun temizlenmesi, yıkanması kayıtları var. :)

Sakin sakin beklerken birden karnımda farklı bir hareketlilik hissettim ve sonrasında acı… daha fazla acı … daha, daha fazla acı … ben kısık bir şekilde inleyip “canım çok acıyor” derken karnımın içinden Yaprak’ın çekilip çıkartıldığını hissetim. Bu inanılmaz bir duyguydu. Kocaman, yüklü karnım birden “pof” diye sönüverdi. Murat Bey’in gülerek “erkek oldu” sözlerini duyunca, kafamı yattığım yerden doğrulttum. Gayri ihtiyarı “haaa” diye bir ses çıktı benden :) Çok şaşırmıştım. Murat Bey’ın şaka yaptığını anlamam için birkaç saniye geçmesi gerekti :) Yaprak’ın tiz ama kuvvatli ağlama sesi ile kendime geldim. Bebeğim doğmuştu, onu göremiyordum ama mutluluktan ve meraktan delirebilirdim. Ellerim bağlı olduğu için hareket de edemiyordum. Birkaç dakika sonra tepemde küçücük bir beden ve yüz belirdi. Bürüş bürüş ve o kadar tatlıydı ki, onu görünce ağzımdan çıkan ilk kelimeler “Tanrım, ne kadar tatlı” oldu. Yaprak’ın yıkanmamış yüzünü bana yaklaştırdılar ve onu defalarca öpmemi sağladılar. O anda artık engelleyemediğim şekilde ağlamaya başladım. Yaprak’ın tam doğum saati 13:02 olarak gerçekleşti. Hemşireler onu götürülerken biri “amma avaz avaz ağlıyor, sus” diye bağırdı. İçimden “Aferin kızım, dağıt ortalığı” diyerek güldüm.

Odaya Çıkış

Yaprak, yukarı doğum katına götürülürken Murat Bey’de karın içinin temizlenmesi ve dikiş işlemlerini gerçekleştirdi. İşlemler başta biraz ağrılı olsa da odaya yayılan klasik müzik beni gevşetiyordu. Doğum sürecim toplam 45 dakika kadar sürmüştü ve sonrasında beni odama götürdüler. Odada annem ve İlhan beni bekliyordu. Anestezi ilacına devam edilebilmesi için bir makinaya bağlandım. Babam ve Alp geldiler. Bu arada korkunç bir titreme başladı vücudumda. Her yanım zangır zangır sallanıyordu. Konuşamıyordum bile. Büyükbabamın böyle bir alerjik durum geçirmiş olmasından dolayı babam biraz telaşlandı. Ama genç bir kadın doktor geçeceğini söyledi. Hatta Yaprak odaya getirildiğinde o kadar çok titriyordum ki, onu tutamayacağım diye korktum. Bir süre sonra Murat Bey beni kontrol için geldi ve “normal doğum yapanlar kadar ağrıyı sen de yaşadın” dedi. Onun bu sözlerinden de kesin olarak anladım ki, epidural anestezi gerçekten pek başarılı olmamıştı.

Doğum Sonrası Ağrılar

Doğumun gerçekleştiği gün yoğun şekilde ağrı kesici verildiği için hiçbir sıkıntım olmadı. İlk ziyaretçimiz, babam ve Alp’ten sonra Ayşe Musal oldu ve bizimle gün boyu oturdu. Sonrasında iş yerimden Ayşın Hanım, Kadriye Hanım, Melike, Tuğrul bey ve Harun Bey geldiler. İlhan’nın annesi, ablası ve eniştesi de ziyaretçilerimiz arasındaydı. Kapımızın önü sana hoşgeldin diyen arkadaşlarımızın çiçekleri ile doluydu. Bu arada Yaprak’ın doktoru Nazmi Ataoğlu bize bebeğimizin çok sağlıklı olduğunu söyledi. Onu emzirme girişimlerime de ilk gün itibariyle başladım. Geceleri annem benimle kaldı, gündüzleri ise İlhan hep yanımdaydı.

Birinci günün rahatlığı, ağrı kesicilerin yokluğu ile ikinci gün yerini büyük sıkıntıya bıraktı. Murat bey karnın şişecek ve gaz sancın olacak demişti ama yaşadığım şey düşündüğümün kat kat üstündeydi. Karnım sanki 8 aylık hamile gibi şişti ve ameliyatlı vücudumla kıvrılamadığım için karnımdaki sancıdan dolayı ne yapacağımı şaşırdım. Ayağa kalkıp yürümemi istediklerinde tansiyonum yine çıldırdı ve yatağa yığıldım kaldım. “Tanrım, bu nasıl birşey” derken ilk rahatlamam gazı çıkarmam ile gerçekleşti. Sonrasında İlhan’nın yardımları ile bir iki küçük adım atarak odada yürüdüm.

İkinci günün gecesinde zaten ağrılar içindeki vücuduma annemle girdiğim gülme krizi de eklendi. O anları hayatım boyunca unutmayacağım. Annemin ne anlattığını şu an hatırlamıyorum ama öyle bir gülme krizi tuttu ki beni, ameliyat yerim patlayacak sandım. Beynim gülüyor, bedenim acı ile sarsılıyordu. Bu nasıl bir durumdu böyle ???? Anneme yalvardım konuşmaması için, annem beş dakika duruyor yine anlatmaya devam ediyordu. :) Gül, inle, gül, inle … sonunda böylece sızıp kalmışım.

Bu arada hasta bakıcılar arı gibi çalışıyordu. Özellikle aralarından iki tanesine çok teşekkür ettim. İkinci gün sondam çıkartıldı ama kanamam kesilmedi. İçimden “Onların işleri bu” desem de, ara ara utanmadan edemedim.

Üçüncü günün hepsini geçirmeden hastaneden bebeğimizi alarak eve çıktık. Son gün için çok anlatmak istediğim şey olmamakla beraber unutmak istediklerim çok. Hayatta en büyük dualarım hep “akıl” üzerine olmuştur diyorum ve bu yazımı da “Yaprak’ı çok seviyorum” diyerek bitiriyorum.

Birkaç Fotoğraf


Tags: , , , , , , , , ,

GÜNÜN TATLISI

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş, Doktorlarımız in 0-1 Yaş, Doktorlarımız
22
Nis

yaprak kişioğlu

Sevmelik, yemelik, ısırmalık, kuytuda kıstırmalık … kelimeler yetmiyor bu tatlılığı anlatmaya …

Bugün aylık doktor kontrolümüzde boyumuz 67 cm, ağırlığımız 7400 gram çıktı. Elimdeki kitaplardan Yaprak’ın şu anda 6,5 aylık kız bebek boyutlarında olduğunu öğrendim. Neden acaba ? Hep şu hormonlu gıdaları düşünmeden edemiyorum. Artık bebeklerin saptanmış ortalamalarını da revize etmeliler bence. Kime sorsam “bizimki de nornalden uzun, iri ” diyor. Yaprak şu an sadece mama ile besleniyor maalesef, anne sütümüz bitti :( Doktorumuz Nazmi Bey ek besinlerimizi verdi. Elma ve havuç suyu ile püresi ve Milupa’nın pirinçli sütlü muhallebisi. Bunun dışında Yaprak’ın elleri ve ayaklarındaki fazla terleme şüphemi doktorla paylaştım. “Bana normal dışı birşey görünmedi” dedi Nazmi Bey. Benim ısrarım üzerine “kaşınıyorsun” dedi ve kan testi verdi. Küçük kuşumun yine biraz canını yakacağız ama eğer bir aksaklık varsa ne kadar erken tespit edilirse o kadar iyi olur. Benim minik kuşum sağlıklı olsun da başka hiçbirşeyin önemi yok …

Tags: ,

Yaprak’dan Haberler

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
20
Nis

yaprak

Günün Başlangıcı : Yaprak bugün bileklerine taktığım böcek oyuncakları ile şaşkın  …
*
Bugün öğlen Beşiktaş’daki Ahtapot’a gittik. Keyifli bir öğlen yemeği yedik. Tam güzel Türk kahvemizi içme vakdi gelmişti ki Yaprak ağlamaya başladı. “Hay Allah” dedik, bütün yemek boyunca ne de uyumluydu oysaki. Ben “biraz kucakta etrafı dolaştırayım” dedim ve Yaprak’ı pusetinden alarak çarşıya doğru yürüdüm. Derken burnuma yoğun, çok aşina olduğum, nahoş bir koku geldi. Yaprak’ı hafifçe havaya doğru kaldırdım ve burnumu poposuna yaklaştırdım. Evet, tahmin edilebileceği gibi sevgili kızımız bize çok sevindirici günlük hediyesini vermişti. Hem de o derece ki, bu hediyeyi elime bulaştırmadan edemedim. Hızlıca hesabımızı ödeyip eve döndük. Sonuç olarak ben leziz balık menüsünden sonra bir başka “meziz” menü ile şereflendirildim.
*
İki cumartesi önce ailece yine sokaktaydık. Yaprak pusetteydi, yavaş yavaş İstiklal Caddesinden Tophane’ye doğru iniyorduk. Birden gökten hızla birşey düştü. Ne mi düştü ? Güvercin pisliği. Kime mi düştü ? Yaprak’ın kafasına :) “Şanslı Yaprak” mı desek, şanssız mı ? Herneyse, kızımızın kafasını gülerek temizledikten sonra benim gözlerim hemen Milli Piyango biletçisi aramaya başladı. Elinde çok az bilet kalmış yaşlı bir amcadan 9 Nisan çekilişi için iki tane yarım bilet aldım. Benim piyango gibi konularda hiç şansım yoktur. Ama Yaprak’in hayatındaki ilk iki biletine de amorti çıktı (2,9). Beni nedense bu amortiler çok sevindirdi. Hmmm … henüz biletleri değiştirmiş değilim.
*
Salı günü 4,5. ay kontrolümüz için Nazmi Bey’e gideceğiz. Bu sefer doktorumuza başka sorularım da olacak. Yaprak’ın el ve ayakları çok terliyor. Başak tanıdığı doktorlardan böyle terlemenin tiroid bezlerinin aşırı çalışmasından kaynaklanabileceğini öğrendi. Ancak internette yaptığım araştırmalarda da bebeklerde fazla terlemenin doktorlar tarafından normal karşılanabildiğini öğrendim. Bakalım salı günü neler öğreneceğiz ? Acaba Yaprak’ın boyu ve kilosu ne oldu ? Ne gibi ek besinlere başlayacağız ?
*
Yaprak’a “Çoklu Zeka Erken Uyarım Sözel -Mantıksal-Matematiksel Programa” başladım. Böyle bir girişimde bulunmamın nedeni ise National Geographic de izlediğim bir belgesel. Amerika’da 40 yıl önce bilim insanları 100 bebekle 40 yıl sürecek bir çalışma başlatıyorlar. 100 bebeğin 50 sini tümüyle annelerin insiyatifinde büyümeye bırakıyorlar. Diğer 50 bebek ise bilim insanları gözetiminde ay ve yaş büyüklüklerine uygun eğitici oyunlarla büyütülüyorlar. Bilim insanları belirli aralıklarla bu 100 bebeğe çeşitli testler uyguluyorlar. 6. ay ve 1. yılın sonunda bebeklerde hiçbir fark gözetlenmiyor. 18. ay sonunda eğitici oyunlarla büyütülen bebeklerde ufak tefek farklılıklar görülüyor. Asıl şok edici sonuçlar 2.yıl sonunda çıkıyor. Eğitici oyunlarla büyütülen bebeklerin 2. yılın sonunda soruları algılama, anlama ve cevap verme konularında serbest bırakılan bebeklere kıyasla çok ileri oldukları fark ediliyor. Bu fark ileri dönemlerde giderek büyüyor. Oyunlarla eğitilen bebekler ileri yaşlarda televizyonu az izleyen, daha çok dışarıda oynamayı seven, insanlarla uyumlu ilişkiler kuran, öğrenmeye istekli ve çabuk konsantre olabilen çocuklar haline dönüşürken, diğer grup bebekler yavaş öğrenen, çoğunlukla vaktini televizyon karşısında geçiren, konsantrasyonda zorlanan çocuklar oluyorlar. Şu anda 40′lı yaşlarında olan bu bebeklerin oyunla eğitilen grubunun hem okul, hem de meslek hayatlarında çok başarılı oldukları görülüyor. Kısacası ben bu belgeseli seyrettikten sonra Yaprak’ın etrafını bir sürü tatlı oyuncakla doldurmanın dışında başka şeyler de yapabileceğimi öğrendim ve neler yapabileceğimi araştırmaya giriştim. Kısa süre önce karşıma “AKB”- Akıllı Bebekler Akademisi” çıktı. Bayağı bir okuma yaptıktan sonra bu programın Yaprak’la beraber bana da faydası olabileceğini gördüm; Bir bebek aynı anda birçok dil öğrenme yeteneğine sahip olduğu için hem Türkçe, hem İngilizce öğretilebileceği okudum. Düşündüm ki, ben de Hollandaca çalışıyorum. Neden Yaprak’la ikimiz bu dili beraber öğrenmeyelim? Sözün özü bugün itibariyle başladık. Bakalım göreceğiz neler olacak …
*
Günün kapanışı : Öğleden sonra gerçekleşen günün hediyesine ikincisi de biraz önce eklendi. Gecenin 11′inde gelen ikinci paket beni nasıl heyecanlandırdı ve nasıl mutluuuu !!!! etti anlatamam. Baştan aşağı üstümüzü değiştik ve sonunda neyse ki uykuya dalabildik. İyi geceler minik kurabiye Yaprak :)

Tags: ,

Yaprak’la Uzun Uzun

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş, Doktorlarımız in 0-1 Yaş, Doktorlarımız
21
Mar

Evetttttttt, şimdi de biraz önce çektiğim “Yaprak’la Uzun Uzun”. Bu çekim sonrasında Yaprak öylesine bir kaka yaptı ki, bugün ikinci defa yıkandık.!!!!Dün 3,5. ay kontrolümüze gittik. Yaprak 63,5 cm ve 6700 gr. Doktorumuz Nazmi Bey “çok iyi” dedi. Bir de bacaktan aşı olduk. Doktorumuz Nazmi Bey’in kapısında Yaprak’dan iki gün önce doğan Ahmet Çınar ile karşılaştık. Ahmet Çınar’da çok tatlı idi. İlhan tutturdu “ben Yaprak’ı Ahmet Çınar’a vereceğim” diye. Kızım baban şaşırmış … !!!! Benim kızım büyüyecek de, Mars’a gidecek hem … tıh …

Tags: , ,

ipek aral yaprak kişioğlu
Bugün 1. ay doktor kontrolümüze Nazmi Bey’e gittik. Hastaneye erken vardığımız için biraz beklemek zorunda kaldık. Allahtan sen hep uyudun. Etraftan çok ilgi gördün. Gerçekten küçük bir oyuncak bebek gibi görünüyordun üstündeki mor tulumunla. Kontrole girdiğimizde yanımda senin eşyaların olan çantayı taşımadığım için doktorumuz Nazmi Bey’den ufak bir azar işittim. Sonrasında ise boyunun standartın üstünde uzamış olduğunu öğrendik. 1 aylık kız bebeklerin ortalaması 53 cm iken sen 56 cm olmuşsun. Kilonsa boyun kadar mutlu etmedi bizi. :( . Ortalamaya göre 4200 gram olman gerekirken 4000 gram çıktın. Zaten kullanmakta olduğumuz mama takviyesini arttırmamız gerekecek. Doktor Hepatit B aşını yaparken çok ağladın. Kalça filmini ise 2. ay kontrolünde yanımızda doktora götüreceğiz. Ayrıca artık sana ekstra vitamin vermeyede başlayacağız. İşte böyle minik serçe …

Tags: ,

Doktorlarımız

Posted by: ipek aral kişioğluin Doktorlarımız in Doktorlarımız
1
Oca

DOĞUM DOKTORUMUZ

Op. Dr. Murat ÇARAK
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Valikonağı Cad. Şakayık Sokak 45/6 Kat : 2
Nişantaşı / İSTANBUL

Tel : 0 (212)2328777 – 2190800

ÇOCUK DOKTORUMUZ

Dr. Nazmi N. Ataoğlu
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Florence Nightingale Bilim Üniversitesi
Avrupa Hastanesi
Tel : 0 212 212 88 11 /106

DOĞUM HASTANEMİZ

İstanbul Bilim Üniversitesi Avrupa Florence Nightingale Araştırma ve Uygulama Merkezi
Mehmetçik Cad. Cahit Yalçın Sok.
No:1 Mecidiyeköy – İSTANBUL
Tel : 0 212 212 88 11 / 13 HAT
Fax : 0 212 212 77 22

Tags: ,