

Yaprak’la evde oturmaktan sıkıldık ve öğleden sonra giyindik kuşandık, sokağa çıktık. Sokağa çıkarken üstümüze yeni tulumumuzu giyelim dedik ama giyinme esnasında tulumun fermuarını bozunca da, ilk durağımız Nişantaşı City’s deki Mothercare oldu. Tulumun tüm Avrupa yakası Mothercare mağazalarında tükenmiş olmasından dolayı biraz sıkıntı yaşayacağız gibi görünüyor. Bir tek adet Bağdat caddesi’ndeki mağazada kalmış, onu getirtmek için uğraşacaklar ve bizi arayacaklar … kimbilir ne zamana gelir haberi ?
Bu hoşumuza gitmeyen gelişmeden sonra minik ponpona ayakkabı alışverişi yaptık. Yaprak’ı ilk defa bugün kamuya açık bir mekanda yürümesi için tümüyle özgür bıraktım. Kokoş Nişantaşı City’s koridorlarında, adı tam üzerinde “serseri mayın” misali kırıta kırıta, hızını ve yönünü ayarlayamadığı şekilde dolandı durdu. Katlarda dolaşan insanların üstüne üstüne gittiği için önüne geleni sağa sola savurdu, boydan boya cam olduğunu anlayamadığı dükkanın vitrinine bodoslama girmeye çalışında kafasını vurdu, dengesini kaybetti ve yere düştü. Şimdi bu yazıyı okuyan arkadaşlar “peki sen bu arada ne yapıyordun?” diye sorabilirler, ben onun vitrine bodoslama dalacağını düşünmediğim için gülerek peşinden gidiyordum. !!!
Bir ara İlhan’da geldi, bize katıldı. Hep beraber yemek yedik, D&R’da dolaştık. Yaprak hiç alışık olmadığı kadar çok açık alanda yürüdüğü için sonunda yorgun düştü, dolayısıyla da bize evin yolu böylece gözüktü.




Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar