



Çarşamba günü akşamı Ankara’dan kuzen Eda ve Başak Teyze geldiler. Perşembe günü benim işim olduğu için onları göremedik. Programımızı Cuma sabah ise saat 10:00′da erkenden başlattık.
İlk durağımız Pera Müzesi‘ndeki Picasso Gravürleriydi. Eda okulada Picasso üzerine ödev yaptığı için sergi ile ayrıca ilgili ve heyecanlıydı. Biz sergi salonunu merak ve hayranlıkla dolaşırken Yaprak boş alanda bir aşağı bir yukarı koştu, her zamanki gibi … onu durduramadık. Neyse ki sergiyi dolaşan yoktu sabahın erken saatinde.
Picaaso’nun resimlerine nasıl yaptığına dair başrolünü kendisinin oynadığı belgesel film çok ilginçti. Hepimiz şaşkınlık dolu gözlerle ve hayranlıkla şahit olduk tuval başındaki Picasso’nun yaratıcılık serüvenine.
Picasso Gravürlerinden sonra alt kattaki bir diğer sergi “Hipodram/Atmeydanı”nı gezdik. Bizans döneminden halen kalıntıları olan Hipodromun İstanbul’un tarihindeki önemini çok güzel anlatıyordu sergi. Sonra da sabit sergileri dolatık.
Pera Müzesi’nden çıktığımızda öğlen yemeği vakti gelmişti. Nereye gidelim diye düşünürken benim aklıma Tünel’de Tavanarası geldi. Özellikle annem için çok “enteresan” olacak bu tecrübeyi mutlaka yaşamalıyız dedim ve sonunda kendimizi Papatya masasında bulduk. Yemekler her zaman ki gibi leziz, ambiyans bir “enteresan” dı
Sonrasında İstiklal Caddesi’ne çıktık, The House Cafe’de yemek sonrası kahvemizi içtik. Çiçek Pasajı’ındaki antikacılara baktık, Başak İnci’den profitrol diye tutturunca da istikametimizi oraya çevirdik.
Uzun gün Yaprak’ı yorunca minik böcek pusette uyuya kaldı, takside uyumaya devam etti, anneannelere vardıktan sonra da uyanmadı.
Doğrusu çok nefis bir gün geçirdik ailenin hatun kısmı … darısı ertesi güne
Tags: 27 aylık bebek gelişimi, başak dede, eda dede, emel aral, Pera Müzesi, Picasso, Tünel Tavanarası

















































































































Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar