





GİRİŞ – Dükkanlar, Sanat Atölyeleri, insanlar …










CAN YÜCEL SOKAĞI – Taş evler, begonviller, kediler …








GÜLE GÜLE ESKİ DATÇA
(25.07.2009)
Tags: ataman aral, Can Yücel, Can Yücel Sokağı, eda dede, emel aral, Eski Datça






GİRİŞ – Dükkanlar, Sanat Atölyeleri, insanlar …










CAN YÜCEL SOKAĞI – Taş evler, begonviller, kediler …








GÜLE GÜLE ESKİ DATÇA
(25.07.2009)
Tags: ataman aral, Can Yücel, Can Yücel Sokağı, eda dede, emel aral, Eski Datça


29 Temmuz sabahı saat 09:30 feribotu ile Bodrum’a geçerek dönüş yolculuğumuza başladık. Sabah kahvaltısı yapmadık ki, yolda midemiz kötü olmasın diye. Ama feribotta yediğimiz kurabiyeler sonrasında bize bayağı sıkıntılı anlar yaşattı. Açık denizin dalgalı olması sonucu Yaprak kustu. Allah’tan yanımızda oturan diğer bebekli çiftler hemen torba uzattılar yoksa hem bebeğimin, hem de benim halimiz perişan olurdu.
Feribottan indikten sonra biraz dinlenmek için Bodrum evine gittik. Deniz yolculuğumuzun son bir saatinde uyumuş olmanın etkisiyle Yaprak evde hemen toparlandı. Ardından Oasis’e yemek yemeğe gittik.


Yemekten sonra eve döndük, Yaprak öğlen uykusunu aldı. Uyandığında da evi bolca karıştırarak azdı, azdı, azdı …



Akşam üstü saat 18:30 gibi dedemiz bizi Yaprak’la Bodrum çarşısına bıraktı ve minik canavarla ufak tefek alışveriş yaptık kendimize. Ardından anneanne, dede ve Eda ile buluşmak üzere marinaya gittik.

Bodrum marina’dan dedemiz bizi Denizhan Restaurant’a götürdü. Afiyetle yemeklerimiz yedik, şaraplarımız içtik ve artık Yaprak yorgunluğunun doruklarında fazlasıyla mızmızlanmaya başlayınca fişek hızı ile kalktık, eve döndük. Ertesi sabah saat altıda evden çıkmamız gerektiği için erkenden yattık ama sıcaktan ve nemden ben hiç uyuyamadım. Klimaları da Yaprak hasta olur korkusuyla ve anneannenin faranjiti nedeniyle çalıştıramayınca bayağı zorlu bir gece geçirdik hep beraber. Bu arada Yaprak yataktan “gümbür” diye bir sesle düştü ancak minik ponpon o kadar derin uyuyordu ki, bu gürültülü düşüşü sonrasın da bile uyanmadı.
Uçuşumuz saat 08:20′deydi. Check in işlemlerinden sonra anneanne, dede ve Eda ile vedalaştık ve bekleme salonuna geçtik. Bekleme salonunda Yaprak kendisine yabancı bir arkadaş buldu. Arkadaşının annesi Brezilyalı, babası İsveçlı idi. Uçuş saati gelene kadar bu tatlı çiftle ben sohbet ederken, Yaprak’da Emilie ile oynadı.

Uçuş zamanı gelince Yaprak’la yürüyerek uçağın yanına gittik. Uçak doluydu. Ama yer hostesi Yaprak’ı 2 yaş üzeri işaretlediği için yan koltuğumuz boş kaldı ve biz bayağı rahat, keyifli bir yolculuk geçirdik küçük kuşumla.
Güle güle Datça Aktur 2009, güle güle anneanne, dede ve Eda
Tags: 19 aylık bebek gelişimi, ataman aral, bodrum, eda dede, emel aral



Yaz boyunca akşam üstleri en sık yaptığımız şeylerden biri de Eda’nın odasında partilemekti. Kimi zaman Eda odasını balonlarla süsledi, kimi zaman anneanne bize kek yaptı. Her partide televizyondaki müzik kanallarını açıp gönlümüzden geldiği gibi dans ettik, hatta tepindik. Yarışmalar yaptık, oyunlar oynadık. Yaprak ara sıra Eda’nın defterlerine resim çizdi ! Saatlerin nasıl geçtiğini hiç anlamadık bile.



Yaprak ilk kez dün kendi kendine denize girdi. Bugün de ilk defa denizin her zaman dümdüz olduğu küçük koya gittik. Denizin bu durgunluğu Yaprak’ın da hemen suya girmesini sağladı. Bol bol yüzdük, zıpladık, hopladık …




Yüzme sonrasında kumsalda bir aşağı, bir yukarı koşturan Yaprak ardından suların içine bir oturdu, pir oturdu. Onu kaldırmak mümkün olmadı. Onu bisküvi yeme bahanesiyle gölgeye aldıktan sonra toplu bir fotoğrafımızı da çektirmeyi ihmal etmedik.




Saat 12:30 olduğunda iki canavarda “mama, acıktım” demeye başlayında sahildeki Burgerking’e gittik. Yemeklerimizi alıp onları afiyetle midemize indirdik





Yaprak yemek sonrasında yan masamıza gelen ve parkda da arkadaşlık ettiği 2,5 yaşındaki Ayşegül ile oynadı, berabar koşuşturdular, birbirlerine uffflarını gösterdiler.
Saat 14:00′e doğru dedemizi aradık ve geldi bizi aldı. Bu yorucu deniz sefasının ardından eve varır varmaz Yaprak kendisini uyumak üzere yatağına attı ve deliksiz iki saat uyudu.


Geçen gün denizde Yaprak’ı Eda ile birlikte kuma gömdük. Yaprak bu duruma çok şaşırdı. Bizi merakla ne yapıyoruz diye izledi ama bir oyun oynandığının farkında olduğu belliydi. Hiç kımıldamadı ve bütün bacaklarının kumla kaplandığı ana kadar bekledi, ardından bir de elindeki kürekle üstünü düzledi. Yaprak’ın kuma gömülmesi bittikten sonra aynı işlemi Eda’ya da yaptık. Yaprak yoğun şekilde kum taşıdı ve Eda’nın üstüne son kuleleri dikerken de sabırla bekledi. Çünkü sahilde en sevdiği şelerden biri kule devirmek. Sonrasında Eda her nekadar kulelerini savunmaya çalıştıysa da Yaprak’ın gazabından kurtulamadı



Alp dayı Temmuz ayının ikinci haftasından itibaren onbeş gün boyunca Aktur’daydı. Ama bizimle kalmadı, hergün eve uğradı, bizimle yemek yedi. Yaprak’ın dayısına en çok yaptığı şey ona uzun uzun, yarı şaşkınlık ve yarı anlamazlık içinde bakmak oldu. Bu uzun bakışma sürecinden sonra ancak onunla oyun oynamaya başlayabildi. Belki Alp dayının tatilin başında numaralı gözlüğünü kırmasından dolayı gözünde sürekli “blues borthers” modeli numaralı güneş gözlüğü ile oturması, belki de gür sesi ürküttü küçük böceği. Alp’de az değil, bizimkinin üstüne üstüne gitti hep. (16.07.2009)
Tags: 19 aylık bebek gelişimi, alp aral, ataman aral, Datça Aktur, eda dede


Eda akşam yemeğinden sonra Derin’in yaşgünü partisine davetli. İkimiz gidip Derin için çok güzel bir hediye aldık. Eda ayakkabılarını giyme vakdi gelinceye kadar çok mutluydu. Bütün yazı ayağında çeşit çeşit parmak arası tokyolarla geçiren yeğenim, üstündeki kıyafete uygun kırmızı şık sandaletler önüne gelince birden “bunları mı giyeceğim?” diye bozuldu. Giymeyi uzun süre reddetse de benim zorumla sandaletleri sonunda ayağına geçirdi.
Eda’yı partiye bırakmadan önce “haydi bir fotoğrafınızı çekeyim” dedim. Eda’nın ayağından kaynaklı mutsuzluğu direkt yansımış kameraya. Bizim canavarın ise neden ağladığı meçhul. Anneanne de ise Eda’ya “bak ne güzel oldun” şeklinde moral vermeye çalışıyor ama nafile …
(14.07.2009)
Tags: 19 aylık bebek gelişimi, Datça Aktur, eda dede, Emal Aral














Bugün dedemiz bizi deniz kenarında bol bol görüntüledi. Yazı yazmaya gerek yok, fotoğraflar ve üstlerine düştüğüm kısa notlar yeterince anlatıyor sahilde geçirdiğimiz zamanı…



Bugün itibariyle Yaprak bütün deniz ürkekliğini üstünden attı. Hatta atmak bir yana neredeys içinden hiç çıkmadı. Kah simidinin içinde, kah sığ suda, kah annesi ile yanak yanağa deniz suyunun keyfini çıkardı. Kısa süre sonra tatlı su böceğini denizden çıkarmakta zorlanacağımı düşünmeye bile başladım


İlk durağımız park


İkinci durağımız orman, biraz top oynamak, biraz doğa ile yakınlaşmak






Üçüncü durağımız ikinci oyun parkımız


Dördüncü durağımız Ördekli derenin ördekleri
Tags: 19 aylık bebek gelişimi, bebek oyunları, Datça Aktur, eda dede




Bugün denize C mahallesinin kumsalından girdik. Sahilin ince kum olması Yaprak’ın denize girmesini kolaylaştırır diye düşündük. Eda ile beraber elimizde kazma kürek hemen inşaat faaliyetlerine giriştik Yaprak yanımızda otururken. Biz her tarafımız kum içinde boğuşurken, minik su canavarı da hem bizi izledi, hem kendi kendine etrafa kum atmaya başladı. Ben onu denize yakın bir konuma oturtunca ilk başta mızmızlandı ama sonrasında bayağı dalgalarla haşır neşir oldu ağlamadan.
Dakikalar ilerledi, biz Eda ile Datça kalesini büyütürken, Yaprak’da yüzü, saçları da dahil olmak üzere bütün vücudunu kumlara buladı. Temizlenme vakdi geldiğinde üçümüz birlikte kendimizi sulara attık. Ve bu sefer Yaprak ağlamadı. Başta biraz tedirgin oldu ama sonrasında yüzünde memnun bir ifade ile simidine sarıldı, ayaklarını çırptı.
Böylece bugün itibariyle Yaprak hanımın denize girmeyi reddetme ısrarını kırmış olduk. Belli ki önümüzdeki günlerde deniz kenarında çok daha eğlenceli dakikalar bizi bekliyor.

Yaprak’la saat 20:30′da uçaktan indiğimizde bizi anneanne, dede ve Eda karşıladı. İlk yorgunluğumuzu atmak üzere biraz eve uğradık. Sadece bir gece kalacağımız için ne Bodrum’un, ne de Bodrum evinin gece manzarasının keyfini pek çıkartamadık. Zaten fotoğraftada görülebilen demir parmaklıklara Yaprak canavarı ikinci dakikada tırmanmaya kalkınca balkon kapısı da tümüyle kapandı. Kısacası bu yıl Bodrum’un bize göre olmadığını anlamış olduk, içimiz rahat etti.




Ertesi sabah yani 1 Temmuz’da saat 09:30 Datça feribotuna yetişmek üzere evden çıktık. Yaprak’ın feribotta geçireceği 3 saat güzel başladı. Feribot hareket etmeden önce Yaprak önde, ben arkada bayağı dolandık güvertede. Hareket ettikten sonraki ilk dakikalar da çok güzeldi. Ama açık alandaki rüzgar ve denizdeki dalga arttıkça etrafta dolaşmak zorlaştı, biz de feribotun kapalı bölümüne geçtik. Elbetteki bu değişiklik Yaprak’ın pek hoşuna gitmedi.

Feribotta bulunan bütün .ocuklar kısa süre sonra kapalı bölmeye geldiler. Çocukların hepsi Yaprak’dan oldukça büyüktü ama aralarıdan Ada bizimkinin mızmızlanmasına herhalde çok üzülmüş olacak ki, yanındaki küçük, sevimli çantasından bir sürü “miniş” çıkartmaya başladı. Bu sevimli oyuncaklar bizimkinin de çok hoşuna gitti. Derken oyuna Eda’da katıldı ve yolculuğun ilk saatini neşeli bir ortamda geçirmiş olduk. İkinci saat ise aynen uçaktaki dakikalar gibi pek bir sevimsiz geçti. Ve artık ben tam pes edecekken Yaprak koltukta uyuyakaldı. Böyle zorlu zamanlarda hızır gibi yetişen gücün Tanrı olduğuna gerçekten inanıyorum

1 Temmuz Yaprak’ın dedesinin yaşgünü. Bu yaşgününde dedesinin yaşgünü pastasını Eda yapmıştı. Akşam yemeği sonrasında dedemiz “bir pastam bile yok” diye hepimize sitem ederken önüne şarkılar eşliğinde pastasını çıkartınca hem bayağı şaşırdı, hem de çok sevindi. Eda yaptığı pasta çok beğenilince çok mutlu oldu. Eh, bu kutlamamızı fotoğraflamayı da ihmal etmedik.
Tags: 19 aylık bebek gelişimi, Datça-Bodrum feribotu, eda dede

Bugün ablam Başak Ankara’dan geldi. Eda annesine kavuşunca çok sevindi. Biz de Yaprak’la öğleden sonra anneanne ile dedeye Başak’ı görmeye, “hoşgeldin” demeye gittik. Bu arada Anadolu yakasına taşındığından beri fazla göremediğimiz kardeşim Alp’de evdeydi. Eeee, maaile bir araya gelince ben de hemen fotoğraf makinamı çantamdan çıkardım ve birkaç kareyi daha fotoğraf arşivimize ekledim. Bu arada ailenin bol tüylü ferdi Zeytin maalesef ortalarda görünmüyor.


Başak, Yaprak, Alp ………………. Eda, Başak, Yaprak
Tags: alp aral, ataman aral, babaş dede, eda dede, emel aral


……………



Bugün Eda’yı anneannelerden alıp dışarı çıktık. Soğuk hava ve hafif hafif yağan yağmur nedeniyle fazla yürümeden Nişantaşı Citys’e girmeye karar verdik. Alışveriş merkezi için biraz gezdik ve sonrasında Starbucks’da birşeyler içtik, yedik. Fotoğraflar çektik. Ardından tekrar yürüyelim dedik ve olan oldu. Yaprak hızını alamadı yere düştü, dudağını patlattı
Minik böceğin ilk defa bir kazada kanı aktı, dudağı şişti. Ama benim her zaman gülen bebeğim fazla ağlamadı ve yine kucağımdan sıyrılarak tıkır mıkır adımlarına merkez içinde devam etti.
Tags: 13 aylık bebek gelişimi, eda dede, Starbucks
Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar