Posts Tagged "Dolmabahçe"

Dolmabahçe Laleleri Boğazlandı !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
7
May

dsc05338adsc05330a
dsc05335bdsc05334a

Bugün Dolmabahçe’deydik. Sahilde çayımızı içtik, tostumuzu yedik. Yaprak’ı pusetinden indirdiğimde kendimizi Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesinin içinde bulduk. Sarayın kapısındaki polisler içeri girmemize çok yardımcıydılar. Bu çok bakımlı, güzel bahçede Yaprak’ın ilk ilgisini çezbeden boyları kendisi kadar laleler oldu. Birinci laleye cici yaptık, ikinci lalenin taç yapraklarını tuttuk ve kopardık (!), üçüncü ve dördüncü laleye geldiğimizde sıra bizimki coştu. Laleri uzun sağlarından tutup deli gibi sallamaya başladı. Ne sağlam lalelerse hiç birşey olmadı zavallılara. “Dur Yaprak, bak polisler bizi atacak” diye diye zorla uzaklaştırdım çiçeklerin yanından :P

dsc05347adsc05346a
dsc05342adsc05341a

Sonrasında Dolmabahçe Sarayı’nın ana giriş kapısındaki bir banka oturdum ben. Yaprak ise boş olan meydanda yoruluncaya kadar gönlünce gezdi, koştu, oturdu.

Tags: , ,

Sosyalleşen Minik Böcek Yaprak

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
2
Ara

Bugün günlerden Salı, Aralık’ın 2’si. Kış fena gelecek diyorlar, biz ise görüldüğü üzere Ekim ayı kıvamında bir sıcaklıkta yine Dolmabahçe sahilindeyiz. Yaprak hanım pusetinden inip ayakları yere değer değmez coştu. Annesi dışında etraftaki bütün masalarla ilgilendi, konuştu, gülüştü. Üniversiteli olduğunu tahmin ettiğim iki delikanlı ile flört bile etti ! Ben de seslendim “Yaprak daha erken değil mi?”. Bütün çevre masaların ilgi odağı haline gelen Yaprak herkesin yüzünde sıcak bir gülümsemeye neden oldu. Şu andan bile anlaşıldığı üzere son derece dışa dönük bir kızım var. Etrafa gülsün, seslensin, ellerini tutsun, nasıl birşeydir anlamadım. Ben de fırsattan istifade fotoğraf çekeyim dedim ama şansıma minik böceğin yüzünü ve hareketliğini güzel yansıtabilen kareler yakalayamadım; ya yüzü pusetin arkasına denk geldi, ya güneş vurdu, ya da tam çekecekken bizimki aniden yön değiştirdi.

Tags: ,

Güneşli Günler Turu

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
14
Kas

Bütün güneşli günlerde olduğu gibi Yaprak’la kendimizi attık sokaklara. Akaretlerden aşağı yürüdük, Dolmabahçe Sarayı boyunca ağaçlı yoldan devam edip, sarayın yanındaki kafeteryada deniz havası aldık, tost yedik, birşeyler içtik. Yaprak’ı bu sefer tarihi yarımadayı; Topkapı Sarayı’nı görüntüleyebilecek şekilde fotoğrafladım. Madem çekim yapılan mekan aynı, bari açılar farklı olsun diye düşündüm :)

Sonrasında Maçka Parkı’nda salıncağa bindi Ponpon. İlk günlerde salıncakta pür dikkat oturan, önündeki düşmesini engelleyen bölüme iki elle sıkıca tutunan Yaprak Hanım artık ellerini bırakıp ayaklarını uzatarak kendince akrobatik hareketler yapmaya başladı. Yetmiyormuş gibi elimde kamerayı görünce sırıtıp, mutluluk çığlıkları atarak “bak, neler yapıyorum” dersesine poz vermeyi de ihmal etmedi.

Gözlerim dün tanıştığımız Kazak Leila ve oğlu Abay’ı aradı ama biz parktayken gelmediler. Leila’nın Türkçesi çok akıcıydı ve sanırım o da benim gibi yürümeyi ve açık havayı seviyordu ki, saatlerce Maçka Parkı’nda hem bebeklerimiz dolaştırarak, hem de sohbet ederek çok güzel vakit geçirdik. Abay ile Yaprak birbirleri ile pek ilgilenmediler. Abay “ileriyi gören, öngörü sahibi” demekmiş, çok hoşuma gitti. 15 aylık, çok tatlı ve hareketli bir bebek Abay. Ayrıca Leila’yı da içimden tebrik ettim, bu hareketliliğe oğlunu çok iyi idare ediyordu doğrusu. Leila ve Abay’a buradan selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Blogumuzun adresini Leila’ya vermiştim, belki bu yazdıklarımı da okuyabilir. İstanbul’da sadece bir hafta kalıcak olmalarına üzüldüm. Eminim Yaprak yürümeye başladığında Abay ile parkta oynayabilirlerdi. Ayrıca dün fotoğraf çekmemiş olmam da beni sonradan çok üzdü. Havada uçan sineği bile çeken ben, nasıl unutabildim bilmiyorum. !?

Bugünümüzü Citys Starbucks’da cam kenarında geniş koltuklara oturup, Yaprak yoğurt ve üzüm yiyerek, bense kahve içip ve pek de beğenmediğim muffini mideme indirerek kapattık.

Tags: , , ,

Dolmabahçe Sularından Masanın Altına

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
29
Eyl

Yağmurlu ve rüzgarlı geçen günler bizi adeta eve esir etti. Yaprak’da bende şöyle keyfimizce sokaklarda dolaşmaya hasret kalmıştık. Üstüne üstelik evde oturmak insana bir miskinlikte getiriyor. Örneğin ben dün evde perişan halde dolaştım. Biraz uykusuzluk, biraz miskinlik derken günü zor bitirdim.

Bu sabah Yaprak annesine acıdı ve 8:00 de uyandı. Uyku bana ilaç gibi geldi sanırım. Öğle yemeğinden sonra havanın kapalı olmasına aldırmadan dışarı fırladık Yaprak’la. Kara gökyüzü her zaman yağmur anlamına gelmiyor. Nitekim yumuşak esen rüzgar eşliğinde hergünkü rotamızı da değiştirerek Swiss Hotel’den aşağı İnönü stadyumunun önüne indik. Aklıma Dolmabahçe Sarayı’nın hemen dışındaki kafe geldi. Birden sevinç kapladı içimi ve Yaprak’ın yanımızdan bütün geçenlere el uzatarak yaptığı arkadaşlık çağrıları eşliğinde kendimizi deniz kıyısında bulduk. Deniz kenarındaki tek boş masaya uçarcasına gittik. Öylemi otursak, böyle mi otursak, nasıl otursak derken bayağı zaman aldı masaya yerleşmemiz. Yaprak denize ne çok yakın, ne de çok uzak kalmasın diye sanki ölüm kalım problemi çözdüm :)

Yoldan Dolmabahçe’ye gittiğimizi haber verdiğim babamız yine ofiste çalışıyordu. Bize onsuz keyif yaptığımız için sitem etti ama biz oralı olmadık ! . Tabii tanrının sopası yok, tam boğaz havası ve manzarası ile mutlu mutlu gevşemişken, Yaprak hanım kahvemi olduğu gibi pantolonuma ve ayakkabıma boca etti. Bir gelip bir daha gölgesini bile göstermeyen garsonun iş işten geçtikten sonra getirdiği iki tane peçete ile neremi silsem bilemedim ! . Bir süre daha minik ponponun çevre masalarla iletişimini ve etrafımızda dolaşan bir büyük, iki bebek kedi ile eğlenmesine eşlik ettikten sonra kafeden ayrıldık, saray boyunca ağaçlı yoldan beşiktaş’a doğru yürüdük. Yaprak yolda uykuya daldı, eve dönene kadar da kestirmeye devam etti.

Eve girmemizden kısa süre sonra ofisinde elektriklerin kesilmesi nedeniyle erkenden İlhan’da geldi. Onlar Yaprak’la oynarken fotoğraf çekeyim dedim ve …

Bu arada İlhan’ı poz verirken güldürebilmek için akla karayı seçiyorum, şikayetçiyim ! En alt fotoğraftaki kokoşun parmakları yelpaze gibi açılmış ayaklarını yerim ben :)

Azgınlıktan hangi saksıyı eşeleyeceğini, neyi yutacağını ( bugün kakası ile uzun bir plastik poşet parçası da çıktı), nereye saklanacağını bilemeyen Yaprak’ın sesini her yerden duyabilmeye alıştık. Biraz önce de masanın altından üç sandalyenin tam ortasında girmiş bağırmaya başlayınca pek de şaşırmadık ama çok güldük. :) … şip şak anne görev başında …

Tags: ,