

29 Temmuz sabahı saat 09:30 feribotu ile Bodrum’a geçerek dönüş yolculuğumuza başladık. Sabah kahvaltısı yapmadık ki, yolda midemiz kötü olmasın diye. Ama feribotta yediğimiz kurabiyeler sonrasında bize bayağı sıkıntılı anlar yaşattı. Açık denizin dalgalı olması sonucu Yaprak kustu. Allah’tan yanımızda oturan diğer bebekli çiftler hemen torba uzattılar yoksa hem bebeğimin, hem de benim halimiz perişan olurdu.
Feribottan indikten sonra biraz dinlenmek için Bodrum evine gittik. Deniz yolculuğumuzun son bir saatinde uyumuş olmanın etkisiyle Yaprak evde hemen toparlandı. Ardından Oasis’e yemek yemeğe gittik.


Yemekten sonra eve döndük, Yaprak öğlen uykusunu aldı. Uyandığında da evi bolca karıştırarak azdı, azdı, azdı …



Akşam üstü saat 18:30 gibi dedemiz bizi Yaprak’la Bodrum çarşısına bıraktı ve minik canavarla ufak tefek alışveriş yaptık kendimize. Ardından anneanne, dede ve Eda ile buluşmak üzere marinaya gittik.

Bodrum marina’dan dedemiz bizi Denizhan Restaurant’a götürdü. Afiyetle yemeklerimiz yedik, şaraplarımız içtik ve artık Yaprak yorgunluğunun doruklarında fazlasıyla mızmızlanmaya başlayınca fişek hızı ile kalktık, eve döndük. Ertesi sabah saat altıda evden çıkmamız gerektiği için erkenden yattık ama sıcaktan ve nemden ben hiç uyuyamadım. Klimaları da Yaprak hasta olur korkusuyla ve anneannenin faranjiti nedeniyle çalıştıramayınca bayağı zorlu bir gece geçirdik hep beraber. Bu arada Yaprak yataktan “gümbür” diye bir sesle düştü ancak minik ponpon o kadar derin uyuyordu ki, bu gürültülü düşüşü sonrasın da bile uyanmadı.
Uçuşumuz saat 08:20′deydi. Check in işlemlerinden sonra anneanne, dede ve Eda ile vedalaştık ve bekleme salonuna geçtik. Bekleme salonunda Yaprak kendisine yabancı bir arkadaş buldu. Arkadaşının annesi Brezilyalı, babası İsveçlı idi. Uçuş saati gelene kadar bu tatlı çiftle ben sohbet ederken, Yaprak’da Emilie ile oynadı.

Uçuş zamanı gelince Yaprak’la yürüyerek uçağın yanına gittik. Uçak doluydu. Ama yer hostesi Yaprak’ı 2 yaş üzeri işaretlediği için yan koltuğumuz boş kaldı ve biz bayağı rahat, keyifli bir yolculuk geçirdik küçük kuşumla.
Güle güle Datça Aktur 2009, güle güle anneanne, dede ve Eda
Tags: 19 aylık bebek gelişimi, ataman aral, bodrum, eda dede, emel aral


Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar