

Pazar günü ailece boğaza indik. Daha doğrusu ilk başta biz Yaprak’la Arnavütköy’e gittik ve başladık yürümeye. Bebek’de biraz çocuk parkında vakit geçirdik. Ardından Rumelihisarı’na doğru devam ettik yolumuza. Karşımıza çıkan baloncudan kocaman bir mini balonu almayı da ihmal etmedik.


Rumelihisarı’na ulaştığımızda saat 13:30′u bulmuştu, Yaprak “mama, mama” diye sızlanmaya başlamıştı. Ben de hızlıca oturacağımız kafeyi seçtim. Siparişlerimizi verdik, yemeğimizi yerken işten gelen İlhan’da bize katıldı.


Yemek sonrasında Bebek’e doğru geri yürümeye başladık. İstanbul halkı klasik pazarını yaşıyordu. Kimisi bizim gibi yürüyor, kimisi don paça denize atlıyor, kimisi oltasını mavi sulara sallıyordu.








Bebek’e vardığımızda ilk başta kendimize dondurma aldık. Sonra ikinci defa Bebek parkı içindeki çocuk parkına gittik. İçerisi kalabalıktı. Bu kalabalık arasında Yaprak kendi yolunu açtı, bütün oyuncakları gönlünce kullandı. Park çıkışında Bebek’ten Kuruçeşme’ye doğru yürüyüşümüze başladık. Kuruçeşme’den de taksiye binip evimize döndük. Sokak kapımızı kapattığımızda saat 20:00′ye geliyordu. Hepimiz için bayağı yorucu ama keyifli bir gün olmuştu. Artık yazın sonuna geliyoruz. Daha kaç defa böyle boğaz keyfi yapabilir ki diye düşünmeden edemedim Yaprak’ı yatırırken, belki bir belki iki defa daha …


Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar