Posts Tagged "Bebek oyuncakları"

1. Yaşı Böyle Devirdik !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
6
Ara

Yaprak’a yaşgünü hediyesini almak üzere bugün öğleden sonra yola çıktık. Hediyemizin ne olacağını üç aşağı beş yukarı ben tespit etmiş ancak alternatifleri görmek de fena olmaz düşüncesiyle alışverişi internet üzerinden yapmaktan vazgeçmiştim.

Alışveriş yapmak üzere uzun süredir gitmediğimiz İstinye Park’ı seçtik. Havadar olduğu için tercih ettiğimiz mekan, büyüklüğüne rağmen o kadar kalabalıktı ki, yazıyı yazarken bile kulaklarımın halen uğuldadığını hissediyorum. Yaprak’a hediyesini almak üzere gittiğimiz oyuncak mağazasında çeşit çoktu. İstediğimiz yürüteç-bisikleti de görünce çok sevindik. Kısa sürede kararımızı verip bir de yanında minik böceğe oyuncak cep telefonu alarak çıktık.

Fotoğrafta da görüldüğü gibi Yaprak hanım adeta bize ne kadar büyüdüğünü ispatlarcasına sık sık pusetinden inerek koridorlarda annesi ile elele yürüdü. Yürüyüşlerinde dev kelebeği ona eşlik etti. Zaman ilerledikçe hepimizdeki yorgunluk arttığı ve kalabalıktan da sıkıldığımız için eve dönmeye karar verdik. Yaprak yolda İlhan’nın kollarında uyuyakaldı. Anneanne ile dede ve Başak Teyzen ile kuzen Eda dışında sevgili arkadaşlarımız  Sevil ve Serpil Dinçer ile Ayşe Musal seni arayarak ve bir sürü arkadaşımız da Facebook üzerinden yaşgününü tebrik ettiler.

Eve döndüğümüzde Yaprak’ı uykusuna devam etmesi için yatırdık. Uyandığında ise onu iki sürpriz bekliyordu.

Minik böcek yaşgünü pastasının üstündeki maytaplara biraz şaşırmakla beraber pastasından da afiyetle yemeyi ihmal etmedi. Annesi ona “İyi ki doğdun Yaprak” şarkısını defalarca söyledi. Bu arada günün önemli anı tabii ki Yaprak’ın yürüteç-bisiklet hediyesi ile buluşmasıydı. Sonrası tahmin edilebilir; başladı evin içinde bir aşağı, bir yukarı, hızlı hızlı adımlarla bitmek bilmez yürüyüş. :)

Tags: , , ,

Yaprak’ın Yiyecek Suratı

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
10
Kas

Yaprak’la günün aktivitesi olarak “Yiyecek Surat” yapmayı seçtik. Malzeme tedarikçisi ve sanat direktörü olarak ben, öncelikle küp küp doğranmış havuç, patatesler ile bezelye ve mısırları buharda pişirerek hazırladım. Sonrasında bütün malzemeyi bir kaseye boşalttım. ( siz ayrı ayrı kaplara koyun, bana uymayın :) ) Anlatıldığı gibi evde geniş plastik bebek tabağımız olmadığı için yiyecek surak yapabileceğimiz en uygun zeminin benim doğrama tahtam olduğuna karar verdim. Son olarak Yaprak’ı mama sandalyesine oturttum, karşısına da ben yerleştim.

Yaprak şaşkındı ben malzemeler ile göz, burun, ağız yaparken. Bana baktı, malzeme tabağına baktı, yapılmakta olan şekile baktı. Ne olduğunu anladı veya anlamadı ama çok dikkatle seyrettti bütün gelişmeleri. Benim anlatarak suratı yapmam bittiğinde, havuçlarla yaptığım ağızdan bir parçayı Yaprak’a  yemesi için uzattım. Ham yaptı, yuttu, güldü. Sonra işaret ve baş parmağı ile çok yavaş, sanki bir cerrah operasyon yapıyormuşcasına itinalı kendisi bir havucu kavradı. Bir öyle baktı, bir böyle sonra ağzına götürdü, yedi. Ardından da gerisi geldi zaten. Patates burunlardan tattı, bezelye gözler ile oynadı, mısır saçları çok sevdi. Ehhhh, elbet bütün ahengin, sakinliğin bir sonu var. Minik canavar olaya hakim olduğunu hissettiği andan itibaren kontrolü ele aldı ve aşağıdaki gibi dağıldık, malzemeleri küçük ellerimizle ezdik, vıcık vıcık battık, en sonda da anneye dört tarafa saçılmış yiyecek peltelerini toplamak kaldı.

Oyunla ilgisiz gibi görünse de Yaprak hanım etrafı dağıtırken meşguliyetinin ayaklarına yansımasını kaçırmadım. Parmaklarda hareket maksimum … :) . Giydirdiğim çorapları üç ile beş dakika arasında çıkartıp yok ettği için artık pes ettim, evde görüldüğü üzere böyle çıplak dolaşıyoruz.

Tags: , ,

Soru: 11 aylık bebeğime ne gibi oyunlar oynatabilirim? Cevap : Her bebeğim gelişim sürecinin de farklılaşabileceğini ve oyuna katılım düzeyinin aynı olamayacağını düşünerek aşağıda belirtilen oyunları oynayabilirsiniz.

Yiyecek Suratlar:

Bu oyun bebeğinize bir model ( bir yüz) kurgulaması ve inşa etmesini öğretir. Ayrıca yemek yemek konusundaki ana motor becerilerinin gelişimini sağlar. Eğer bebeğinizi yüksek bir mama sandalyesi veya dizinize oturtursanız daha iyi sonuçlar alabilirsiniz.

Gelişecek beceriler : model tanımlama, ana motor beceriler
Oyun için nelere ihtiyacınız var :
kolay kavranabilen, yönlendirilebilen, küçük yiyecekler, örneğin bezelye, küp şeklinde pişmiş doğranmış havuç, mısır taneleri, küçük parçalara ayrılmış minik domatesler, küp şeklinde doğranmış peynir, pişmiş makarna, vs.

Bebeğinizin kırılmaz yemek tabağını önüne hazırlayın. Oyun esnasında kullanacağınız malzemeleri ayrı ayrı kaplara yerleştirin. Sonra yavaş yavaş, bebeğiniz ile konuşarak bebeğinizin malzemelerden bir yüz yapmasına çalışın. Unutmayın yüzün yapımı aşamasında siz sanat direktörüsünüz. Bebeğiniz malzemeleri kimi zaman avuçlayacak, yüzüne gözüne sürecek, atacak, dağıtacak. Hiç yılmadan ve bunun bir oyun olduğunu unutmadan onun ellerini yönlendirin, ona destek olun. Sizin “desteğinizle” yüzün yapımı bittiğinde ise bebeğiniz yemeğini afiyetle yemesine eşlik edin.

Güvenlik notu : Yuvarlak, büyük kesilmiş veya yumuşak olmayan parçalar yutma problemi yaşatabilir. Parçaların küçüklüğünden, yumuşaklığından emin olun.

Benim Küçük Tramplenim

Çocukların yatak üstünde zıplamayı sevdikleri bir sır değildir. Aslına bakarsanız bebeklerde zıplamayı severler ve bu miniklerin bedenlerinin alt bölümlerini kuvvetlendirmenin ve bacaklarına hakim olmayı öğrenmelerinin mükemmel yollarından biridir.

Gelişen yetenekler : Ayakta durmak, yürümek
Nelere İhtiyacınız var : Yaylanabilir özellikte şilteli bir yatak

Bebeğinizi yatağınızın ortasında ellerinden tutarak dikkatlice ayağa kaldırın. Aşağı yukarı sıçratmasına yardım edin, onu hafifçe havaya kaldırın ve tekrar ayaküstü pozisyonda yerine koyun. Eğer bebeğiniz yürüyorsa, sıçrayarak yatakta yaylandığını keşfedebilirse sonrasında sizin sadece ellerinden tutmanız yeterli olacaktır.

Bir diğer eğlenceli oyun : Bebeğinizi yatağınızın üstüne bacaklarını uzatarak oturtun ve onun düşmeyeceği şekilde ellerinizle zarifçe bastırarak yatağı yaylandırın.

Güvenlik Notu : Bebeğinizi hibir zaman yatak üstünde yanlız başına bırakmayın.

Hatırlatma : Her bebeğin gelişim süreci farklıdır. Eğer bebeğinizin bu aktivite için henüz hazır olmadığını görüyorsanız üzülmeyin, birkaç hafta sonra tekrar deneyin.

Kaynak : Babycenter.com

Tags: , , ,

Bu Nasıl Bir Oyun ?

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
2
Kas

Ev perişan, her yere oyuncaklar saçılmış. Ama büyük ve uzmanlarca kurgulanmış oyuncaklar değil, hep böyle abuk subuk küçük şeyler saatlerce oyalıyor Yaprak’ı. Bazen bir küçük ip parçası, bazen oyuncaktan kopmuş bir bölüm, bazen de fotoğraftaki gibi tek başına hiçbir anlamı olmayan, üstüne bir çizgi karakter yapıştırılmış olan plastik obje . Ama zaten olayda burada gizli değil mi ? Benim beynim için hiçbir anlam taşımayan bu kırmızı daire, Yaprak için onun dakikalarını kaplayan ve kimbilir beyninde ne çağrışımlar uyandıran bir büyük keşfe dönüşüyor. Gidiyor, geliyor bana gösteriyor ağzındakini. Hatta sonunda durumun fotoğrafını çekmeye karar veriyorum cep telefonumla. Peki, acaba bu küçük insan ne demek istiyor ? … Büyük insan bebeğindeki sınırsız yaratıcılık karşısında ne kadar da aciz kalabiliyor … belki “bak ben onu ağzımla tutabiliyorum” diyor, belki de bambaşka birşeyler …

Tags:

10 Aylık Yaprak Neler Yapıyor ?

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
11
Eki

Dün yürüyüş parkurumuzda kahve içip boğaz havası aldığımız Dolmabahçe, salıncağa bindiğimiz Maçka Parkı, mama yediğimiz Nişantaşı City’s Alışveriş Merkezi vardı. Hava kapalıydı, akşama doğru da oldukça serinledi. Yaprak bir ara kestirdi, enerjisini topladı. Alanis Morissette’in The Collection albümünü almak için girdiğimiz D&R’da sürpriz bir şekilde Paul Weller’ın son albümü “22 Dreams”ı da görünce çok ama çok mutlu oldum. Yaprak D&R’da bulunduğum süre boyunca uyuduğu için içeride gönlümce vakit geçirebildim.

Son günlerde Yaprak’dan davranışsal olarak bilinçlenme diyebileceğim tepkiler alıyorum. Ağlayarak istediğini elde edebildiğini farkettiğini sezdim. Kısacası garip garip böğürtüler çıkartarak ağlamak aslen kapris ve şımarıklık ifadesi. Salıncaktan inmek istemediği için, yatmak istemediği için veya ben sürekli onunla ilgilenmediğim için … ne zormuş, insan ikilemde kalıyor, nedir doğru, nedir yanlış ? Ağladığında kucağa alıp teselli edince en küçük olumsuzlukta çıngar çıkartıyor. Babası da başka bir etken. Yaprak’ı az görebildiği için her sızlanmasında onu şevkat bombardımanına tutuyor. E tabii sonra bütün gün onunla vakit geçiren ben zorlanıyorum. Sürekli kitaplar alıyorum, okuyorum ama herşey o kadar anlık ve o kadar münferit gelişiyor ki, okunanlar, dinlenenler hikaye kalıyor. İçgüdüler de ne kadar doğru yönlendirir insanı bilinmez. Ama kızımızda bir parça arsızlık var, farkındayım. Kime çekmiş acaba ? ! :)

Yaprak son bir haftadır müzikli oyuncaklarının düğmesine basınca çalıştığını keşfetti. Bir de tepesine bastırınca içinden köpek fırlayıp şarkılar söyleyen topu ile çok oynuyor. Bastırıyor köpek çıkıyor, müzik başlıyor, sonrasında köpeği geri yerine itiyor, müzik kesiliyor. Ayrıca kurabiye kavanozu isimli oyuncağının kapağını açarak içinden değişik şekillerdeki kurabiyeleri eskiden sadece çıkartırken şimdi geri içine de yerleştiriyor ve kavanozun kapağını kapatabiliyor. Bu süre içinde de her kurabiye aldığında veya geri koyduğunda müzik çalıyor. Ama henüz kurabiyelerin şekillerine göre kavanozun içine sokulabildiği delikleri kullanamıyor, ben gösterince deniyor ama ellerine daha hiç hakim değil, bir itip sonra kurabiyeleri gelişi güzel fırlatıyor . Kurabiyeler kare, üçgen, daire, yıldız ve kalp şeklide. Her birinin üzerinde bir sayı yazıyor. Kavanozda iki mod var. Şekiller ve sayılar. Örneğin bebek üçgen kurabiyeyi uygun delikten geçirirse kavanoz “üçgen” diyor. Oyuncak sayı moduna geçirilirse de üçgen uygun delikten geçtiğinde üzerinde yazılı olan sayı “3″ sesi geliyor kavanozdan. Neşeli ve öğretici bir oyuncak doğrusu.

Havanın güzel olduğu zamanlarda sokakta Yaprak’a ayakkabı giydirmiyorum. Ancak havalar serinleyince ve böcek ayağındaki çorapları sürekli çekip çıkarınca zorunlu kaldım teyzesi Başak’ın hediye aldığı ilk adım ayakkabıları giydirmeye. Dün içinde külotlu çorap olduğu için ayakkabılarını puşetinin altına koymuştum. Alışveriş merkezi içinde oturduğumuzda belki elinden tutarak yürütebilirim diye lastik pabuçlarını giydirdim. Babası bu ayakkabılarına “rapçi ayakkabıları” diyor, beni kızdırıyor.

Evin içinde en sevdiği oyuncağın ise su damacanası olduğunu söyleyebilirim. Herhaklde tam kendi boyutlarında olduğu için habire onun yanına gidip ayağa kalkıyor, pompası ile oynuyor. Yanından ayırmak isteyince basıyor çığlığı. Ama eğer Yaprak’dan hiç ses gelmiyorsa bilin ki bir haylazlık peşindedir. Bu haylazlık da büyük ihtimalle tehlikelidir. Mesela koltuk aralarından sıyrılıp ( nasıl beceriyor anlamıyorum ) saksıları eşeliyordur veya pusetinin leş gibi tekerlekleri ile oynuyordur veya yerde bulduğu bir saçı, bir kağıt parçasını ağzına sokmaya çalışıyordur. Küçük canavarı bir dakika boş bırakmaya gelmiyor  ! :)

Yaprak’da gözlemlediğim bir başka büyük gelişme kitaplar üzerine. İlk aylarından beri onu kitaplarla tanıştırmıştım. Ama o genelde bu kalın karton baskılı kitapları eline alıp kenarlarını ısırmakla veya parçalayabildiklerini darla duman etmekle meşguldu. Derken bir iki gün önce büyük bir ciddiyetle kitapların sayfalarını çevirdiğini farkettim. Sayfaları çeviriyor ve üzerlerindeki bebeklere, kelebek, oyuncak, yiyecek resimlerine bakıyor, farklı jestler yapıyordu. Hatta dün kitabı ters tutmuştu. İçimden “acaba düzeltsem mi?” diye geçirdim. Ama vazgeçtim, çok konsantre olmuştu, bozmak istemedim. İyi ki de böyle yapmışım. Yavaş yavaş kitabı düze döndürdü. Tam anlamıyla şok oldum diyebilirim. Nutkum tutuldu. O farkında değildi benim halimin, mırıl mrıl sayfalara birşeyler diyordu. İşte böyle muhteşem anlar dünyada hiçbirşeye, hiçbir heyecana değişilmez. Bir bebeğin büyüdüğünü, akıllandığını, farkındalığının arttığını gözlemlemek gerçekten tanrısal birşey.

Tags: , ,

Dün yürüyüşümüzü Yaprak’ın yoğurt-meyve öğünü için kestik ve bize içinde vakit geçirmesi en rahat gelen City’s Starbucks’a gittik. Starbucks çalışan kadrosu Yaprak’ı her zamanki gibi sevgi gösterileri ile karşıladı. Camın önündeki büyük yumuşak koltuklardan birine yerleştik. Yaprak’ın çoraplarına kadar üstündeki bütün fazlalıkları çıkardım. Hanımefendi nasıl acıkmıştı ki, yoğurt meyve karışımını açmamla bitmesi bir oldu. Sonrasında ponponu pusetinden çıkartarak geniş koltuğa, yanımda aldım. Koltuğa koyar koymaz derhal ayağa kalktı. Etraftaki bütün müşterilere el, kol uzatarak, seslenerek ilgiyi üstüne topladı. Yürüyebilse arka masamızda oturan turistler ile çıkıp gidecekti neredeyse !

Sokağa çıkarken yanımızda ufak tefek oyuncaklarımız da oluyor. Durduğumuz farklı noktalarda Yaprak’ın oyalanması için çoğunlukla kukla tarzında oyuncakları tercih ediyorum. Geçenlerde İlhan’la çok sevimli birer parmak timsah ve zebra kuklası aldık. O kadar tatlılar ki, Yaprak oynamadığı zaman ben kendi kendime parmağıma takıp kuklaları konuşturuyorum. Yaprak’da ne yapsın, annesinden geriye kalan fırsatlarda timsah ve zebranın ayaklarını ve ellerini yemekle meşgul oluyor :)

Bu arada Yaprak’ın üstündeki kırmızı bahçıvan pantolonu kuzen Eda’ya ben 2000 yılında hediye almıştım. Gel zaman git zaman, pantolonu şimdi Yaprak giymeye başladı. :)

Tags: , , ,