Bugün 29 Ekim. Yaprak’ın ilk Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Bayram şerefine değil ama hava güzel olduğu için öğlenden sonra fırladık sokaklara ponponla. Nişantaşı’na çıktığımızda bizi nefis bir sürpriz bekliyordu. Tam Derimod’un önünden geçerken bir reklam filmi çekimi için kurulmuş setin ortalarında tanımanın ötesinde çok sevdiğim ama bütün iletişim kanallarını kaybettiğim bir dostumu gördüm: Simin Sinkil. Simin benim çocukluk, üniversite ve sonrası yirmili yaşların en değerli sayılı insanından biridir. O yılların Simin’le paylaştığım harika anılarını ne zaman hatırlasam yüzümde geniş bir gülümseme belirir. Yıllardır o kadar sık aklımdan geçer ki, nasıl hiçbir kayıdını tutamadım diye kendi kendime kızarım. Sık sık internette izini araştırırım. Hatta Fiat’ın bir reklam filminde yönetmen yardımcılığı yaptını bulmuş ama daha ötesine geçememiştim. Ne facebook’da, ne de başka bir sosyal ağda kaydı yoktu. Ama bugün bir anda yerde ararken setinin içinde buluvermiştim işte onu. Çok meşguldu. Bir oraya gidiyordu, bir buraya. Uzaktan baktım ve setin içindeki bir adamla gözgöze geldim. Parmağımla Simin’i işaret edip, dudaklarımla belirgin bir şekilde “Simin” dedim. Adam anladı ve Simin’nin yanına giderek beni gösterdi. … işte dostluk böyle birşey; onun da beni gördüğünde yüzünde beliren mutluluk ifadesi benimkini aratmıyordu. Bir anda içinde olduğu set kalabalığından sıyrıldı, yanımıza geldi. İki dost birbirimize mutlulukla sarıldık. Sonrasında “bu da kim? inanamıyorum” diyen Simin Yaprak’a eğildi, bana baktı, şaşırdı, ben güldüm, tanıştırayım dedim ” Yaprak” . Güldük, “ne zaman, nasıl” diye daha da gülüştük. “Hep aklımdasın, seni çok bulmaya çalıştım” dedim. Simin” Ben de” dedi. Hemen telefon numarasını aldım. Simin çok meşguldu, set ekibi bize bakıyordu, “seni arayacağım” diyerek onu ekibiyle başbaşa bıraktık. Harbiye’ye, babamızın ofisine doğru yürümeye başladık.
İlhan’ı ofisinden aldık ve Nişantaşı’na geri döndük. Simin’i rahatsız etmeden Backhaus’a gidip oturduk. Hava serinleyip, servis elemanlarının kötü hizmeti bizi bezdirene kadar burada kaldık. Açılacağını e-posta mesajlarımdan öğrendiğim Muji‘nin yerini keşfettim ama sayım olduğu için içeri giremedik. Eh, bunca yaşanmışlık arasında da kamera müptalası anne bütün ailenin defalarca fotoğrafını ve bir de baba ile kızının filmini çekti. İlhan filminin çekilmesinden doğrusu çok mutlu oldu ve her halinden bu mutluluğu anlaşılıyor !!!!
( film prosesde)
Tags: 10 aylık bebek gelişimi, Backhaus, Cumhuriyet Bayramı, Muji, Simin Sinkil








Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar