Posts Tagged "17 aylık bebek gelişimi"

Şampiyon Beşiktaş’ı Kutlarız :)

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
31
May

dsc05922adsc05923a

Dün yine Yaprak’la çok hareketli bir gün yaşadık. Öğleden sonra sokağa çıktığımızda ilk durağımız Maçka Parkı çocuk bahçesi oldu. Parktaki oyuncaklarla oynadık, çimenlerde koşuşturduk. Ardından Elmadağ üzerinden Taksim’e doğru yürüyüşe başladık. Yol üzerindeki büyükçe bir kafede mola verdik. O esnada İlhan’la konuştuk ve Beşiktaş’da buluşmaya karar verdik. Yaprak’la tekrar Nişantaşı’na döndük ve Hüsrev Gerede caddesine yöneldik.

İlhan’nın futbolla yakından uzaktan ilgisi yoktur. Bense sadece Fenerbahçe’yi uzaktan uzaktan takip ediyorum. Bu nedenle dünün Beşiktaş için çok önemli bir gün olduğunu bilmiyorduk. Beşiktaş’a indiğimizde ellerinde bayraklar, meşaleler, biralar taraftarları görünce “Allaaahhh, cümbüş var” dedik. Beşiktaş Çarşı maç günlerinde tanınmayacak hale gelir. Hele maç İnönü stadyumunda ise mekana “cehennem” desek abartma olmaz.

Beşiktaş’ın dün Denizlispor ile yaptığı maç çok önemliymiş meğerse, işin ucunda şampiyonluk varmış. Biz de birşeyler yiyelim derken meydana bakan bir lokantaya girdik. O kadar harika bir noktaya oturmuşuz ki, Beşiktaş anıtının önüne kurulmuş dev ekran karşısındaki yüzlerce taraftarı görünce “eğlencenin göbeğine düştük” dedik. Biz siparişlerimiz verirken Beşiktaş gol attı, ortalık birbirine girdi. Aradan dakikalar geçti ve takım şampiyonluğunu ilan ettiğinde ise yaşadığımız görüntü muhteşemdi. Tezahüratlar, meşaleler, bağırtılar, sevinç gösterileri inanılmazdı. Bu sefer yanıma fotoğraf makinasını almayı unutmamıştım; hem kendimizi, hem de Beşiktaş’ın 2009 yılı süper lig şampiyonluk anlarını olanca coşkusuyla görüntüleyebildik.

Buradan da Beşiktaş’ın ve bütün Beşiktaş’lıların, başta kardeşim Alp olmak üzere, şampiyonluğunu kutlarız. :D

dsc05938adsc05911a

Tags: ,

Taksim Şeytanı Yaprak

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
29
May

img00022aimg00021img00003img00002

Bugün Yaprak’la yine İstanbul’un altını üstüne getirdik. 16:30′da çıktığımız evimize döndüğümüzde saat 21:30′u gösteriyordu. Bu beş saat içinde neler mi yaptık? Madde madde yazayım:

1. İlk başta Beşiktaş’a indik. Amacımız Postcrossing’deki yeni adresimiz olan Amerika’ya kartımızı göndermekti. İşlem başarıyla tamamlandı. Henüz ben dünyanın hiçbir yerinden kart almış değilim ve heyecanla bekliyorum.

2. Beşiktaş’dan sonra yine Dolmabahçe sahiline, sarayın içindeki kafeye gittik. Bu sefer daha ortalarda bir masaya oturduk. Yaprak’la bol bol kuşalar, denizi seyrettik.

3. Oradan kalktık ve Gümüşsuyu üzerinden Taksim’e çıktık. İstiklal’e girdik. Tünel’e kadar yürüdük. Yorulduk. Starbucks’a girdik. Tünel’deki Starbucks dev gibi. Orada ben mochamı içtim, Yaprak sebzeli kişini yedi, etrafta koşuşturdu. Koltuktan pusetinin içine atlamaya çalıştı ve kalbimi ağzımı getirdi. Evde orta sehpasının üstünden kanepeye atlıyor, birşey demiyorum. Minik canavar kendisini yine evde zannetti sanırım ama atladığı yer pusetin içi olunca ve balıklama havada uçunca ben doğal olarak panikledim. :P

4. Starbucks’da iken İlhan’la telefonlaştık. İlhan’da Taksim’e geldi. Ne yapalım dedik, yürüdük, Galatasaray Lisesi’nin önünde Eğitim-Sen’in protesto eylemi ile karşılaştık. Kalabalık grup bayraklarını açmış, slogan atıyorlardı. Polis bizi Çiçek Pasajının arka sokağına yönlendirdi. Biz de hazır buraya gelmişken bira+patates+abur cubur yapalım dedik ve her zamanki oturduğumuz biracıya gittik. ( ismini unuttum). Gerçi ben Yaprak için uygun olur mu diye bayağı tereddüt ettim ama yan ve bir sonraki masamızdaki Yaprak kadar bebekleri görünce “peki bari” dedim İlhan’a. Çocuğu daha bebeklikten yoldan çıkartıyoruz, ayıp bize :P

5. Bir süre sonra İlhan’nın iş arkadaşı Ozan’da bize katıldı. Yan masamızda otistik çocuk öğretmeni olduğunu öğrendiğimiz bir beyefendi Yaprak ve yine yan masamızdaki bebek Delal ile çok oynadı. Bizimki hiç ummadığım kadar iyi vakit geçirdi oturduğumuz süre boyunca. Gözlük taktı ‘Blues Sisters’lığa soyundu, bol bol patates kızartması yedi, çalan rock müzikle dans etti ve gecenin son sürprizi olarak Taksim şeytanı oldu … bu arada da babamız bol bol cep telefonu ile fotoğraf çekti. Ben maalesef alelacele dışarı çıkarken kamerayı evde unutmuştum. Görüntüler çok bulanık ama olsun, bu güzel gecemizin anılarını bulanık olsalar bile saklayabileceğiz. :D

img000091img00017img00033img00013

Tags: ,

Dolmabahçe Sarayı’ndan Boğaz Seyri

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
27
May

dsc05832adsc05841a

Bugün Yaprak’la yine Dolmabahçe’deydik. Ama bu sefer geçen haftalarda keşfettiğimiz saray içindeki kafeye gittik. Sahil boyunca belki 150 metre boyunca dizilmiş masaları dsc05839agörünce doğrusu şaşırdım. Hiç bu kadar uzunlamasına yayılmış bir sahil kafesi görmemiştim hayatımda ve “burada bir deniz restaurant’ı açılsa ne süper olur” diye düşünmeden edemedim. Denize sıfır, muhteşem manzara, arka plan yemyeşil ve saray :D Yaprak’la bol bol manzara seyrettik. Arada kıyıya çarpan dalgaların su damlaları ile ıslandık. Yaprak şok oldu ve bana dehşet içinde baktı. Tostumuzu yiyip, çayımızı içtikten sonra bütün garsonların sevgi gösterileri eşliğinde kafeden ayrıldık. Dönüş yolunda Maçka parkındaki çocuk bahçesine uğradık. Sıcak ama rüzgarlı bir İstanbul gününü de böylece kapatmış olduk.

Tags: ,

Binbir Yüzlü Yaprak

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
25
May

dsc05808adsc05823adsc05812adsc05810adsc05822adsc05825a

Elimde fotoğraf makinası olunca Yaprak etrafta dört döner onu ele geçirmek için. Yüzü şekilden şekile girer. İlk başta sevimli sevimli yaklaşır, sonra iyice yanaşır, baktı tepki yok durgunlaşır, strateji değiştirir ve mızmızlanır, derken umutsuzluk hali ile biraz bağırıp çağırır, nihayetinde hiç şansı olmadığını anlayıp Karadeniz’de gemileri batmışcasına somurtup yanımdan uzaklaşılır. :P

Tags: ,

dsc05778adsc05788a

Dün Yaprak’la yine pusetsiz elele sokağa çıktık. İlk durağımız planladığımız üzere Şairler Sofası Parkıydı. Maalesef tam üst sokaktaki okulun dağılma saatinde parka vardığımız için bütün oyuncaklar çok meşguldu. O nedenle biz de parkın içerisinde biraz dolaşarak heykelleri inceledik. Yaprak’ı Orhan Veli Kınık’ın kucağına oturtup fotoğraf çektiğim esnada İlhan’dan telefon geldi. Yakınlarda olduğunu ve bize katılabileceğini söyledi. Beş on dakika kadar da 14 aylık Tuna bebek ve annesi ile sohbet ettikten sonra İlhan geldi. Bende Yaprak’ın bir de fotoğrafını çekti, çok iyi etti. :)

dsc05791adsc05792a

Sonrasında caddenin karşısındaki Cafe Zero’ya geçtik. Cafe Zero ekibi de artık Yaprak’ı çok iyi tanıdıkları için ona bol köpüklü çikolatalı süt ikram ettiler. Yerimize yerleştikten kısa süre sonra karşı masamıza bir çift geldi. Hatta İtalyanca telefonla konuşan uzun boylu adama kulağım gitti ve burnumun direği yine “İtalya, İtalya” diye sızladı. Zaten telefonda Nevra ile Eray’ın da önümüzdeki hafta İtalya’da olacağını öğrendiğim iki-üç saat olmuştu, bu İtalyanca konuşmalar da yarama tuz biber ekti adeta. Yaprak her zamanki gibi bizim masa dışında her yerle ilgiliydi ve bir baktık bahsini ettiğim karşı masamızdaki çiftin yanına yerleşmiş bile. İsimlerinin Dilek ve Mehmet Işık olduğunu öğrendiğimiz çiftle Yaprak o kadar uzun süre oturdu ki, sonunda “bir fotoğrafınızı çekebilir miyim?” diye sormak zorunda hissettim kendimi. Yaprak çiftin kendilerine yemek üzere aldıkları tosttan, kekten hapur hupur yedi. Hatta İlhan’a “O tostu ben vermeye kalksam yemez” diye sitem bile ettim.

Zaman hızla akıp gitti ve saat 19:30′a yaklaşırken biz de evimize dönmek üzere ayaklandık. Yaprak hanım da ancak bizim kalkmamızla Dilek abla ve Mehmet abisinin yanından ayrıldı ve bize katıldı. Eve dönüş yolunda bir eli bende, bir eli İlhan’da yarı yürüyerek, yarı havada çok eğlendi minik böcek. Ayrıca yol üzerinde Aslı ile karşılaştık ve görüşmek üzere sözleştik. Eve vardığımızda saat sekizi geçiyordu. Yaza girmemizle beraber havanın geç kararmasına halen alışabilmiş değilim, hep saatin ne kadar geç olduğunu görüp şaşırıyorum. Yemek saatlerimiz ise hepten kaydı. Bakalım ne zaman alışacağım bu durma?

Tags: , , , , , ,

Masallar Prensesi Yaprak

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
21
May

dsc05768a1dsc05769adsc05772a

Yaprak aylardır ona her gece okuduğum “Oniki Prenses” masalının bulunduğu kitabı ele geçirdi. Masal kitabının içinde 6-7 tane masal ve onların çok güzel illüstrasyonları var. Bu renkli resimlere bakmak artık minik canavarın en sevdiği meşguliyetlerden biri halini aldı. Hele bana kitabını getirip, beraber resimlere bakmamızı istemesi yok mu, çok hoşuma gidiyor. Birlikte bütün resimleri tek tek inceleyip, üzerlerine bol bol sohbet ediyoruz. Yaprak bana küçük parmağı ile ilgisini çeken yerleri işaretliyor, ben de ona dilin döndüğünce anlatıyorum karakterleri, renkleri. Yukarıdaki fotoğrafları çekerken pencereden gelen parlak güneş görüntüyü parlatsa da, dilerim güzel meleğimin üzerinden böylesi gözleri alan aydınlık hiç eksik olmasın. :D

Tags:

Yaprak’ın Kumru Misafirleri

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
18
May

dsc05697aaadsc05699a

Bu sabah kalktığımızda bizi mükemmel bir sürpriz bekliyordu. Sabah serinliğinde minik bir kumru penceremizin dışındaki saksıya konmuştu. Ben bu saksıdaki bitkimiz öldü diye dallarını kesmiş ama alttaki yaprakları ölmedi diye de hepsini atmaya kıyamamıştım. Tatlı misafirimiz işte bu “garip” saksımıza tünemiş, kah sokağa, kah evin içine bakarak yaprakların arasında dsc05689dönüp duruyordu. Havalar ısındığından beri sabah ilk işim pencereleri açmak iken, ani misafirimiz kaçmasın, Yaprak onunla arkadaşlık edebilsin diye pencerelere hiç dokunmadım. Kısa süre sonra bir baktık, misafirimize ikinci kumru da eşlik etmeye başladı. Ama bu kumru ağzında çalı parçaları ile geliyor, onları saksı içindeki kuşa bırakıyor ve gidiyordu. Bizim kumru ağzında çalı parçası bir öyle dsc05704dönüyor, bir böyle dönüyor, onu uygun bir şekilde yerleştirmeye çalışıyordu. Ben “acaba yuva mı yapıyorlar?” diye düşünmeye başladım. İki kuşun bu haldır huldur çalışması öğleye kadar sürdü. Sonra bir baktım iki kumru da gitmiş. Merakla saksıya koştum, ne yapmışlar diye. Gördüklerim gözlerimin yaşarmasına neden oldu. Zannedersem artık iki kumrumuz var ve camımızın önündeki saksıda kendilerine yuva kuruyorlar. Kimbilir belki yumurta da bırakırlar, bizimde minik minik başka kumrularımız olur :D

Yarın sabah geldiklerinde onları daha güzel karşılamak için bir kap içinde ekmek kırıntıları koymaya karar verdim. En kısa sürede de kuş yemi alacağım. Yaprak için ne harika bir gelişme oldu kuşlarımız. Camın gerisinden onlara öyle güzel konuşuyor ki, ben çok mutlu oluyorum. Eğer yarın da gelirlerse kumrularımıza isim de koyacağız benim minik kumrum Yaprak ile :)

Tags:

Yaprak’la Alışveriş

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
17
May

dsc05663adsc05676adsc05671a

Havaların birden iyice ısınması ile beraber Yaprak’ın gardrobunu elden geçirmek ihtiyacı çok arttı. Öncelikli olarak sokağa çıktığımızda kullanacağımız bir şapka, hafif ayakkabılar aradık dün Nişantaşı’nda. Ayakkabılar için Kifidis’e gitmeden önce bir de etrafa bakalım dedik. Mothercare’deki ayakkabıların kalıpları Yaprak’ın ayağına olmuyor. Kızımın ayakları yumuş yumuş ve tepesi de yüksek olduğu için ayakkabıların içine bile sokamıyoruz o küçük ayakları. Ardından gittiğimiz Zara’da çok şık beyaz sandaletler bulduk ama onlar da ortopedik değillerdi. Üçüncü durağımız Marks & Spencer’da kuşuma göre ayakkabı/sandalet/terlik niyetine hiçbirşey yoktu ama çok şık bir kırmızı şapka ve süslü saç lastikleri aldık. Böylece Yaprak annesinin paket lastikleri zalimliğinden kurtulmuş oldu :P

Dün bir daha asla perakendecilerden Yaprak için ayakkabı bakmamaya karar verdim. Hatta bu konu üzerinde Zara’dayken bir başka anne ile de sohbet ettik. Uzmanlığı bebek ürünleri olmayıp, yan kol olarak bebek/çocuk ürünleri satan konfeksiyon perakende zincilerinde satılan ayakkabı ve türevleri kesinlikle çok sağlıksız.

Sonunda kürkçü dükkanı şeklinde Kidifis’e gittik. Ama bu sefer de ben Kifidis’deki modelleri beğenmedim. Neden Zara’daki beyaz sandalet modelinde Kifidis üretim yapmaz ki? diye hayıflanarak iki dükkan ötedeki Kanz/Chicco mağazasında şansımızı denemeye karar verdik. İyiki de girmişiz içeri, en azından Yaprak’a ayaklarının hava alabileceği, bebek ayağına uyumlu pembe bir sandalet bulabildik. Elbet bu sandalet anneannemizin hediye aldığı cicili bicili elbiselere uymuyor ama sokak , park veya deniz kıyısına giderkenki gündelik kullanım için ideal. Elbise altına giyeceği şık ayakkabılar konusuna gelince, kokoşumla sanırım biraz daha etrafa bakmamız gerekecek.

Yaprak yeni cicilerine bayıldı. Kendi kendine mağaza içinde bir koşuşturmalar, uzun uzun ayaklarına bakmalar … Alışveriş sonrasında uğradığımız çocuk parkında ve dönüş yolunda da yürüyüşü değişti minik ponponun, bir havalı, başka bir coşkuluydu doğrusu. Güle güle eskit yenilerini bebeğim :D

dsc05678a

Tags: ,

Yaprak Telefon Zapdetti !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
16
May

dsc05638adsc05636a

Artık havalar yaz sıcağına döndü. Bu da Yaprak ve benim için artık eskisi gibi üç-dört arası değil saat beşten sonra sokağa çıkmak anlamına geliyor. Dün bu uygulamamıza başladık ve saat beş gibi çıktık Nişantaşı tarafına pusetimizle. Biraz etrafta dolandıktan sonra iç oturulacak bölümünün boş olacağını tahmin ettiğim Costa Cafe’ye gittik. Tahminlerim doğru çıktı, hatta “acaba nereye otursak” diye üç defa yer değiştirdik.

Hangi masada oturacağımıza karar verdikten sonra yiyecek, içeceklerimizi aldık. Yaprak masaya yerleşmemizle birlikte her zaman ki gibi azmaya başladı ve ilk hedeflerinden biri de arka masamız oldu. Arka masamızda bilgisayarında meşgul sarışın, güzel bir kadın oturuyordu ve Yaprak’a “yapma,etme” demeye fırsat kalmadan bir baktım bizimki samimiyeti kurmuş. Sonrasında ben de bu cana yakın kişi ile tanışmak üzere masaya yaklaştım ve isminin Gülin Girişmen olduğunu öğrendim. Gülin hanım hem üniversite öğretim görevlisi, hem de moda tasarımcısıydı. Bir kaza geçirmiş ve bacağını kırmıştı, alçısı yeni çıktığı için de fazla hareket serbestisi yoktu ve değneği yardımıyla yürüyordu. Bu tanışma benim o kadar çok hoşuma gitti ki, Yaprak’ın kurduğu arkadaşlık sayesinde ben de çok değerli bir insanla bol bol sohbet fırsatı buldum.

Yaprak Costa Cafe’yi fethederken Gülin hanım’la daldan dala atlayarak bir sürü konu hakkında görüş alışverişinde bulunduk, güldük, harika vakit geçirdik. Sonunda elbet birbirimizin mail adreslerini haberleşmek üzere aldık. İki arada bir derede Gülin hanımı da Friendfeed ailesine kattık. Önümüzdeki günlerde eminim ki kendisi ile farklı vesileler nedeniyle görüşebileceğiz, ayrıca onun medyada çıkan moda üzerine makalelerini ve diğer çalışmalarını da zevkle takip edeceğiz.  :D

Tags: ,

Yaşlı Tommy

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
13
May

dsc05533adsc05535a

Dün Yaprak’la elele, pusetimizi almadan yola çıktık. Böyle zamanlardaki ilk durağımız olan Şairler Sofası Parkı’ndaki çocuk bahçesinde biraz oynadıktan sonra caddesinin karşısındaki Cafe Zero’ya gitmek üzere yola koyulduk. Ama parkın içinde bizi bir sürpriz bekliyordu. Taşlı yoldan aşağı yürüken karşımıza bembeyaz ve hareketleri çok yavaş bir köpek çıktı. Bu köpek tamı tamına 18 yaşında olduğunu sahibesinden öğrendiğimiz Tommy idi. Tommy bütün ihtiyarlığına rağmen çimenlerin arasında dolaşmaya çalışıyor ama çişini yapmak için bacağını bile kaldıramıyordu. Yaprak onun yanına gittiğinde hareketsizce duruyordu. Yaprak sanırım karşısında bu kadar tepkisiz bir köpek görünce şaşırdı. Onun kaparık tüylerini sevdi, heyecanlandı. Bense Tommy’nin geçkin yaşını, hareketlerindeki zorlanmayı o kadar net hissedebildim ki, yüreğim acıdı. Yarısı sevgi, yarısı üzüntü dolu karmaşık duygular içinde parkdan ve Tommy’nin yanından ayrıldık.

dsc05531a

Tags: ,

Gözümde Kara Gözlük, Elimde Sözlük !?

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
12
May

dsc05440adsc05441a

Yaprak için ‘ele geçirilemez’ diye bir durum söz konusu değil. Evde herşeyi onun boy hizasının çok üstünde tutmamıza rağmen bir şekilde yine başarıyor gözüne kestirdiklerine ulaşmayı. En son vukuatımızı da benim çok sevdiğim gözlüklerimle yaşadık. Geçen yıl Yaprak çok küçük olduğu için sırf bir kazaya kurban gitmesin diye kullanmadığım gözlüklerimi birkaç gün önce ortaya çıkardım. Elbet bu kara şeyler bizimkinin birinci saniyede dikkatini cezbetti ve başladı etrafında dolanmaya. Eh, tahmin edebilirsiniz sonunda ne olduğunu. Geçen gün bir baktım, minik canavar benim gözümden bile sakındığım gözlüğümü eline almış sallaya sallaya evin içinde dolanıyor.  O an bir atmaca gibi uçtum haylazın üzerine, kaptım gözlüğümü seri şekilde. Ama sonra da ağlamasına kıyamadım, fotoğraf makinasını alıp, iade ettim canım gözlüğümü …. kısacık bir süre için. Gözüne taktım kara camları ağlaması kesilsin diye ve birkaç poz aldım dikkatlice. Korkunun ecele faydası yok, kırılacağı varsa kırılsın gözlüklerim, ne yapalım ?

Tags:

Bahçeköy’de Cumartesi Mangal Keyfimiz

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
11
May

dsc05389adsc05379adsc05394adsc05402a

Geçen Cumartesi Friendfeed’den tanıştığımız ve “Her Şeye Rağmen Yanlız Değiller” projesinde gönülden destek verdiğimiz sevgili Davut Topcan’ın organizasyonu ile Bahçeköy’de mangala gittik. Bize ayrıca İlhan’ın iş arkadaşı Ozan’da eşlik etti. Havanın güneşli olması, mekanın yemyeşil doğası Yaprak’ın ortama hemen ısınmasına yetti.

Grupla ilk buluştuğumuz dakikalarda Davut’tan hemen “Her Şeye Rağmen Yanlız Değiller” t-shirtlerimizi, Yaprak’da dahil olmak üzere aldık ve giydik. Kokoşa biraz ( ! ) büyük gelse de doğrusu pembe t-shirtü çok yakıştı. Günün ilerleyen saatlerinde etraf serinleyinceye kadar da üstünden çıkarmadı onu.

Yaprak’la bol bol çimenlerde koşuşturduk, topla oynadık, etraftaki diğer yaşıtı çocuklarla ilgilendik, çocuk bahçesinde sallandık, kaydık. Ama sanırım günün en güzel dakikalarını tesisin arka bölümünde inşa edilmiş olan kaz, ördek, tavuk, horoz, cins güvercinlerin beslendiği bölümde geçirdik. Bağlı bir kurt köpeğinin havlamaları eşliğinde Yaprak bu birçoğunu ilk defa canlı gördüğü kuşları merakla keşfetti. Kazlar ve ördekler toplu vaklamaya başlayınca korktu ve bana koştu. Horozun peşinden gitti ama yetişemedi. Tavukları ise dakikalarca izledi, izledi. Maalesef o sırada yanımda fotoğraf makinası olmadığı için bu anları görüntüleyemedim. :(

Mangalda pişmiş nefis köftelerden yedikten sonra zaman ilerledikçe, açık havanın ve öğle uykusunu almamış olmanın etkisiyle Yaprak’ın uykusu geldi ve iki saat kadar uyudu. Ben de biraz nefes aldım ve kendi yemeğimi yedim. Mangala katılan bütün Friedfeed ailesi üyeleri; Davut, Müge hanım, Burak, Arman, Tuna, Hamza ve diğerleri tatlı kuşumuzla çok ilgilendiler. Bizimki başta biraz utangaçlık yapsa da sonradan oldukça açıldı. Aslında düşününce havalar yaz sıcağına dönmeden birkaç defa daha böyle mangal sefaları yapsak hiç de fena olmaz. :D

3516541680_657fc49c453516543360_ac840e31dd3516546538_bf03ae371b

Yukarıdaki üç fotoğrafımız için Arman’a teşekkür ederiz :)

Tags: , , , , , , ,

Anneler Günü Kutlaması

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
10
May

dsc05426adsc05424a

Bugün Anneler Günü ve Yaprak henüz benim “anne” mi, “baba” mı olduğumun farkında değil :P

Yaprak arada bana “baba”, İlhan’a “anne” diyor, henüz içinde bulunduğu kavram karmaşasından çıkamadığından minik kediciği bu özel günden azlettim. Döndüm babamıza, “eeee, nasıl kutlayacağız benim günümü”? diye diklendim ellerimi belime koyarak, bir kaşım havada. Babamız da -kendi- canı “rakı-balık” çektiği için götürdü bizi Beşiktaş’daki bir balıkçıya. Kadehlerimizi “Anneler Günü” şerefine kaldırdık, masamızı donattık, yedik, içtik, yemeğin sonuna doğru fotoğrafımızı garsona çektirttik. İlhan Yaprak’a “Kızım annen sarhoş oldu” diye ithamlarda bulundu, ben elbetteki “hah” diyerek güldüm bu kuru iftiraya.

Bir Anneler Günümüz de böyle geçti, gelecek yıl yukarıda görmüş olduğumuz baba-kız ikilisi asla böyle kolay elimden kurtulamayacak. :P

Tags:

Mehtap’la Kadıköy’de Buluştuk

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
8
May

dsc00464

Sevgili dostum Mehtap bugün Ankara’dan iş için İstanbul’a gelmiş. Öğlene doğru, Yaprak’la beraber evde gayet gevşek bir vaziyette zaman geçirirken, birden cep telefonum çaldı. Hattın diğer ucundan Mehtap “İstanbul’dayım, hadi Kadıköy’e gelin” dedi. Her zamanki Mehtap yine yapacağını yapmıştı. “Dün gece geleceğini haber versen sanki çatlarsın” dedim yarı kızgın, yarı espirili, “böyle iki ayağımızı bir pabuca sokmak tam sana göre iş”. Neyseki Yaprak yattı uyudu, uyandı, yemeğini problemsiz yedi ve biz Kadıköy’e vapurla zamanında geçebildik. Bir hafta içinde bu ikinci kez vapura binişimizdi ve Yaprak bu vapur olayından çok hoşlandı. Gidiş yolunda vapurun arka bölümüde bir aşağı bir yukarı koşuşturdu, köpüren denize baktı, hatta bir kere korkuluklardan aşağı sarkmaya bile kalktı ( ! )

Mehtap’la Dörtyol’daki Starbucks’da oturduk, kahvelerimizi içtik, sohbet ettik. Elbet Meptap’ın sadece iş için olan İstanbul ziyareti kısa süreliydi ve iki saatin sonunda sahil tarafına inip, bir dahaki buluşmaya kadar diyerek vedalaştık. Biz vapuruma doğru yürürken içimden ‘inşallah bir sonraki seyahatinde biz de kalmaya gelir de, bol bol etrafta dolanırız’ diye düşünmeden edemedim. :)

Tags: ,

Dolmabahçe Laleleri Boğazlandı !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
7
May

dsc05338adsc05330a
dsc05335bdsc05334a

Bugün Dolmabahçe’deydik. Sahilde çayımızı içtik, tostumuzu yedik. Yaprak’ı pusetinden indirdiğimde kendimizi Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesinin içinde bulduk. Sarayın kapısındaki polisler içeri girmemize çok yardımcıydılar. Bu çok bakımlı, güzel bahçede Yaprak’ın ilk ilgisini çezbeden boyları kendisi kadar laleler oldu. Birinci laleye cici yaptık, ikinci lalenin taç yapraklarını tuttuk ve kopardık (!), üçüncü ve dördüncü laleye geldiğimizde sıra bizimki coştu. Laleri uzun sağlarından tutup deli gibi sallamaya başladı. Ne sağlam lalelerse hiç birşey olmadı zavallılara. “Dur Yaprak, bak polisler bizi atacak” diye diye zorla uzaklaştırdım çiçeklerin yanından :P

dsc05347adsc05346a
dsc05342adsc05341a

Sonrasında Dolmabahçe Sarayı’nın ana giriş kapısındaki bir banka oturdum ben. Yaprak ise boş olan meydanda yoruluncaya kadar gönlünce gezdi, koştu, oturdu.

Tags: , ,