Posts Tagged "15 aylık bebek gelişimi"

dsc04220aSoru : 15 aylık bebeğin fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimi nasıldır ?
Cevap : Çocuğunuz nasıl büyüyor? : Bebeğiniz bu günlerde hızlı büyüyor, yürüyor, birazcık konuşuyor, büyük bir ihtimalle de yemek yerden çatal ve kaşığını kullanabiliyor. Bedeninin bir bölgesini göstermek veya oyuncaklarını kamyona yüklemek sonra da çıkartmak gibi her türlü oyun ona etrafındaki dünyayı öğretir. Öğrendiği bir diğer şey ise kendisinin “birey” olduğu, sadece sizin bir uzantınız olmadığıdır. Çocuğunuzun “birey olma” kavramını öğrenip öğrenmediğini nasıl anlarsınız? Onu ayna karşısında izleyin. Eğer kendisi tanıyıp, karşısında duran “diğer” bebeğe dokunmaya,uzanmaya çalışmıyorsa kavramı öğrenmiştir.

Hayatınız nasıl değişiyor ? : Çocuğunuzun etrafındaki dünya ile olan kesişmeleri onun huyları hakkında size çok şeyler anlatabilir, farklı durumlar, insanlar, yerler karşısında neler yapıyor ?  Örneğin bazı çocuklar değişikliklere karşı esnektir, çabuk adapte olabilir, ama bazıları için ayrı bir süreç söz konusu olabilir. Çocuğunuzun çevresel koşullarını adaptasyonda başarılı olabilmesi için şekillendirebilirsiniz. Onu rahatlatabilmeniz için çocuğunuz size güvenir. Onun ihtiyaçlarına saygı duyup destek vererek  çocuğunuzdan maksimum potensiyelini alabilirsiniz.

Ebeveynlerden yolculuğu kolaylaştıracak ipuçları : 15 aylık bir bebek için araba yolculuğu sıkıcı olabilir. Bu durumla mücade için yanınıza atıştırmalıklar ve özel oyuncaklar almayı unutmayın.

Konuşma ve anlama gelişimi : Konuşma düzeyleri

15. ay itibariyle %75 oranındaki çocuklar “anne”, “baba”, “mama” gibi kelimeler dışında en ez üç tane “top”, “su” gibi isimler öğrenir. Tipik bir 15 aylık bebek “bana ayakkabılarını getir”, “kitabı yere koy” gibi basit komutları takip edebilir. Bunun dışında “hayır”, “buraya gel”, “göster”, “bak” şeklindeki ifadeleri de anlar.

Neler Yapabilirsiniz ?

Çocuğunuzun daha fazla konuşmasını sağlamanın bir yolu o birşeyler söylemeye çalışırken onu dinlemektir. Her ne kadar çocuğunuzun sorduğu veya söylemek istediği şeyi anlamasanız da, sizinle iletişim kurmaya çalışırken onunla göz teması içinde olun, mümkün olduğunca onun sorularına veya anlatımlarına cevap verin, bu tutumunuz bebeğinizi konuşmak yönünde cesaretlendirecektir.

Eğer çocuğunuz konuşmak konusunda biraz bekliyorsa birlikte ona bol bol kitap okuyun. Bir kitabın resimlerine bakmak, tanıdığı objeleri işaret etmek onun bu bilgileri ileride kullanmasını sağlayacaktır. Bebekçe konuşmalardan uzak durun, bu çocuğunuzun aklını karıştırır. Eğer bebeğiniz “anne” yerine “anniii” diyorsa onun söyleyiş şeklini tekrar etmektense basitçe “anne” deyin.

Uyuma vakitleri dışında çocuğunuz oturarak kitaplara bakmakta zorluk çekiyor olabilir. Ancak 15. aydan itibaren çocuklar kitaplarla daha ilgili hale gelirler, ister ebeveynleri ile birlikte, ister yanlız. Çocuğunuzun kitaplardaki resimlere hafifçe vurduğunu, kitaplardaki farklı içeriklerle ilgilendiğini görürsünüz. Eğer halen çocuğunuz oturup kitaplara bakmıyorsa, o oyun oynarken siz de yanında sesli kitap okuyabilirsiniz.

Diğer Gelişmeler : Araçları kullanmak ve hayali oyunlar

12 – 13 aylık bebekler kaşıklara önce parmakları ile kavramaya çalışıp, sonra kaşığı yemeğe uğraşırlar veya kaşığı tabğa hızlı hızlı vururlar. Ama 15 aylık bir bebek artık kaşığın birşeyleri karıştırmak, yemek için olduğunu anlar ve onu doğru amaç için kullanmaya çalışır. Kaşık içindeki yoğurdu alıp yere fırlatmakla kalmayıp eğer serbest halde ise bir de gider yerdeki yoğurdu eli ile boca eder. Eğer 15 aylık bebeğinize bir saç fırçası verirseniz o aynen sizin gibi kendisinin veya oyuncağının saçlarını taramaya çalışır. Araçların nasıl çalıştığını anlamak bebeklerde kelime öğrenmek ve kendini ifade etmek beceri ile paralel yürür. Artık çocuğunuz araçların nasıl çalıştığı ve yapacağı hareketler ile ne sonuçlar alacağını üzerine düşünebilmektedir.

Benzer bir senaryoyla yemek vaktinde çocuğunuzun hayal gücünü canlandırabilirsiniz. Onu aşçı yapın ve önüne plastik bir karıştırma kapı, bir çırpıcı veya kaşık koyun.  Bırakın o size bir yemek yapsın ve sonrasında karşılıklı hayali yemeğinizi yiyin.

Çocuğunuz konuşmaya başlayınca bu onun hem kelimeleri anladığını , hem kullandığını, hem de taklit yapabileceğini gösterir. 15 aylık bir bebeğin hayal gücü kendi davranışları etrafında gelişir. Bir kaşık aldığında sanki yemek yiyormuş gibi yapar veya kafasını sizin dizinize koyup uyuyormuş havasına bürünür. Düşüncelerini sembolize eder ama bu devrede taklit etmenin en bariz göstergesi ayna karşısındaki davranışlarıdır. Gelecek aylarda ve yıllarda çocuğunuz gerçeklik dışı düşünmek yetisini daha çok dışa vuracaktır. Eline bir sopa alıp onu size sallayacak ve onun bulutlar üstünde uçan bir uçak olduğunu veya aslında kendisinin bir itfahiye olduğunu söyleyecektir.

Çocuklar iki yaşına kadar olmadıkları biriymiş gibi davranmazlar ama siz yine de buna ait bir rol çalışması yapabilirsiniz. Mesela siz bir köpek olup, çocuğunuza da bir kedi olmasını söyleyebilirsiniz. Siz havlarsınız ,o miyavlar ve sonra beraberce bol bol gülersiniz. Veya tam tersi o büyük köpek, siz küçük kedi olursunuz : Böyle tersi bir rolde daha fazla eğlenirsiniz çünkü çocukların büyük insanlardan daha güçlü olduğunu hissettiği bu tip kısa sürelerde kendilerine güveni artar, memnun olurlar.

Sosyal ve duygusal gelişim : Artan hırçınlık

İlk kötü haber : Artık çocuğunuz çok daha çabuk hırçınlaşıyor, sinirleniyor. Ve şimdi iyi haber : Bu tip kızgınlık ve hayal kırıklığı kısa sürelidir. Tabii ki bu tip kızgınlıklar hep en olmadık yerlerde yaşanır , mesela bir markette veya kalabalık bir yemekte. Böyle zamanlarda durumu nasıl ele alacağınızın yolunu siz geliştireceksiniz. Çocukların duyuları bilmedikleri yerlerde, kalabalık, fazla gürültülü ortamlarda çok fazla uyarıldığı için genelde böyle hırçınlaşırlar. Bütün bu yoğunluk ile başa çıkamazlar. Üstelik bu gibi ortamlarda sizin bütün dikkatinizi üstünde toplayamadığı için de sinirlenebilir çünkü bu dönem çocuklar bütün ilginin kendilerinin üstünde olmasını isterler.

Neler yapabilirsiniz ?

Çocuğunuzun hırçınlık anlarında sadece duygusal olarak onunla beraber olun ve eğlenceli durumlar yaratmaya çalışın. Örneğin “ooooo etrafta çok nefis çikolatalar görüyorum, bir de seniiiii …” gibi oyunlar yaratarak ve onu alışveriş arabasının içine oturtarak dikkatinizin hep merkezinde olduğunu ona gösterebilirsiniz. Ama maalesef hırçınlıklar kaçınılmazdır ve her çocuğun ara sıra patlamaları olur. Unutmayın hem fiziksel , hem de duygusal olarak gelişen çocuklar içlerindeki bu dalgalanmaları hergün bir şekilde dışa vururlar.

Çocuğunuzun hırçınlık nöbetleri ile mücadele edebilene kadar birkaç taktik denemek durumunda kalabilirsiniz. Örneğin çocuğunuzu kucağınıza alın ve sakinleşene kadar ona sarılın. Ona bağırmayın, veya koluna çimdik atmayın, bunlar onun hayal kırıklığını daha fazla arttırır. Onu kucağınıza alın ve bir noktaya kadar taşıyın, mesela arabanın içine kadar. Bu arada hep onun yanında olmanız ve onu sediğinizi göstermeniz onu sakinleştirecektir. Eğer evde iseniz, onun sürekli ağlamalarını dinlemeniz çok zordur, sadece onun bulunduğu odayı terkedin.

Eğer çocuğunuz uygunsuz bir yerde, başkalarının yanında hırçınlığı ile sizi utandırmış ise bunu farkeder ve hırçınlık düzeyini arttırması büyük olasılıktır. Bu gibi durumlarda tek yapacağınız şey yüzünüze bir gülümseme yerleştirerek çocuğunuzu o ortamdan derhal uzaklaştırmaktır.

Diğer Gelişmeler : Sizi test ederek sınırları aramak

Ebeveynler olarak çocuğunuza yönelik en büyük işiniz ona çeşitli sınırlar getirmektir. Bazen kendinizi takılmış plak gibi hissedersiniz, ama sizin sınır koymaya çalıştığınız her ne ise onu bir daha yaparken bu sefer çocuğunuzu izleyin. Örneğin sizin defalarca “hayır” dediğiniz bir koltuğun üstüne tekrar tırmanıyor, bırakın tırmansın ama sakın ondan gözünüzü ayırmayın. Siz, onun size meydan okuduğunu düşünürken, o aslında sizi test etmekte ve sizin ona “yeter, sana kaç defa söyledim” demenizi beklemektedir.

15 aylık bir çocuğun bütün meydan okumaları ve aykırılıkları aslında onun gelişimiyle ilgili olduğunu lütfen unutmamaya çalışın. O masanın üstünü kaşıkla çizerken mobilyayı mahvettiğinin farkında değildir, o sadece ana motor becerilerinin keyfini sürüyordur. Ve eğer yatağa gitmeyi reddederse, bilin ki o sizinle birlikte olmayı heyecanlı bulduğu ve sizden ayrıldığında birşeyleri kaçırmayı istemediğinden uyumayı istemez.Banyo sonrası kitap okumak, renkli kalemlerle birşeyler çizmek gibi çeşitli rutinler geliştirirseniz, bu dönemi daha az “hayal kırıklıkları” ile atlatabilirsiniz.

Kaynak : Babycenter.com

Tags:

pridejoyanim5aSoru : 13-18 aylık bebeklerin genel becerilerinin gelişim süreçi nasıldır ?
Cevap : 13-18 aylık bebeklerin gelişim sürecini aşağıdaki tablodan takip edebilirsiniz.


Çocuğun yaşı

Ana Beceriler  (çoğunluk çocuklar yapar)

Gelişmekte olan Beceriler  (çocukların yarısı yapar)

Gelişmiş Beceriler  (çok az çocuk yapabilir)
13 aylık • İki kelimeyi beceriyle kullanır (ör:mama, baba,anne, dede)
• Eğilip yerden objeleri alabilir.
• Kendi yansımasını izlemeyi sever.
• Kolu, bacağını kaldırarak giyinmede size yardımcı olur.
• Kelimeleri ve jestleri ihtiyaçlarını ifade etmek için birleştirebilir.
• Topu ileri geri yuvarlar
14 aylık
• Parmaklarını kullanarak yiyecek yiyebilir.
• Eşyaları kaptan boşaltabilir
• Başkalarını taklit eder
• İyi yürüyebilir.
• Oyunlara katılır.
• Sorulduğunda vücudunun bir yerini gösterebilir.
• “Bana öpücük ver” gibi taleplere cevap verebilir.
• Kaşık veya çatal kullanabilir.
• Kapları düzgünce içiçe koyabilir.
• Yürürken oyuncakları itebilir, çekebilir.
15 aylık • Topla oynayabilir.
• Üç kelimeyi düzgün kullanabilir.
• Geri geri yürüyebilir.
• Renkli kalemle karalamalar yapabilir.
• Koşabilir.
• Reddetmeyi en sevdiği tutum haline getirir.
• Evin içinde size “yardımcı” olur.
• Parmaklarını dudaklarına “şşşş” yapmak için götürebilir.
16 aylık • Kitabın sayfalarını çevirebilir.
• Hayal kırıklığına uğradığında hırçınlaşır.
• Yumuşak oyuncak veya bir objeye bağlanır.
• Tırmanabilmenin keyfini çıkartır.
• Üç küpü üstüste koyabilir.
• Kaşık ve çatalı kullanır.
• Objelerin düzgün kullanımını öğrenir. ör:telefon
• Kendi kendine üstündeki bir kıyafeti çıkartabilir.
• Yemekler konusunda seçici olmaya başlar.
• Gün içi iki uykudan bire geçer.
17 aylık • Altı kelimeyi düzgün kullanabilir
• Taklit oyunlarını sever.
• Üstüne binilen oyuncakları sever.
• Oyuncak bebeklerini besler.
• Daha anlaşılır konuşur.
• Topu aşağıdan atabilir.
• Müzikle dans eder.
• Oyuncakları renk, şekil,büyüklüklerine göre ayırabilir.
• Topa ileri doğru ayağı ile vurabilir.
18 aylık • Levha nitelikli çocuk kitaplarını kendi kendine okuyabilir.
• Rahat karalama yapabilir.
• İki kelimelik cümlecikler veya tabirler kurabilir.
• Yardım ile dişlerini fırçalayabilir.
• Dört küpü üstüste koyabilir.
• Topu kaldırarak yukarıdan atabilir.
• Oyuncakları parçalarına ayırıp tekrar biraraya getirebilir.
• Tuvalet eğitimine hazır olduğunun ilk işaretlerini verir.

Kaynak : Babycenter.com

Tags: , , , , ,

Pişekar’ın Sivri Olmayan Külahı

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
25
Mar

dsc04326dsc04327a

Bilirsiniz, bizim halk tiyatrosu geleneğimizden gelen Orta Oyunda iki ana karakter vardır. Kavuklu ve Pişekar. Bu iki karakterden Kavuklu, saf, işsiz, zekası ve komik davranışları ile oyuna renk katan bir kişilik iken, Pişekar akıllı, hali vakti yerinde, bilgili, okumuş bir kişiliktir. Bu sabah Yaprak’ın eline geçirdiği alışveriş kartonunu kafasında görünce birden aklıma bu ikili geldi ve ben bizimkini her ne kadar külahı sivri olmasa da Pişekar’a benzettim. Bizim evdeki Pişekar külahını takıyor ve sahneye fırlayarak bağırıyor :

“Çal zurnacı oyunumuz başlasın, tenezzülen teşrif buyuran zevat-ı kiram zevkiyab olsunlar”

:D

Tags:

Yaprak’ın Öğle Yemeği Izdırabı

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
24
Mar

dsc04300adsc04302dsc04303a

Bu öğlen menümüzde sebzeli tavuk yemeği ve her zamanki gibi yoğurt vardı. Yaprak’ın genelde pek de reddetmediği sebzeli tavuk maalesef bu öğlen bizimkini mutlu etmedi. Ağzına vermeyi başardığım her kaşıkla yüzü, gözü şekilden şekile girdi, hele elini yüzünün üstüne koyup bunalıma girmiş halleri yok mu, bayılıyorum. Böyle problemli yemeklerde cankurtarıcım sağolsun hep yoğurt oluyor. Biliyorum, bebekler yemiyorsa çok da zorlanmaması gerekiyor ama onlarda çok akıllı. Yemek konusundaki nazlarının tuttuğunu anladıkları anda haliniz duman oluyor. Bu sefer reddetmeyi bir oyun haline dönüştürüyorlar, hatta öksürüyor numarasında ağzındakileri tükürünler bile oluyor, misal Yaprak. Ama bazen de hiç beklenmedik şekilde bir bakıyorum her önüne koyduğumu hapur hupur yiyor. Sanırım bebeklerin sadece kendilerinin bilebildiği bir beslenme tempoları var ve sizin bu tempoyu tutturabilmek için sabır taşı olmanız gerekiyor.

Yaprak’la öğlen yemeği mücadelemize ait bir de videomuz var. Yaprak’ın annesi sanmayın ki böyle abartılı, garip konuşur, ama elimde bir kaşıkla bekleyince sıkılıp, sinirlerim bozuluyor, o zaman ben de vuruyorum çeneye, abuk subuk, şarkılar, türküler … ancak geçirebiliyoruz öğünü …

Tags: ,

Bir Bebek, Bir Köpek ve Bir Kırmızı Top

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
20
Mar

dsc04287adsc04289a

Bugün Yaprak’la ilk başta Maçka Parkı’na salıncaklara, oradan Nişantaşı’na gittik. Sonrasında bir kahve molası vermek üzere uğradığımız City’s Starbucks’ın dolu olması nedeniyle Akkavak sokaktaki meydana attık kendimizi. Yaprak pusette oturmaktan çok sıkılmış mızmızlanıyordu ve ayağı yere değer değmez karşına çıkan sevimli oyuncu cocker cinsi köpeğe takıldı. Eğitimli köpeğin sahibesi elinde kalp şeklindeki topu ileri atınca cocker büyük bir sevinçle onu yakalayıp getiriyordu. Bizim ki tabii ki bu atmaca-yakalamaca olayını çözemedi. Top onunda çok ilgisini çekti ama köpekten önce hiçbir zaman topa yetişemedi. Hatta yukarıdaki fotoğrafta göreceğiniz gibi top bir şekilde ikisinin ortasına düştüğünde minik böcek ne yapsam diye topa bakakaldı. Topu ağzına alan cocker Yaprak’ın kendisine yaklaşıp sevmesine hiçbir olumsuz tepki vermedi. Yaprak ise köpeği sevdikçe bana kafasını kaldırdı ve gülerek baktı. Anneannenin kedisi Zeytin’in hep kaçan tavrından sonra bu tüylü hayvanın sakin sakin durması onu çok şaşırttı.

Cocker ile Yaprak’ın arasındaki aşk cockerın bizimkine çarpıp onu yere düşürmesiyle son buldu :( Yaprak hanım abartılı bir şekilde ağlamaya başladı, meydanda herkes dönüp “ne oluyor?” diye bize baktı. Cocker’ın sahibesi Yaprak’ı teselli etmeye çalıştıkça bizimki iyice bastı yaygarayı. Ben de çözümü açık alandaki cafeye oturmakta buldum.  Kısa süre sonra hava iyice soğuduğu için oradan kalktık, dörtyoldaki Starbuck’a uğradık ve ardından evimizin yolunu tuttuk.

dsc04298adsc04291a

Tags:

Hem Çıplak Ayaklı, Hem De Şımarık Bandocu

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
19
Mar

dsc04253adsc04217a

Bugün öğleden sonra uykusundan kalkınca Yaprak bir enerjikti, bir enerjikti anlatamam. Her arkamı dönüşümde evin ayrı bir yerini dağılmış, karıştırılmış buldum. Karıştırılan dolaplardan biri de fotoğraftan anlaşılacağı üzere tencerelere ait olanı. Yine bizimki kapmış eline uyan tencere kapaklarını, başlamış birbirlerine vurmaya. Evimizde meğerse akordu bozulmuş bir bando zilcisi varmış da benim haberim yokmuş. Üstelik bu akordu bozuk bando zilcisinin tabanları çıplak, tavırları da pek bir şımarık. Ne diyelim ? … Tanrı bu zillinin bando şefinin ( ! ) kulaklarına pamuk, kamerasına saldırılara karşı hazırlıklı olmak imkanı versin. ! :D

Tags:

Akaretler’de Yürüyüş

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
16
Mar

dsc04184adsc04201a

Bugün Yaprak’la pusetimizi almadan elele sokağa çıktık. Programımızda Akaretler caddesi üzerindeki eczaneye uğramak, parka gitmek, Caffe Nero’da dinlenmek, marketten alışveriş yapmak vardı. Eczaneden vitaminizi alırken Yaprak ele gelebilecek bütün rafları karıştırdı, beni deli etti. Şairler Sofası Parkı’nda ise Zeynep isimli çok güleryüzlü 14 aylık bir bebekle karşılaştık. Yaprak’la Zeynep biraz  bakıştılar, biraz itiştiler, pek iletişim kuramadılar ama biz Zeynep’in annesi ile bol bol sohbet ettik. Parkdan sonra caddenin karşı tarafındaki Caffe Nero’ya geçtik ve orada havuçlu kek yedik, ben kahve içtim. Yaprak her zamanki gibi bir süre sonra masamızı terk etti ve benden başka etraftaki herkesle ilgilendi. Hatta karşımızdaki masada oturan iki tatlı abla ile muhabbeti o kadar arttırdı ki, neredeyse onlarla kalkıp gidecek zannettim. :)

Cafe Nero’dan sonra market alışverişimizi zor bela yaptık. Gün boyunca en çok market içindeyken yoruldum çünkü böyle bol reyonlu ortamlarda minik canavarın elleri hiç durmuyor. Dönüş yolunda Yaprak yorgunluk sinyallerini vermeye başladı ve bayağı mızmızlandı. Zorlukla ulaştığımız sokak kapımızdan içeri girer girmez minik eskimonun üstünü çıkardım ve derhal onu iki saat boyunca mışıl mışıl uyuyacağı yatağına koydum. :)

Tags: , ,

Starbucks Fatihi

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
14
Mar

dsc04144adsc04162adsc04153adsc04179a

Dün yine Starbucks Citys’deydik. Bu sefer bize kısa süreliğine bile olsa babamız da katıldı. Yaprak’la İlhan ilk başta kahvelerimizi ve yiyeceklerimizi aldılar sonrasında ise oturduğumuz yerde bol bol oynadılar. Yaprak babası gittikten sonra artık kendi mekanı haline gelen Starbucks’da bir aşağı , bir yukarı dolandı, onunla ilgilenen bütün müşterilerle sohbete girişti, bazılarının masalarını hatta çantalarını karıştırdı, çalışanlarla eğlendi, kısacası annesi dışında herkesle bol bol şımararak vakit geçirdi.  :D

Tags: , ,

Muhallebimi Kendim Yiyebilirim Anne !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
13
Mar

dsc04128adsc04137dsc04141a

Yaprak’la, bir parça gecikmeyle beraber, kaşık kullanmayı öğrenme çalışmalarına başladık. Belki de erkenden minik canavarı kaşık kullanmaya yönlendirmemem iyi olmuş çünkü kaşığı eline verir vermez bizimki sanki doğuştan kaşık elindeymiş gibi önüne koyduğum muhallebiyi hapır hupur yemeğe başladı. :D

Sadece arada bir elindeki kaşığı dolu iken havaya kaldırıp sallamaya başlamasa çok iyi olacak da, daha henüz dolu kaşığın havada sallanmak için icat edilmediğini kendisine anlatmayı beceremedim :?

Tags: ,

Günün Keşfi

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
12
Mar

development_of_baby_teethBiraz önce Yaprak’la kanepe üstüne boğuşurken kızım hakkında yeni bir keşfim oldu. O kafasını geriye doğru atmış gülerken bir baktım ki çenesinin üst tarafındaki her iki “birinci azı” dişleri patlamış. Bir sevindim, bir sevindim anlatamam. Meraklanmaya başlamıştım, 15. ayımıza gelmemize rağmen ilk sekizi sonrasında başka diş görünürlerde yok diye. Aslında anlamam gerekirdi çünkü son iki gündür özellikle köfte yedirdiğimde çiğner gibi ağız hareketleri yapıyordu, ben de “sanki dişin var da çiğniyorsun” diye kızıma gülüyordum. Meğerse benim minik kuşumun dişleri çıkıyormuş da çiğneme antremanlarına girişmiş. :D Bu arada sözkonusu iki dişin de fotoğrafını çekmeye çalıştım ama olmadı … :P

Tags: ,

Cool Yaprak, Neşeli Yaprak

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
12
Mar

dsc03982adsc03988adsc04009a

7 Mart 2009 – Anneannelerdeyiz, Yaprak gülmemek için adeta yemin etmiş, “gülsene kızım” diyorum, ıhhh tık yok …

dsc04023adsc04038adsc04058adsc04103a

11 Mart 2009 – Yine anneannelerdeyiz. Yaprak bugün “gününde”. Çılgınlar gibi bir sağa, bir sola gidiyor, nereyi karıştırsın, hangi gazeteyi yırtsın bilemiyor ve hep gülüyor. Özellikle dedesinin peşini mutfakta bırakmıyor, fotoğrafta da görüldüğü gibi dedesinin önünde buzdolabının içine düşmek üzere :D

dsc04078a Şimdi siz söyleyin, “cool” takılan Yaprak mı , yoksa yüzündeki tatlı gülücükleri ile etrafa neşe saçan Yaprak mı daha güzel? Bence neşeli Yaprak :D Yaprak neşeli olunca ben de neşeli oluyorum, içim içime sığmıyor, onun her anını hafızama kaydetmek istiyorum, o nedenle de sürekli fotoğrafını çekiyorum. Yaprak neşeli iken hayatta hiçbir problem yokmuş gibi geliyor, yaşam çok daha yaşanası oluyor. Onun gülücükleri hepimizi motive ediyor, onun enerjisi hepimizi daha canlı kılıyor. İyi ki varsın hayatımızda tatlı bebeğim, Yaprak’ım benim. Seni cok seviyorum. heart

Tags: ,

Zeytin Kaç, Yaprak Tut

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
11
Mar

dsc04089adsc04094a

Dün yine anneannelerdeydik. Ben sinemaya gittim, Yaprak ise anneannelerin evini dağıtarak ve en sevdiği oyun arkadaşı Zeytin’i kovalayarak iyi vakit geçirdi. Yaprak’la Zeytin arasında kıyasıya bir rekabet sözkonusu. Anneannenin dediğine göre Zeytin Yaprak’ı çok kıskanıyormuş. Yaprak nereye gitse peşinden ayrılmıyor, kim Yaprak’la ilgilense avaz avaz miyavlayıp, o da bu ilgiden payına düşeni istiyormuş. Ama her ne hikmetse Yaprak ne zaman Zeytin ile ilgilenmeye kalksa kendisini nereye atacağını şaşırıyor Zeytin bey. Hep diyorum ya, danışıklı dövüş ikisinin arasındaki, ne biribirleri ile yapabiliyor, ne de birbirlerinden ayrılabiliyorlar …

Tags: ,

Dağınıklık mı … pöh ! O da ne demek?

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
5
Mar

dsc03905adsc03909a

Fotoğrafların parmakları olsa benim yerime yazacaklar yukarıdaki görüntülerde yaşanan felaketi.

Ama zamanın bebeği işte, bunca dağınıklık için telefonla konuşacak vakitte buluyor. Her nedense telefonuna “anniiii, anniiiii” diye bağırıyor, oysa ki ben zaten karşısında iki elim belimde “nedir bu dağınıklık?” diyerek saçlarım diken diken olmuş duruyorum.  Bakıyorum huylu huyundan vazgeçmeyecek, ileride evi ne hale getirdiğini kendi gözleriyle görsün diye hemen fotoğraf makinamı kapıyorum ve belgeliyorum anları.

Tags:

Boneli Bonbon

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
4
Mar

dsc03894adsc03895a

Yaprak son bir haftadır gece yattıktan iki, üç saat sonra uyanıyor ve ağlamaya başlıyor. Biz de yarım saat kadar onu yatağından alıyoruz ve tekrar uykusu gelene kadar etrafta dolanmasına izin veriyoruz. Dün gece de bu dolanmalarından birini yaparken elinde nereden bulduysa bir bone ile çıkageldi. Ben de boneyi elinden alıp olması gereken yere, kafasına geçirdim. Bizimki şaşırdı, donup kaldı, neydi bu kafasındaki böyle ? Sonra ” hadi git aynada bak kendine” deyince bir robot mekanikliğiyle, sanki fazla hareket ederse bone düşecekmiş gibi aynanın karşısına geçti, kendisine büyük bir ciddiyetle baktı, baktı. Ben boneyi hemen kafasından çıkarır zannetmiştim ama tam tersi başladı yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi etrafta onunla dolanmaya. Bone bir süre sonra gözünün önüne kaydı, yine çıkarmadı. Ta ki babası olaya müdahil olana kadar. Acaba kafasındaki şeffaf plastik parçasını aynada görünce minik bonbon ne düşündü? Büyük bir ciddiyetle dakikalarca onu kafasında niye taşıdı ? … keşke bebek olsam da onunla empati kurabilsem, neler hissettiğini anlayabilsem, düşüncelerini okuyabilsem …

Tags:

Güneşli bir 1 Mart

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
2
Mar

dsc03802adsc03812a

Dün öğleden sonra gökyüzünde güneşi görünce hazırlandık ve Yaprak’la beraber sokağa çıktık. Yol üstünde babamızla buluştuk. Pusetinden indirdiğimiz kızımız ilk başta babasının elinden tutarak, sonra da özgürce kaldırımda bizimle yürüdü.

dsc03820adsc03828a

İlhan’dan sonra Yaprak’ın elinden biraz da ben tuttum. Yol üstündeki isimdaşları ile her zaman çok ilgilenen Yaprak yine onları tutarak ama asla koparmayarak bayağı vakit geçirdi.

dsc03836adsc03832a

Derken yol üstünde karşımıza üç küçük köpek çıktı. Biz bu köpekler ile sık sık karşılaşıyorduk ama ilk defa ayaküstü denk geldik. Köpeklerden bir tanesi çok şamatacıydı. Bize havladıda, havladı. Yaprak ise sanırım bir köpeğin havlamasının ne demek olduğunu anlamadığından hiç korkmadan sürekli ona elini uzattı. Fotoğraftada gördüğünüz gibi köpek havlıyor, bizimki gülüyor.

dsc03847adsc03858a

Köpeklerin yanından ayrıldıktan sonra Maçka Parkı’na girdik ve yönümüzü çocuk bahçesine çevirdik. Çocuk bahçesi bayağı doluydu. Havanın güzelliğini fırsat bilen bütün aileler çocuklarını getirmişti. Biz de Yaprak’ın sallanabilmesi için biraz bekledik.

dsc03875adsc03882a

Salıncağa bindiğimizde yanımızda sevimli küçük bir erkek çocuğu vardı. İsmini öğrenemedik ama bizimki ile bayağı gülüştüler. Yaprak bayılıyor etrafı ile iletişime geçsin. Zaten yol buyunca yürürken veya parkta hep etraftaki insanlara gülüyordu. O tatlı tatlı sürekli güldüğü için ona bakan herkes de “ay ne tatlı bebek” diyerek ona sevgi gösteriyorlardı. :) Bizimkinde bir şeytan tüyü var, en ilgilenmeyecek tipte insanları bile kendisine çekiyor. Bu iyi birşey mi, kötü mü bilemiyorum … Salıncaktan indikten sonra babası onu kaydıraktan kaydırdı. Artık Yaprak kaydıraktan kaymak konusunda uzmanlaştı. Maalesef tam bu esnada kameramızın pili bitti ve bundan sonraki fotoğraflarımız cep telefonu ile çekmek zorunda kaldık.

yaprak-burgerkingde

Çocuk parkından sonra İlhan çok acıktığını ve Burger King’e gitmek istediğini söyledi. Ben böyle hamburgercilere gitmeyi pek sevmesem de arada bir değişiklik oluyor. Nişantaşı dörtyoldaki Burger King’e gittik. En üst kata çıktık. Burada Yaprak’da bizimle birlikte patates kızartması yedi. Tepsilerdeki mayonez ve ketçap kutucukları ile oynedı, onlarla kuleler yaptı, ardından teker teker yere attı. Artık Yaprak bizim sıkı gözetimimiz altında sandalyede de oturabiliyor. Sanırım 2-3 ay sonra puseti almadan daha rahat etrafta gezebileceğiz, yemeğe çıkabileceğiz.  :)

İşte Yaprak babasıyla kaydırakta …

Tags: