Posts Tagged "10 aylık bebek gelişimi"

pridejoyanim5a1Soru : 7-12 aylık bebeklerin genel becerilerinin gelişim süreçi nasıldır ?
Cevap : 7-12 aylık bebeklerin gelişim sürecini aşağıdaki tablodan takip edebilirsiniz.

Child’s Age
Ana Beceriler Skills (bütün bebekler yapar)

Gelişen Beceriler  (bebeklerin yarısı yapabilir)

Gelişmiş Beceriler (az sayıdaki bebek yapabilir)
7aylık
• Desteksiz oturabilir.
• Objeleri kendisine doğru çeker.
• İleri uzanır, sürünmeye başlar.
• Anlaşılmaz şekilde geveler, konuşur gibi sesler çıkartır.
• Yabancılara karşı tepki göstermeye başlar.
• Güle güle deyince el sallar.
Bir yere tutunarak ayakta durabilir.
• Objeleri birbirine çarpar.
• Objelerin varlığını anlamaya başlar.
8 aylık • Doğru kişilere olmamakla beraber “baba”, “dede”, diyebilir.
• Objeleri elden ele geçirebilir.
• Bir yere tutunarak ayakta durabilir.
• Sürünür veya emekler
• Objeleri işaret eder.
• Saklı objeleri arar.
• Ayağa kalkmak için kendini çeker, dolaşır.
• Yerden parmakları ile kavradığı şeyleri alabilir.
• İsteklerini jestleri ile belli eder.
9 aylık • Bir yere tutunarak ayakta durabilir.
• Anlaşılmaz şekilde geveler, konuşur gibi sesler çıkartır.
• Objelerin varlığını anlar.
Mobilyalara tutunarak etrafta dolaşır.
• Elle tutulabilen bir kaptan içebilir.
• Parmakları ile yemek yer.
• Objeleri birbirine çarpar.
• Cee-e gibi oyunlar oynar.
• Doğru kişilere “dede”, “baba” der.
10aylık • Güle güle diye el sallar
• İki parmağı kavradığını alabilir.
• Karnı yukarıda rahatça emekler.
• “Dede”, “baba”,”anne” yi doğru kişiye söyler
• İsteklerini jestleri ile belirtir.
• Kendi başına birkaç dakika ayakta durabilir.
• Objeri bir kabın içine koyabilir.
11aylık • “Dede”, “baba”,”anne” yi doğru kişiye söyler
• Cee-e gibi oyunlar oynar.
• Kendi başına birkaç saniye ayakta durabilir.
• Etrafta dolanır.
• “Hayır” ve diğer başka basit talimatları anlar
• Objeleri kap içine koyabilir.
• “Baba”, “dede”, “mama” dışında bir kelime daha söyler
• Ayakta durur pozisyondan eğilir pozisyona geçebilir.
12aylık Başkalarının hareketlerini taklit eder.
• İsteklerini jestleri ile belli eder.
• Birkaç adım atar.
• “Baba”, “dede”, “mama” dışında bir kelime daha söyler
• Yanlız başına yürüyebilir.
• Renkli bir kalemle karalama yapabilir.
• “Baba”, “dede”, “mama” dışında iki kelime daha söyler

Kaynak : Bebycenter.com

Tags: , , , , ,

Bayramda Nefis Tesadüf

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
29
Eki

Bugün 29 Ekim. Yaprak’ın ilk Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Bayram şerefine değil ama hava güzel olduğu için öğlenden sonra fırladık sokaklara ponponla. Nişantaşı’na çıktığımızda bizi nefis bir sürpriz bekliyordu. Tam Derimod’un önünden geçerken bir reklam filmi çekimi için kurulmuş setin ortalarında tanımanın ötesinde çok sevdiğim ama bütün iletişim kanallarını kaybettiğim bir dostumu gördüm: Simin Sinkil. Simin benim çocukluk, üniversite ve sonrası yirmili yaşların en değerli sayılı insanından biridir.  O yılların Simin’le paylaştığım harika anılarını ne zaman hatırlasam yüzümde geniş bir gülümseme belirir. Yıllardır o kadar sık aklımdan geçer ki, nasıl hiçbir kayıdını tutamadım diye kendi kendime kızarım. Sık sık internette izini araştırırım. Hatta Fiat’ın bir reklam filminde yönetmen yardımcılığı yaptını bulmuş ama daha ötesine geçememiştim. Ne facebook’da, ne de başka bir sosyal ağda kaydı yoktu. Ama bugün bir anda yerde ararken setinin içinde buluvermiştim işte onu. Çok meşguldu. Bir oraya gidiyordu, bir buraya. Uzaktan baktım ve setin içindeki bir adamla gözgöze geldim. Parmağımla Simin’i işaret edip, dudaklarımla belirgin bir şekilde “Simin” dedim. Adam anladı ve Simin’nin yanına giderek beni gösterdi. … işte dostluk böyle birşey; onun da beni gördüğünde yüzünde beliren mutluluk ifadesi benimkini aratmıyordu. Bir anda içinde olduğu set kalabalığından sıyrıldı, yanımıza geldi. İki dost birbirimize mutlulukla sarıldık. Sonrasında “bu da kim? inanamıyorum” diyen Simin Yaprak’a eğildi, bana baktı, şaşırdı, ben güldüm, tanıştırayım dedim ” Yaprak” .  Güldük, “ne zaman, nasıl” diye daha da gülüştük. “Hep aklımdasın, seni çok bulmaya çalıştım” dedim. Simin” Ben de” dedi. Hemen telefon numarasını aldım. Simin çok meşguldu, set ekibi bize bakıyordu, “seni arayacağım” diyerek onu ekibiyle başbaşa bıraktık. Harbiye’ye, babamızın ofisine doğru yürümeye başladık.

İlhan’ı ofisinden aldık ve Nişantaşı’na geri döndük. Simin’i rahatsız etmeden Backhaus’a gidip oturduk. Hava serinleyip, servis elemanlarının kötü hizmeti bizi bezdirene kadar burada kaldık. Açılacağını e-posta mesajlarımdan öğrendiğim Muji‘nin yerini keşfettim ama sayım olduğu için içeri giremedik. Eh, bunca yaşanmışlık arasında da kamera müptalası anne bütün ailenin defalarca fotoğrafını ve bir de baba ile kızının filmini çekti. İlhan filminin çekilmesinden doğrusu çok mutlu oldu ve her halinden bu mutluluğu anlaşılıyor !!!! :) ( film prosesde)

Tags: , , , ,

Aylık Doktor Kontrolümüz

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
28
Eki

Yaprak 10 ay 3 haftalık oldu. Bugün sonunda biraz gecikme ile doktorumuz Nazmi Ataoğlu’na gidebildik. Bugün itibariyle kesin eminim ki, küçük böcek ayda bir gelse bile muayenehaneyi hatırlıyor. İçeri girer girmez başladı mızmızlanmaya, muayene masasına koyduğumuz anda ise başladı çığlıklar atarak ağlamaya. Nazmi Bey çok sakin bir adam. Belki tecrübeden, belki de karakteri böyle. Az konuşur, genelde yüzü ifadesizdir. Siz birşeyler sormadıkça veya bir durum anlatmadıkça ondaki bilgiyi alamayız. Böyle bir doktorumuz olmasının hem iyi yönü var, hem de kötü. Kimisi kötü haber tellalı gibi ” şunu yapmazsan böyle olur, onu vermezsen şöyle sonuçlanır” gibi anne babayı geren şeyler söylüyor. Hasta olmayan çocuğu hasta edecek kadar pimpiriklendiriyorlar ebeveynleri. Nazmi Bey’e ise neler soracağınızı, neleri paylaşacağınızı hazırlayarak gitmeniz lazım. Dersini çalışmadan giden çakıyor çünkü. Muayenehaneye girmesi ile çıkması bir oluyor neredeyse. Nazmi Bey ” ya çok sağlıklı” diyor, ya da …. bize başka birşey demedi bugüne kadar. Dilerim de hiç olumsuz birşey söylemez. Onun bu sözlerinden sonra ben başına çörekleniyorum, “onu yedi, bunu yapmadı, çok ağladı, yediklerini tükürdü, süt verdim, su içmedi” … elli tane şey sıralıyorum. O ise hiç sakin ifadesini bozmadan cevap veriyor. Bazen sormasam çok önemli bilgilerden mahrum kalabileceğimi anlıyorum ve içimden Nazmi Bey’i sorguluyorum. Böyle olmamalı, o da birşeyleri anlatmalı bebekler hakkında diyorum kendi kendime. Ama sonuçta doktorumuzdan memnunuz, ona Yaprak’ın sağlıklı gidişatındaki emekleri için teşekkür ediyoruz.

Bugün Yaprak grip aşısı oldu. Boyu yarım santim artarak 74 cm olmuş. Kilosu ise 9800 gram. Geçen ay Nazmi Bey bir ayda 600 gram almış olması konusunda uyarmıştı. Bu sefer kilosundan memnun kaldı, birşey demedi. Geçtiğimiz aylara göre en büyük değişikliği ise günlük menümüzde yaşadık. Başta kahvaltı olmak üzere hiçbir ana ve ara öğün için Yaprak’a özel meme hazırlamamamı söyledi doktorumuz. Kahvaltıda ekmek, reçel, peynir, yumurta sarısı ve üzüm pekmezini ayrı ayrı verebileceğimi, günlük inek sütünü ise bir kaşık toz şeker ile tatlandırarak içirebileceğimi, öğlen ve akşam ise biz ne yiyorsak aynısıyla küçük böceği besleyebileceğimi anlattı.

Doktorumuzun yanından ayrılmadan önce Yaprak’la bir fotoğrafını çekmek istedim, böceği Nazmi bey’in yanına götürünce yukarıda görülen vaziyeti yaşadık, bizimki bastı çığlığı, başladı ağlamaya. Kuşun doktoru ile yıldızları her nedense ( ! ) küs. :)

Tags: , , , ,

Yaprak’ın Yürüme Antremanları

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
27
Eki

Son birkaç gündür Yaprak’la elele tutuşup yürüyoruz. Etrafa tutunarak sıralama yapmanın bir aşama yukarısı olan bu durum bizi çok sevindirdi. Bir sağa, bir sola, odalar arasında geziniyoruz, bazen dengemizi kaybediyoruz, hatta kimi zaman popo üstü yere oturuveriyoruz ama ne olursa olsun hiç yılmıyoruz. Kendisinin iyi birşeyler yaptığının ciddiyetle farkında olan küçük böceğin  bir tek aynanın yanından geçerken dikkati dağılıyor. Aynadaki yansımasını görünce kendine mi baksın, yürümeye mi çalışsın bilemiyor ve  ayakları birbirine dolanıyor, bütün gövdesinin ağırlığı ile kendisini benim kolumun kaldırma gücüne bırakıyor. Bebeklerin eklemleri ve kemik yapısı çok dayanıklı doğrusu. Benim onu hallaç pamuğuna çevirdiğim oyunlarımız ve şimdi de bu yürüme antremanlarında ona birşey olmuyor ya  gerçekten şaşırıyorum.

Tags: ,

Banyo Faslı

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
23
Eki

Haftanın beş günü yaptığımız rutinlerimizden biri de banyo. Yaprak’ın banyosunu 5. aydan beri tek başıma yaptırıyorm. Banyo bizim için biraz eğlence, biraz trajedi karışımı bir rituel. Haftanın beş günü yatak saatinden yarım saat önce yani sekiz buçukta minik ponponla en az onbeş dakika sürecek şekilde sulara dalıyoruz.

Banyo küvetimiz içinde renkli toplarımız, ördeğimiz ve ara ara değişen farklı oyuncaklarımız oluyor. Bunlar banyo esnasında veya sonunda çoğunlukla küvetin dışından benim tarafımdan toplanıyor. Yaprak’ın poposunu yıkadıktan sonra küvetinin içine oturtuyorum ve küvetin içini yavaş yavaş su ile dolduruyorum. Bu bizim suya ve banyoya alışma dönemimiz ve genelde sakin geçiyor. Benim banyo süresince en önemli etkinliğim avaz avaz melodikleri ve sözleri hiçbir zaman aynı olmayan, biradan sarhoş denizcilerin bağırtılarını andıran uyduruk şarkılar söylemek. Komşularımız eğer biraz kulak veriyorsa benim normalliğimden şüphe duyduklarına eminim. :) Boncuğun vücudunu sabunlarken belki de benim gür şarkılarımın etkisi ile azgınlık ibareleri başlıyor. Ancak asıl çılgınlık vücudundaki köpükleri akıtırken yaşanmaya başlıyor. Ayaklar çırpılıyor, eller şaplatılıyor, oyuncaklar erafa savruluyor, mutluluk çığlıkları atılıyor. Ben de hiç engellemiyorum, hatta ona katılıyorum diyebilirim. Banyoda ıslanmadık yer kalmıyor neredeyse. Ama bu mutluluğun bir sonu olacağını ben de, Yaprak’da biliyoruz !

İçi su dolu küvetin tıpasını çıkartınca Yaprak’ın bir anda sesi soluğu kesiliyor. Ben musluğu açınca ise kaygı dolu gözlerle dönüp bana bakıyor. Biliyor başına gelecekleri ve mızıldanmaya başlıyor. Asıl gümbürtü ise saçlarını ıslatmak için kafasından aşağı döktüğüm su ile kopuyor. Bizimki basıyor mutsuzluk çığlığını, ağlamaya başlıyor, ayaklarının tepinmesi ise küvetten çıkana kadar kesilmiyor. Anlaşılacağı üzere saçlarının yıkanmasını, sampuan köpüklerini hiç sevmiyor Yaprak. Bu arada ise benim abuk subuk şarkılarım hiç kesilmiyor, tam tersi Yaprak’ın ağlamasını bastırırcasına daha da bağıra bağıra uyduruyorum. Saçları ve vücudunu kaplayan köpükler tümüyle gidene kadar, siz cümbüş deyin, ben mücadele, devam ediyor. Yaprak artık “bitti” kelimesinin anlamını kavradı. Ne zaman ki “bittiiiiiii” diye sesleniyorum ağlaması bir parça kesiliyor balığın, onu kollarıma aldığım anda ise tümüyle bitiyor.

Kurulanmamız, giyinmemiz arasında ise yağlanıyoruz. Yaprak’ın süt kuzusu gibi yattığı yegane süre herhalde mesaj yaparak onu yağladığım zaman aralığıdır. Keyfine düşkün hanımefendi bayılıyor ona masaj yapılsın; bacakları, sırtı ovulsun. Yağdan gelen güzel koku ve vücudundaki gevşeme ile gözleri hafif hafif kapanıyor tontonun ve Mozart’ın yumuşak müziği eşliğinde kendini uykunun kollarına bırakıyor. Annesi ise çoookkkk derin bir nefes alıp gözlerini üç saniyeliğine kapatıp “birgün daha bitti” diyor içinden.

Tags: ,

Yaprak’ın ilk aylarından itibaren onu kitaplarla buluşturmaya çalıştım. Farklı boyutlarda, içeriklerde, tasarımlarda kitaplar satın aldım. Son dönemlerde ise Yaprak’ın bakmayı sevdiği kitaplarını çok net tespit edebildim.

Yaprak şu an için çizgi kitaplardan çok hoşlanmıyor. Canlıların, nesnelerin gerçek görüntüleri onun daha dikkatini çekiyor. Belki evde veya sokağa çıktığımızda fotoğraflarda gördüğü objelerin, bebeklerin, hayvanların, yiyeceklerin benzerlerini kitapların sayfalarda görmek onu daha çok heyecanlandırıyor. Ayrıca sayfaların ne çok küçük, ne de çok büyük olması ona cazip gelmiyor. Çünkü her ikisinin de sayfalarını çevirmekte zorlanıyor. Diğer taraftan sayfaların kolay kolay parçalanmaması şart. Eğer ısırabileceğini veya yırtabileceğini farkederse kesinlikle kitapları affetmiyor canavar.

Sonuçta uzun elemelerden sonra Ankara Koleji’nden sınıf arkadaşım Yeşim Sayın Yılmaz’ın yazın görüşmemizde Yaprak’a hediye getirdiği İlk Eğitim Dizisi bizim favorimiz. Doğan Egmont Yayıncılık’tan çıkan İlk Eğitim Dizisi “Yemek” – “Oyun” – “Banyo” – “Uyku” kitaplarından oluşan dörtlü bir set. Set 0-2 yaş grubu bebekler için uygun içeriğe sahip. Bu kitaplara Yaprak tek başına uzun uzun bakabiliyor, kitapların alt bölümündeki koca delikler sayesinde sayfaları kolayca çevirebiliyor. Ayrıca benim anlatımımla fotoğrafları tek tek inceleyerek de hem öğretici, hem de keyifli vakit geçirebiliyoruz. Kitaplarla geçirdiğimiz vakit şu an için bir seferde beş dakikayı aşmıyor. Yaprak sonrasında ilgisini kaybediyor. Bu süre takip ettiğim kaynaklara göre şimdilik normal, ileri dönemlerde ne olacağını göreceğiz.

Yaprak’a masal okumak konusunda ise rötardayız. Gün içinde ve gece uykularına müzik ile dalmaya alıştığından gün içinde ne zaman masal okuyabileceğimi keşfetmiş değilim. Kafam bu konuda biraz karışık doğrusu … Gün içinde kendi kitabımı sesli okuyorum yarım saat kadar, nasıl olsa okunanı anlamıyor diye düşünüyorum. Ama Yaprak’ın masal dinlemesinin alışkanlık haline gelmesinin yanında, benim için de ona masal okumak bir alışkanlık haline dönüşmeli, henüz dönüşebilmiş değil :(

Tags: , ,

Park Arkadaşları

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
21
Eki

Yaprak’la Maçka Parkı’na gide gele ufak ufak arkadaşlar edinmeye de başladık. İşte 11 aylık Poyraz ile ablası 3 yaşındaki Sude. Poyraz Yaprak’dan sadece 10 gün büyük ve çok güleryüzlü bir bebek. Sude ise çılgınlar gibi parkın içinde bir o oyuncağa, bir bu oyuncağa koşuşturup “anne, anne” diye bağıran tatlı mı tatlı bir kız çocuğu. Yaprak Poyraz’dan çok Sude ile yakınlık kurdu. Önümüzdeki günlerde umarım sık sık parkta denk geliriz de Yaprak yavaş yavaş sosyalleşir.

Tags: ,

Dişli Ama Dişsiz Canavar

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
20
Eki

Son diş durumumuz nedir ? … işte budur :)

Küçük canavarın şu ana kadar 5 dişi çıktı. Üst sağ dişi patladı ama fotoğraflarda görünmüyor. Yaprak hanım ya çok komik olduğunun farkında, ya da beni yüzünü buruşturarak korkutmaya çalışıyor çünkü ne zaman kamerayı yaklaştırsam bana yukarıdaki pozların versiyonlarını veriyor. Bir de üstüme “rrrrrr” yaparak savurduğu tükürükler cabası :)

Tags: ,

Hayvan Dostlarımız ve Mehter Takımı

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
16
Eki

Günlük yürüyüşlerimizin çok önemli bir parçası da yolumuz üstüne rastladığımız hayvan dostlarımız. Genelde güvercinler, sokak köpekleri ve kediler ile karşılaştığımız iki ana nokta var. Birincisi Maçka Parkı’nın İTÜ Maden Fakültesi girişi ve aşağısı. Burada güvercinleri, köpekleri ve kedileri besleyen pek çok hayvan sever bulunuyor. Parkın manzarası güzel ‘Sütlü Kafe’nin hemen yanında yatan, kirli krem rengi tüyleri yer yer dökülmüş, yüzü çökmüş yaşlıca köpek ne  kadar Yaprak ona sevgi gösterileri yapsa da  bizimle hiç ilgilenmez, uyuklamaya devam eder. Güvercinler ise çimenler üzerine saçılmış büyük ekmek parçalarını birbirleri ile yarışırcasına parçalarlar. Yaprak onların bu çevik, ani hareketlerini merak ve şaşkınlıkla izler. Bazen bir güvercin bize doğru yaklaşır, Yaprak elini güvercine uzatarak oturduğu yerden mutluluk dolu ince bir çığlıkla zıplar. Güvercin ona gösterilen ilgiyi anlar, anlamaz bilemem ama ben minik kızımın bu hallerine bayılırım. Park içinde rastlaştığımız kediler ise hiçbir zaman aynı değildir. Bazen görünürler, bazen hiç yokturlar. Ama kedi konusunda bir park var ki, rakibi olamaz; Nişantaşı Parkı.

Hayvan dostlarımızla ikinci karşılaşma noktamız Nişantaşı Parkı’na eğer Maçka tarafından girecek olursanız orta meydanın apartmanlara doğru olan hafif çimenli tepesinde kimisi oturan, kimisi yürüyen, kimisi yatan, kimisi koşan onlarca büyüklü küçüklü kedi görebilirsiniz. Geçen günlerde bir bakışta 18 kediyi saydığım, civarın kedi severlerinin buluşma noktası olan bu tepe doğrusu bizim de çok ilgimizi çekiyor. Özellikle dar yürüme yoluna aniden fırlayan oyuncu kedi yavruları Yaprak’ın favorileri. Şansımıza bugün ağacın tepesinden aşağı atlayarak yanımıza gelen kahverengi kedi yavrusu bir diğer hemcinsinin yanına gidene kadar dakikalarca bize hoş anlar yaşattı.

Parkın Vali Konağı Caddesi çıkışındaki güvercin ve köpeklerle bugün fazla ilgilenemedik. Çünkü Harbiye Askeri Müzesinden gelen sesler daha çok ilgimizi çekti.

Uzun süredir Harbiye Askeri Müzesinin kapısındaki “Perşembeleri halka açık Mehter Takımı konseri” yazısını okuyordum ama bir türlü konser saatlerine denk gelememiştik. Bugün parkın Türk büyüklerinin büstleri ile dolu olan çıkışında mehter ritimlerini duyunca hızla caddenin kaldırımına, oradan da müze girişine yöneldik. Kapıdan herhangi bir engellemeye maruz kalmadan geçtik ve müzenin büyük bir topla süslenmiş meydanında daire şeklinde yerleşmiş Mehter Takımına yaklaştık. Zaten çok coşkulu olan Mehter Takımının şarkıları kullanılan hoparlörlerle etkisini daha da artmıştı. Yaprak çok şaşırdı, belki de biraz ürktü. Onu pusetinden çıkartıp kucağıma aldım ve dört tane parçayı birlikte dinledik. Etrafta müziğe ilgi ile kulak veren, kostümleri de en az bizim kadar merakla inceleyen bolca turist vardı. Arada da yanımızdaki dinleyiciden fotoğrafımızı çekmesini rica ettik. İşte Yaprak ve annesinin Mehter Takımı anısı !. Bir de Estergon Kalesi melodisiyle kısa filmimiz var :

Tags: , , , ,

Yaprak’ın Sabah Seansı

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
15
Eki

Yaprak’ın sabah uyanma saatleri bu aralar istikrarlı değil. Bazen 07:00-08:00 arası, bazen de çıldırıp 05:00′de ağlamaya başlıyor. Örneğin bu sabah 07:00′de kalktı. Bu dengesizliği diş çıkatmasına mı bağlamalıyım bilemiyorum. Zor olan benim gece yarısını geçe yattığımda sabaha kimi zaman dört, kimi zaman beş saatlik uyku ile yetinmek durumunda kalmam. Güne biraz sersem gibi başlıyorum kısacası.

Yaprak’ın sabahları standart kahvaltı saati 08:00-08:30 arası. Kahvaltısına bir tatlı kaşığı üzüm pekmezi ile başlıyoruz. Üzüm pekmezi kan yapma özelliğine sahip. Ardından 2 adet ufalanmış petit bourre biskuvi, 3 ölçek milupa aptamil 3, yarım kibrit kutusu yağsız, tuzsuz beyaz peynir ve bir yumurta sarısı karşımını veriyorum. Bu kahvaltıyı ilk başlarda hiç sevmedi. Aslına bakılırsa karışımın pastamsı bir tadı var ama Yaprak nedense benimseyemedi. Derken aklıma kahvaltıyı milupa’nın meyve püresi ile birlikte vermek geldi. Şimdi sorun yaşamıyoruz. Kahvaltı bitiminde 8 damla ferro sanol demir takviyesini aldıktan sonra Yaprak’ı oyuncaklarının arasında özgür bırakıyorum. Sık sık ben de katılıyorum ona. Bir itiş, bir kakış oynuyoruz, ara ara BBC’deki CeeBeBees’e bakıyoruz, “Big Cook, Little Cook”da şarkı söylüyoruz, “Boogie BeeBees”de dans ediyoruz, Teletubbies’de gülen bebek güneşe “merhaba” diyoruz. Her ne kadar televizyonun bebekler için zararlı olduğunu okuduysam da tanıdığı programlara, özellikle de tanıdığı müziklere verdiği güzel tepkilerden dolayı onu bu mutluluktan mahrum etmemeye karar verdim. Yaprak görüntüleri değil ama müzikleri ciddi takip ediyor, hele ben de şarkıları ekrandakiler gibi jest ve mimikler katarak söylersem (hepsinin sözlerini ezberledim) gülerek televizyonu değil beni izliyor. Sonuçta fayda – zarar hesabı yaptığımda BBC coçuk saatleri süresince televizyon açık kalmasını uygun buldum.

Yaprak hanımı saat 10:00′da, gözlerini ovuşturmaya başladığında günün ilk uykusu için yatağına götürüyorum. Yaprak’ın sabah uykusu benim hem bir nefes alma, hem de öğlen çorbasını veya püresini hazırlama sürem oluyor. Geri kalan vakdimde de toparlanıp bilgisayar başına oturabiliyorum.

Tags: , , ,

Maçka Salıncak Durağı

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
14
Eki

Maçka Parkı’ndaki salıncaklar havalar güzel gittiği sürece günlük yürüyüşlerimizdeki sabit duraklardan biri haline geldi. Yaprak sallanırken etraftaki çoğunlukla kendisinden büyük olan çocukları izlemeyi çok seviyor. Bazen de yanımızdaki salıncağa gelen akranlarına büyük ilgi gösteriyor. Bizimki eğer karşı taraf cevap verirse çoğunlukla iletişim kurmaya hazır. Tabii bunlar bir annenin bebeği hakkındaki yorumları. Acaba bebeğin kendisi neler düşünüyor, hissediyor ? Neyin, ne kadar farkında ?

Bu sefer bir de filmimiz var, bu günler de geçecek ve gün gelecek onu parkta koşuştururken görüntüleyebileceğim :) Bazen zaman hızlı hızlı geçsin de yürüsün, koşuştursun, konuşsun istiyorum. Sonra o günler gelip geçtiğinde de bu günlerinin tatlılığını özleyebileceğimi hissediyorum. Bir annenin karmaşık duyguları işte …

Tags: , ,

Büyük Söyleşi

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
12
Eki


Yaprak’ın doğduğundan beri en sevdiği şeylerden biri de ayna karşısına geçip kendisi ile söyleşmek, bağrışmak, vuruşmak, yanak yanağa koklaşmak. İlk aylarında çok bilinçsizce benim kucağımdayken yaptığı bu oyun son bir aydır farklılaştı. Emekleyerek evi dolaşmaya başladıktan sonra aynanın karşısına kendi kendine gitmeye başladı. Aynadaki görüntünün artık kendisine ait olduğunun da farkında ve şaşkın ” ben buradayım, karşımdaki de benimle aynı, nasıl yani ???!!!” gibisinden bir çelişki yaşadığı. Sonrasında aynanın kenarına gidip minicik parmağı ile aynayı kaldırmaya çalışması, çok komik. Aynanın her tarafındaki el izlerinden anlaşılabileceği gibi hergün bayağı bir süresini minik kuş burada geçiriyor.

Aslında bir fotoğrafla değil, onu filme alarak bu anları arşivlemeliyim ama Yaprak kamerayı gördüğü anda aynadaki akisi ile olan iletişimini kesip direkt kameraya kilitleniyor. Daha böyle birçok an yakalanamıyor, çok üzülüyorum… Bu fotoğrafı da ucu ucuna çekebildim. Elimde fotoğraf makinasını görünce hemen dizleri üstüne geri çöktü ve üstüme doğru hızla emeklemeye başladı… Sonra ne mi oluyor ? Dizime tutunarak ayağa kalkıp makinaya uzanıyor … sanki o istedi diye vereceğim !!! ??? Çılgın bebek … :)

Tags:

Uzun İnce Bir Yolda Künefe Ortaklığı

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
6
Eki

Dün anneanne ile dedeyi görmeye gittik. Beş ay sonunda yazlıktan yeni döndükleri için halen İstanbul’a alışmaya çalışıyorlardı. Evde hummalı bir temizlik vardı. Biz de bu çalışmanın ortasına bomba gibi düştük.

Dün itibariyle Yaprak tam 10 aylık oldu. Ne çabuk geçiyor zaman diye düşünürken kızımdaki büyük gelişmeleri de izlemek ve kaydetmek çok hoşuma gidiyor. Mesela artık son bir aydır “al-ver” oyunu oynuyoruz. Bir objeyi ( çorap, dişlik olabilir) defalarca biribirimize alıp veriyoruz. Ben ona teşekkür ediyorum, o da sanırım büyük bir iş yaptığının farkında olduğu için objeleri büyük coşku mimik ve jestleri ile bana uzatıyor. Hatta dün anneannesi ile de bu oyunu oynadı.

Bütün bu güzellikler arasında beni kaygılandıran gelişmeler de olmuyor değil. Yaprak’ın son on gündür bana çok bağımlı oynamaya başladını hissediyorum. Sürekli yanıma gelip bacağıma tutunarak ayağa kalkıyor,bana sesleniyor, huysuzlanıyor, ilgi bekliyor. Ben de onu yere oturtarak 3-5 dakika onunla oynayıp kalkıyorum. Bu durum akşam saatlerinde daha yoğunlaşıyor. Hatırlıyorum, ablam Başak yeğenim Eda 2-3 yaşında iken çok yakınırdı, “Üstümde yaşıyor” derdi. Yaprak’da mı aynı kıvama doğru ilerliyor diye düşünceler alıyor beni. Ne de olsa bütün gün başbaşayız. En üst fotoğrafta yine benzer bir durum sözkonusu. Bu sefer de başını bacağıma dayamış anlatıyor da, anlatıyor … Anneannelerin dönmesi bu yüzden çok iyi oldu. Ben ve babası dışında sürekli göreceği insanlar oldu etrafta. Halası ile kuzenleri Lara ve Mina’yı da görüyor ama sıklıkla değil.

Bir diğer en çok yapmayı sevdiği şey altı değişirken bizim büyük yatağımızda azmak. Yatağın yumuşak olmasından dolayı kendini bir sağa atıyor, bir sola, benim onu kucağımdan yatağa doğru atmama (!) ise deliriyor. Altının değişeceğini anlyor ve yatağa yaklaştığımızda yay gibi geriyor vücudunu, ben de hafifçe yataktaki yastıkların üstüne bırakıveriyorum onu. Poposu yıkandıktan sonra geri yatağın üstüne koyduğumda bir daha küçük canavarı yakalayıp altını bağlayabilmek için bayağı uğraşmam gerekiyor. :)

Yaprak’ın bir başka çok sevdiği şey ise başkalarının yemeklerine ortak olmak. Dün anneanne elinde keşkül ile salona gelip oturduğunda bizimki hemen antenleri kabarttı. -Kim, ne yiyordu orada ?-. Derhal pedallara yüklendi ve soluğu anneannenin dizinin dibinde aldı. Anneannenin keşkülünü öyle afiyetle yedi ki, sonununda anneanne “bana yiyecek birşey kalmayacak” diye yakındı. Fotoğraf ise anneanne henüz kendisinin aç kalacağının farkında olmadığı bir an çekildi. Eğer beş dakika sonra bu fotoğrafı çekse idim, fotoğraftaki karakterlerin duruşları çok farklı olacaktı ! :)


Tabii Yaprak hanım anneannelerin evine ilk yabancılığı üstünden atınca derhal evi keşfe çıktı. Fakat bu keşif onu sıklıkla ağlattı, bizi güldürdü. Kokoş bakışları yerde hızlı hızlı emekledikten sonra birden durup kafasını kaldırdığında nerede olduğunu bilemediği için korktu ve ağlamaya başladı. Onu kucağına alıp şapur şupur öperek teskin etmek ise yine annesine düştü. :)

Tags: , ,