
Dün anneanne ile dedeyi görmeye gittik. Beş ay sonunda yazlıktan yeni döndükleri için halen İstanbul’a alışmaya çalışıyorlardı. Evde hummalı bir temizlik vardı. Biz de bu çalışmanın ortasına bomba gibi düştük.
Dün itibariyle Yaprak tam 10 aylık oldu. Ne çabuk geçiyor zaman diye düşünürken kızımdaki büyük gelişmeleri de izlemek ve kaydetmek çok hoşuma gidiyor. Mesela artık son bir aydır “al-ver” oyunu oynuyoruz. Bir objeyi ( çorap, dişlik olabilir) defalarca biribirimize alıp veriyoruz. Ben ona teşekkür ediyorum, o da sanırım büyük bir iş yaptığının farkında olduğu için objeleri büyük coşku mimik ve jestleri ile bana uzatıyor. Hatta dün anneannesi ile de bu oyunu oynadı.
Bütün bu güzellikler arasında beni kaygılandıran gelişmeler de olmuyor değil. Yaprak’ın son on gündür bana çok bağımlı oynamaya başladını hissediyorum. Sürekli yanıma gelip bacağıma tutunarak ayağa kalkıyor,bana sesleniyor, huysuzlanıyor, ilgi bekliyor. Ben de onu yere oturtarak 3-5 dakika onunla oynayıp kalkıyorum. Bu durum akşam saatlerinde daha yoğunlaşıyor. Hatırlıyorum, ablam Başak yeğenim Eda 2-3 yaşında iken çok yakınırdı, “Üstümde yaşıyor” derdi. Yaprak’da mı aynı kıvama doğru ilerliyor diye düşünceler alıyor beni. Ne de olsa bütün gün başbaşayız. En üst fotoğrafta yine benzer bir durum sözkonusu. Bu sefer de başını bacağıma dayamış anlatıyor da, anlatıyor … Anneannelerin dönmesi bu yüzden çok iyi oldu. Ben ve babası dışında sürekli göreceği insanlar oldu etrafta. Halası ile kuzenleri Lara ve Mina’yı da görüyor ama sıklıkla değil.
Bir diğer en çok yapmayı sevdiği şey altı değişirken bizim büyük yatağımızda azmak. Yatağın yumuşak olmasından dolayı kendini bir sağa atıyor, bir sola, benim onu kucağımdan yatağa doğru atmama (!) ise deliriyor. Altının değişeceğini anlyor ve yatağa yaklaştığımızda yay gibi geriyor vücudunu, ben de hafifçe yataktaki yastıkların üstüne bırakıveriyorum onu. Poposu yıkandıktan sonra geri yatağın üstüne koyduğumda bir daha küçük canavarı yakalayıp altını bağlayabilmek için bayağı uğraşmam gerekiyor.

Yaprak’ın bir başka çok sevdiği şey ise başkalarının yemeklerine ortak olmak. Dün anneanne elinde keşkül ile salona gelip oturduğunda bizimki hemen antenleri kabarttı. -Kim, ne yiyordu orada ?-. Derhal pedallara yüklendi ve soluğu anneannenin dizinin dibinde aldı. Anneannenin keşkülünü öyle afiyetle yedi ki, sonununda anneanne “bana yiyecek birşey kalmayacak” diye yakındı. Fotoğraf ise anneanne henüz kendisinin aç kalacağının farkında olmadığı bir an çekildi. Eğer beş dakika sonra bu fotoğrafı çekse idim, fotoğraftaki karakterlerin duruşları çok farklı olacaktı !

Tabii Yaprak hanım anneannelerin evine ilk yabancılığı üstünden atınca derhal evi keşfe çıktı. Fakat bu keşif onu sıklıkla ağlattı, bizi güldürdü. Kokoş bakışları yerde hızlı hızlı emekledikten sonra birden durup kafasını kaldırdığında nerede olduğunu bilemediği için korktu ve ağlamaya başladı. Onu kucağına alıp şapur şupur öperek teskin etmek ise yine annesine düştü.
Tags: 10 aylık bebek gelişimi, ataman aral, emel aral
Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar