Archive for the "Günün Sorusu ile Ay Ay Bebek Gelişimi" Category

Soru : Bebeğim/çocuğum televizyon seyredebilir mi ? Televizyon seyretme sınırları nelerdir ?
Cevap : Küçük çocuğunuzun ne kadar televizyon izlemesi gerektiği rafine şeker tüketimi gibidir. Televizyondan onu fazla tüketmesine izin vermeden keyif almasını sağlamalısınız. Küçük çocuğunuzun televizyon karşısında ne kadar vakit geçirdiğini gözlemleyin. Bu süre küçük çocuklar için günde 1, en fazla 2 saati geçmemelidir. 2 yaşın altındaki çocuklar ve bebekler ise hiç televizyon seyretmemelidir.
Televizyon çocukla için bir öğrenme aracı olarak kullanılmalıdır. İşte bu aşamada birkaç püf nokta;

*** Küçük çocuğunuzun televizyon izleme süresini sınırlayın.

2 yaşından küçük çocukların televizyon izlemesi en azda tutulmalıdır. Eğer televizyon izlemesine izin veriyorsanız, bu 15 dakikalık seanslar halinde olmalıdır. Bu sürenin fazlasında çocuğunuzun beyni otomatik pilot konumuna geçer ve hiçbir fayda görmez. Hatta çalışmayı bırakır.

Çocuğunuz 2 yaşına geldiğinde günde bir saati aşmayacak şekilde televizyon seyrettirebilirsiniz. Ayrıca televizyonu çocuğunuzun yatak odasından uzak tutmalı ve yemek saatlerinde televizyonu açık tutmamalısınız.

***Televizyon değil “program ” seyredin.

Televizyonun karşısına rastgele oturmaktansa çocuğunuza özenle seçilmiş programları seyrettirin ve program bittikten sonra televizyon kapattırın. Program bitmeden iki dakika önce yapacağınız “bitecek” uyarısı çocuğunuzun bir başka aktiviteye daha kolay geçebilmesine imkan verecektir.

***Sakin, sessiz programlar seçin.

Yavaş ilerleyen görüntüler küçük çocuğunuzun gördüğünü daha kolay algılayabilmesini sağlar. Çok hareketli ve hızlı değişen görüntüler çocuğunuzun aklını ve görüşünü karıştırır.

Bazı araştırmacılar televizyonda saldırgan program seyeren çocukların saldırganlaştıklarını gözlemlemiştir. Ayrıca küçük çocuklar korku içerikli programlardan da uzak tutulmalıdır. Bunlar yerine, basit içerikli, çocuğunuzu da içine katabilen kelime, sesler, şarkılar, danslar içeren interaktif programları seyrettirin.

*** Programları çocuğunuz ile birlikte seyredin.

Son çalışmalar üç grup çocuk üzerinde durmuştur. Birinci grup sınrsız televizyon seyredenler, ikinci grup orta sürede ebeveynler yanında olmadan seyreden çocuklar, üçüncü grup ise orta süreli ve en az bir ebeveynle birlikte televizyon seyreden çocuklar.

Sonuncu grup akademik test ortamlarında diğer iki gruba kıyasla daha yüksek puanlar almışlardır. Kısacası televizyon seyrederken çocuğunuzun yanında olmanız hatta onunla beraber şarkılar söylemeniz, dans etmeniz, çocuğunuza “senin yaptığın benim için önemli” mesajını vermektedir ve izlediği programların daha öğretici olmasını sağlamaktadır.

*** Küçük çocuğunuzun prograları eleştirel gözle izlemesine yardım edin.

Küçük çocuğunuza izlediğiniz programda neler olduğun anlatın ve onu size sorular sorması için destekleyin. Programla kendi hayatı arasında bağlantılar kurmasını sağlayın. Programları kayıt etmeden, aralarda reklam yayınları ile seyrediyorsanız, reklamla program arasındaki farkları anlatın.

*** Program içeriklerini alacağınız kitaplar ve evde yapacağınız aktiviteler ile destekleyin.

Eğer küçük çocuğunuz ile beraber sayılar üzerine bir program seyretmeyi ibtirdiyseniz, izlediğiniz sayılar üzerine konuşun, günlük hayatınızdan örnekler verin. Örneğin yemek masasının üzerine o günün sayısı olan “3″ için üç tane kavanoz koyun. Üç küçük arının üç kavanoz balla olan hikayesini anlatın.

Sözün özü televizyonu eğlence aracı olmanın ötesine taşıyın, öğrenme aracı yapın.

Son olarak unutmayın küçük çocuklar en çok büyüklerini taklit eder. Eğer ebeveynler saatlerce televizyon karşısında oturuyorsa çocuklarınızdan da başka türlü davranmasını bekleyemezsiniz. Eğer ebeveyler gereksiz, gürültülü, siddet ve korku dolu programlar, filmler seyrediyorsa küçük çocuklarınızın bunlardan etkilenmemesi imkansızdır.

Geçtiğimiz ay Fransa’da “Baby TV” olarak yayınlarına devam eden televizyon kanalı resmen devlet tarafından 3 yaşından küçük çocukların zihinsel ve sosyal gelişimleri için zararlı olduğu gerekçesi ile kapatıldı. Sanırım bu ebeveynler için televizyon konusunda son zamanlardaki en büyük uyarıdır.

Kaynak : Babycenter.com

Soru : Bebeğimin / Çocuğumun birçok oyuncağı olmasına rağmen canının sıkıldığını görüyorum. Can sıkıntısı cocuk için zararlı mıdır? Oyuncak almak ve onunla oynamak can sıkıntısını gidermek için yeterli midir ? Ne yapmalıyım ?
Cevap : Çocuklar zaman zaman sıkıldıklarını söylerler ve anne babalarından yardim isterler. Ne yapacaklarını bilemez durumda, anne babanın her önerisine isteksiz tepkiler verirler. Çocuğunun canının sıkılması nedeniyle, yeni oyuncaklar alması gerektiğini düşünen anne baba çoğu zaman ne yapması gerektiği konusunda kararsız kalır.

Çocuğun çok fazla oyuncağının olması, çocuğun hayal gücünü köreltir. Özellikle de tek fonksiyonlu oyuncakların fazla olması çocuğun yaratıcılığını köreltir. Çocuğun çok fazla televizyon seyretmesi, bilgisayar oyunu oynaması pasifleşmesine neden olur. Çocuğun pasifleşmesi de yeni fikirler üretmeyi unutmasına neden olur. Yeni fikirler üretemeyen sık sık can sıkıntısından şikayet eder.

Çocuk anne babasının dikkatini çekmek, onunla ilgilenilmesini sağlamak için canı sıkıldığını söyleyebilir. Kendi kendine oynamasını, meşgul olmasını bilmeyen ya da unutmuş çocuklar büyüklerin sürekli kendisiyle oynamasını isterler. Büyükler kendisiyle oynamadığında ne yapacağını bilemez.

Çok yoğun geçen bir oyun evresinden sonra çocuklar diğer bir oyuna geçene kadar ne yapacaklarını bilemeyip sıkılabilirler.

Ebeveynlerin bilmesi gereken önemli bir nokta can sıkıntısının çocuklar için zararlı olmadığıdır. Aksine çocuğun canının sıkılması onu düşünmeye, yeni fikirler üretmeye teşvik ettiğinden dolayı, çocuğun gelişimi için yararlıdır. Çocuk yeni bir oyun kurma, yeni bir meşguliyet yaratma çabası içinde iken yaratıcılığı gelişir, hayal gücü genişler. Ne yapsam, ne oynasam diye evde dolasan bir çocuk yeni icatlar pesindedir. Yeni fikirler böyle zamanlarda ortaya çıkabilir. Kısaca can sıkıntısı çocuğu yaratıcılığa iter.

Ebeveynler çocukları ile yeterince ilgilenmediklerini, onunla yeterince vakit geçirmediklerini düşünüyorlarsa çocuklarından gelen bu yöndeki olumsuz sinyalleri dikkate alıp onunla daha yoğun ve kaliteli zaman getirmeye özen göstermelidir. Eğer çocuğun can sıkıntısının nedeni anne babanın ilgisizliği değilse, çocuğun her canı sıkıldığında onun sıkıntısını geçirmeye çalışmayın. Çocuğunuza bir iki öneride bulunun. “Boya yapmak ister misin?” “Parka gidelim mi” gibi birkaç öneriden sonra çocuğunuz isteksiz davranıyor ve tekliflerinizi geri çeviriyorsa, canının sıkılmasının nedeni sizin ilgisizliğiniz değildir. Bu önerilerinizi geri çevirirse kendi kendine yeni bir meşguliyet bulması için onu teşvik edin.“ Ne yapılabilir sence, ne yapmak istersin, biraz düşün” seklinde çocuğun düşünmesini, yeni fikirler üretmesini sağlayabilirsiniz.

Yeni fikirler üretebilmek için çocuğunuza zaman verin. Yeni fikirler bulmak zaman alır. Oyuncaklar çocukların yaratıcılığını engelleyebilir. Bir düğmesine basınca çalışan oyuncaklar, tek bir fonksiyonu olan oyuncaklar çocuğun hayal gücünü kullanmaya ihtiyacı olmadan oynamasına neden olur. Çocukların doğada bulunan ve yaratıcılığı destekleyen araç gereçlerle oynamasına imkan verin. Sokaktan, ormandan toplanan çubuklar, taslar, yapraklar çocuklar tarafından çok yönlü kullanılabilirler. Bu tür malzemelerle çocuk değişik ve yaratıcı buluşlar, denemeler yapabilirler. Bu zeka gelişimleri için de çok önemlidir.

Avrupa´da bir çok anaokulunda “Oyuncaksız günler” yapılmaya başladı. sınıftaki tüm oyuncaklar birkaç günlüğüne kaldırılıyor. Çocuklar oyuncak olmadan çevrelerini gözlemleyip oyun kurmaya teşvik ediliyor. Oyuncak olmadan kendisini meşgul etmeyi unutmuş olan çocuklar ilk baslarda zorlansa da böyle projeler sayesinde, tekrar düşünmeye, yoğun bir şekilde meşgul olmaya alışıyor. Siz de evinizde bu tür denemeler yapabilirsiniz. Bütün oyuncaklar kaldıramasanız bile oyuncakların bir bölümünü bir süreliğine saklayabilirsiniz. Daha az oyuncakla oyunlar icat etmeye çalışan çocuk saklanan oyuncaklarını tekrar çıkardığınızda yeni oyuncak alınmış gibi sevinecektir.

Çocukla bol bol dışarıya çıkıp doğada yeni tecrübeler edinmesini sağlayın. Doğa çocuğun gelişimini desteklemek için en güzel imkanlara sahiptir. Çocuklar yeni oyunlar üretebilirsiniz. Duydugunuz sesleri şehirde duyduğunuz seslerden ya da evdeki seslerden ayırt edebilmek için oyunlar bulabilirsiniz. Çocuk bu şekilde oyun icat etme konusunda teşvik edilmiş olur ve bu konuda kendisine güveni gelir.

Çocuğunuza örnek olun. “Canım sıkılıyor” deyip elinize uzaktan kumandayı almayın. Çocuğunuz sizin can sıkıntısında ne yaptığınızı örnek alacaklardır. Caniniz sıkılıyor diye cips, şekerleme yerseniz “Ne yesem acaba” diye buzdolabına yönelirseniz çocuğunuz da can sıkıntısını yemek yiyerek atlatmayı öğrenir.

Soru : Bebeğim ne zaman oyun küpleri ile oynamaya başlar ? Oyun küplerinin faydası nedir ?
Cevap : 6 aylık olduğu zaman bebeklere oyun küpleri verilebilir. Ancak bu dönemde küplerle yapacakları yegane şey onları tutarak ağızlarına götürmeleri olacaktır. Küplerle oynamayı öğrenmek ise birkaç ay daha alır. Bebekler ancak 12 aylık olduklarında bir küpü alarak diğerinin üstüne yerleştirebilecek duruma gelirler.

Küpleri birbirinin üstüne koyarak oynamak bebeklerin hem beden, hem de zihinsel gelişimleri için çok önemli bir oyundur çünkü bu oyun bebeklerde bedensel beceriyi, zihinsel olarak da planlama yapabilme ve konsantrasyon yeterliliğini gerektirir. Oyun küpleri çocuğunuzun yaratıcılığını beslemenin, organize olmayı, dengelemeyi ve istiflemeyi öğretmenin, el-göz koordinasyonunu geliştirmenin ve tutma, yakalama gibi ana motor becerilerini oluşturmanın en iyi yollarından biridir. Diğer bir faydası ise çok uzun süreli bir oyun arkadaşı olmasıdır. Birçok çocuk bebeklikten neredeyse okul çağına kadar küplerle keyifle oynarlar.

Bebeğiniz küplerle oynamaya başladığında ona eğlenceli aktiviteler gösterin, örneğin küpleri bir plastik kaba veya kamyonun içine atıp sonra boşaltmak gibi. Sonra küplerle büyük bir kule yapıp ardından onu devirin veya ona devirtin. Bu çabalarınıza karşılık sonunda çocuğunuz da kendi inşa projelerini gerçekleştirmeye başlayacaktır. Çocuğunuz 18 aylık olduğunda ise küpleri renkleri, şekilleri ve üstündeki resimlere göre ayrıştırmayı anlamaya başlayacaktır.

Kaynak : Babycenter.com

Soru : Bebeğime ne zaman kitap okumaya başlamalıyım ? Faydaları nelerdir ?
Cevap : Birçok ebeveyn kitap bebeğinize kitap okumanın faydalarının farkında değildir. Oysa ki 6 aylıktan itibaren bebekler kendilerine güzel hikayeler okunmasından ve okunan kitaptaki resimleri takip etmekten çok hoşlanırlar. Hikaye okumak bebek ile ebeveyleri arasında sıcak ilişki kurulmasına ve bebeğin sosyalleşmesine imkan sağlar.

Uygulamada bebeğinize günün belirli saat veya saatlerinde; örneğin sabahları veya gece uyku öncesi, kitap okunması tavsiye edilir. Piyasada bulunan çeşitli masal CD ve kayıtlarının kullanımı 2 yaş öncesi için uygun değildir. Ancak bu tip kayıtlar 2 yaş sonrası için bile hiçbir zaman ebeveylerin birebir okuduğu kitabın yerini tutamaz.

Küçük bebeklere neyin okunduğu aslında önemli değildir. Önemli olan okuma fiilidir. İster bir masal kitabı, ister gazete okuyun, unutmayın ki, küçük bebekler kitaplardaki büyük ve canlı renkli desenleri izlemeyi ve ebeveynin ağzından çıkan uyumlu, müzikal kelimeleri dinlemeyi severler. Bu nedenle belirli bir rutini olan tekerlemeleri heyecanla dinlerler veya “fış fış kayıkçı” gibi melodik bedensel aktivitelere istekle katılırlar.

18 aydan küçük bebekler karmaşık renkli resimleri olan kitaplara bakmaktan anlayamadıkları için hoşlanmazlar. Bu dönem bebekler için her sayfasında bir büyük renkli figürün resmedildiği kitaplar idealdir.

Diğer bir önemli konu, yeni yürüme çağına girmiş bebeklerin bir masalı anlayabilmeleri için onu defalarca duyma gerekliliğidir. Yani ebeveyler sık sık okudukları kitap veya masalı değiştirmemelidirler. Aynı masal kitabını bıkmadan, tekrar tekrar okunması çok önemlidir. Ayrıca masal hakkında konuşmaya ve hakkında sorular üretmeye başlayan çocuğunuzu cevapsız bırakmamalısınız.

Kitap okurken çocuğunuzu da masala dahil etmeyi unutmayın. Sürekli okumak yerine zaman zaman durun ve ona masal veya resimler hakkında sorular sorun. Masal içindeki karakterin özelliklerine göre ses tonunuzu değiştiriin, yüzünüze mimikler katın ve okunacak masalın seçimini çocuğunuza bırakın.

Kitap okurken erken dönemde kelime, işaret öğretmeye çalışmak çocuğunuzun masaldan aldığı keyifi azaltabilir. Kitap okurken çocuğunuza birşeyler öğretmeye değil, okunandan keyif almasına ve kurulan iletişiminize önem verin. Çocuğunuz zaten okunan ile gördükleri kelimeler arasındaki bağlantıyı zaman içinde kendi başına kuracaktır.

Ebeveynlerin yaptığı ortak bir diğer hata ise okuma yazma öğrenmiş bir çocuğa kitap okumayı kesmektir. Burada yine kaçırılan nokta arada kurulan iletişimdir. Çocuğunuz sizinle başbaşa geçireceği ve sizden duyacağı herşeyden mutluluk duyar. Kendi kendine anlayamayacaklarını okuma esnasında size sorarak daha kolay kavrar.

Kaynak : Babycenter.com

“Yaprak ve İlk Bebek Kitapları” yazısı için tıklayınız.

“Remzi Kitapevi / Çocuk Kitapları / Uykudan Önce Serisi” yazısı için tıklayınız.

Soru : Bebeğimi şımartıcağım diye kaygılanıyorum. Haklı bir kaygı içinde miyim ?
Cevap : Hayır. Küçük bebeklerde şimarma diye bir durum olmaz. Bebeğiniz verebileceğiniz bütün ilgi ve dikkate ihtiyacı vardır. Etrafınızdaki bebek yetiştirmekten çok anlayan büyüklerin (!) “çok kucağa alma, vs.” laflarını dinlemeyin. Kendi ebeveyn içgüdünüz bebeğiniz ağlarken ne yapmanız gerektiği konusunda sizi en doğru şekilde yönlendirecektir.

“Şımarık çocuklar” olumsuz davranışlar sergileyerek istediklerini elde etmeyi öğrenmişlerdir. Ancak bebeğiniz sizi bu şekilde manipule edemeyecek kadar küçüktür. Onlar bir ihtiyaçları yüzünden iletişime geçmek üzere ağlarlar; ya açtır, ya altının değişmesi gerekiyordur, ya da anne veya babasının sarılışına gereksinim duymaktadır. Bebeğinizin bu ihtiyaçlarına ne kadar çabuk cevap verirseniz, ona o kadar değerli ve önemli olduğunu gösterirsiniz. Bu, sizin bebeğinizdeki güven duygusunu oluşturup geliştirdiğiniz dönemdir. Bu oluşum onun ilerleyen yıllardaki en önemli yapı taşı olacaktır.

Eğer bebeğinizin ihtiyacına seri bir şekilde cevap verirseniz, kendisini daha güvende, az kaygılı hissedecek ve bu da ona etrafını kendince daha iyi tanıma cesareti verecektir. Eğer sizin onun ağlamalarına hemen cevap verdiğinizi anlar ise, nedensiz ağlamaktan vazgeçecektir. Asıl ihtiyaçları hızlı karşılanan bebekler, zamanla daha az ağlayan ve daha fazla değil, tam tersi daha az talepkar hale gelirler.

Bebekler 6-8 aylık olunca ‘neden-sonuç’ ilişkisine daha çok dikkat edecektir. Örneğin tabağını oturma sandalyesinden aşağı iterse yere düşmektedir . Ayrıca onun davranışları ile sizin tepkileriniz arasında bağlantı kurmaya başlar. Bu dönemde bazı sınırlar koymak gerekli olabilir. Bebeğiniz eğer kendisine gerekli olmayan birşey veya bir nedenle ağlıyorsa, ona tatlı talı sarılın ve onu sakinleştirin. Ayrıca bebeğinizin güzel davranışları için de ona sarılın ve “aferin” deyin. Olası tehlikeli davranışlarını ise kibarca yeniden yönlendirin.

Doğru kıvamda verilen sevgi ve rehberlik bebeğinize bu dünya üzerindeki yerini anlamasını sağlayacaktır. Siz şimdi elinizden gelen bütün ilgi ve sevgiyi bebeğinize verin ve unutmayın hiç bir zaman sizin vereceğiniz onun için yeterli olmayacaktır.

Kaynak : Babycenter.com

Soru : Grup oyunlarının bebeklerin sosyal ve duygusal gelişimlerinde ne zaman faydalı etkisi olur ?
Cevap : Küçük bebekler ve yeni yürümeye başlayan bebekler aslında “gerçekten” başka bebekler ile oynayamazlar. Diğer bebekleri gözlemleyebilirler, hatta onlara dokunabilir, sesler çıkartabilir ve itebilirler ancak akranları ile sürekliliği olan oynama davranışı ileri yürüme dönemlerinde gelişir. Bebeğiniz etrafında başka bebekler olmasından keyif alabilir. Fakat bugüne kadar kimse bu durumun bebeklerin gelişiminde belirgin bir faydası olduğunu tespit etmemiştir. İki-üç yaş grubundaki yeni yürüyen bebeklere grup oyunları sosyal kabiliyetlerini geliştirmede çok faydalıdır.

Kaynak : Babycenter.com

Soru : Bebeğimle ne kadar etkileşim içinde olmalıyım ve oynamalıyım ? Bebeğimin yanlız kalmaya ihtiyacı var mı?
Cevap : Bebeğinizle mümkün olduğunca çok oynayın. Siz onun en sevdiiğ oyun arkadaşınız. Ama tabii ki bebeklerin yanlız başlarına vakit geçirip, sizden bağımsız olduğunu öğrenmesi lazım. Bebeğinizi yere güvenli bir şekilde (battaniye üstü ve oyun parkı) yerleştirin ve etrafına onun kolay erişebileceği şekilde yumuşak oyuncaklar koyun. Ardından onu tek başına da eğlenebileceğini görmesi için, oyuncaklarla ilgilenebileceği şekilde kısa süre yanlız bırakın. Her geçen gün yanlız geçirdiği süreyi arttırın. Bu süreçte bebeğinizi hep izleyin, ağlayacağını hissettiğiniz anda kucağınıza alın.

Kaynak : Babycenter.com