Archive for the "2-3 Yaş" Category


Cuma günü ben Kadir Has Üniversitesi’ne konuşmacı olarak konuktum. Üniversite programının sonrasında ise diş doktorum Beno Çukran ile rendevum vardı. Böylesine dolu bir günde Yaprak’ı yanımda hiçbir yere götütemeyecğeim için anneannesi ile dedesinin yanına bıraktım.
Akşam olduğumda Yaprak’la eve dönelim diye yola çıkmamıza rağmen, İlhan’dan aladığımız telefon sonrasında istikametimizi Taksim’e çevirdik. Cuma gecesi İstiklal Caddesi her zamanki gibi hıncahınç doluydu ve biz çok açtık. Bayağı bir yere girip, dolu olduğundan dolayı çıktıktan sonra Galatasarey’da The Cafe House’a girmeye karar verdik.
Geniş mekanda Yaprak çok rahat etti. Mahşer kalabalığında böylesine ferah bir noktada vakit geçrimek hepimize iyi geldi. Uzun ve yoğun geçen bir günün üstüne insanın bünyesi sakinlik arıyor doğrusu.
Bizi Bir Daha Böyle Korkutma!
in 2-3 Yaş Etiketler: 27 aylık bebek gelişimi, bebek zehirlenmesiBugün sabah ben evden çıktıktan sonra Yaprak ilaç kutularına ulaşmış ve bazılarını halının üstüne yaymış. İçip içmediğinden emin olamadık. İlhan acilen onu hastaneye götürdü. Ben Dudullu’daydım. Muayene sonrası kanı alındı ve kömür içirildi. Kan değerlerinde tehlikeli bir durum olmadığı için koluna serim takılmadı veya midesi yıkanmadı. Akşam ikinci kan tahlilinde de bir pürüz çıkmayınca rahatladık. Olayı çok detaylı anlatmak istemiyorum …. ama arşivimize bu kötü anıyı unutmamak üzere bir parantez açayım istedim.

Anneanne ile dede Vietnam, Kamboçya, Laos gezilerinden döndüğünden beri hem biz, hem de onlar hastalıktan bir türlü kurtulamadık. Sonunda anneanne telefonda Yaprak’ı çok özlediklerini söyleyince biz de atladık gittik dayanamayıp.
Korkunun ecele faydası yok, bakalım onlarıon mikroplarımı daha güçlü, bizimkiler mi?

Yaprak alışveriş merkezine girdiğinde “dur, gitme, yapma” diyen anne profilinden kurtuluyor. Hatta onun bizi yönlendirmesine izin bile veriyoruz. O serseri mayın gibi bir oraya, bir burada koşuşturuyor, biz de onun peşinden bir oraya, bir buraya sürükleniyoruz.
Dün İstinye Park’daydık. Mekan geniş, koş koş bitmez. Küçük canavar havuza mı koşsun, çocuk dükkanlarına mı girsin, yiyecekçilere mi bakınsın kararsız kaldı. Sonunda durdu büyük holün ortasında, bize laf anlatmaya başladı, öyle mi, böyle mi … eeee, işte böyle canım, sen de öğreniyorsun yavaş yavaş seçici olmayı
Sürrealist Bir Yaklaşım Bizimkisi
in 2-3 Yaş Etiketler: 26 aylık bebek gelişimi, Büyüyen Adımlar Yuvası
Bugün Yaprak’la yuvadaydık. Anneler ile çocukları için düzenlenen aktiviteye katıldık. Hedefimiz bize verilen kocaman vazoyu dekore etmekti. Boyalar, çiçekler, kurdelalar, taşlar, deniz kabukları gibi birçok malzeme ile vazomuzu bezedik. Yılsonu sergisine katılması için Büşra öğretmene teslim ettik.
Bu tip aktiviteler sayesinde hem anneler çocukları ile yaratıcılıklarını paylaşıyor, hem de diğer çocuklar ve anneleri ile tanışma imkanı buluyor. Gelecek ay babalar çocukları ile benzer bir paylaşıma girecek. Bakalım İlhan’ı yuvaya nasıl göndereceğiz ?

E bebek, sormazlar mı sana günün birinde ayağın çıplak başın “kabak”, ne işin var o masanın üstünde?
Sorarlar, sorarlar …. en azından ben şimdi soruyorum annen olarak?

18 Şubat Perşembe başlayarak, 22 şubat Pazartesi gününe kadar Yaprak’la beraber hastaydık.
Perşembe günü okuldan telefon aldım. Büşra öğretmen Yaprak’ın ateşinin çıktığını söyledi. İlhan’la telefonlaştık. Ben Dudullu’da olduğum ve yetişemeyeceğim için İlhan’la Yaprak doktora beraber gittiler. İlk kez antibiyotik tedavisine girdi küçük kelebek. Ateşi akşam bir parça yükselse de, ateş düşürücü şurup işe yaradı ve geceyi rahat geçirdik.
Ertesi gün ise bu sefer ben hastalandım. Parmağımı kıpırdatacak halim olmadığı için İlhan Yaprak’ı halasına götürdü, ben de bütün gün evde yattım. Pazar ve pazartesi günleri ise evden hiç çıkmadık. Kısacası dört duvar arasında ve hasta bir haftasonu geçirdik … aman bir daha olmasın …

Artık her pazartesi Yaprak’ın örgü günü haline geldi. Kendisi de alışık, gayet memnun bekliyor Sinan abisinin örgüsünün bitmesini. Sonrasında ise sürekli ellerini saçına götürüp “örgü, örgü” diyor. Örgünün açılmasının ardından saçlarının kabarık hali de pek bir hoş. O halini henüz görüntüleyemedim, inşallah bir dahaki sefere …



14 Şubat Sevgililer Günü’nde benim Eğittişim Kariyer Enstitüsü’nde programının vardı. Performans Değerlendirme üzerine oturum konuğu olmak üzere sabah erkenden evden çıktım. Nişantaşı’ndaki eğitim merkezi’ne öğlen saatinde gelen İlhan ve Yaprak beni aldılar ve beraber Taksim’e gittik.
Taksim her zamanki gibi çok kalabalıktı. Nispeten sakin olacağını tahmin ettiğim Deep’de yemek yemeye karar verdik. Yaprak’ın hiç iştahı yoktu. Yemek sonrasında İstiklal caddesi’nde biraz yürüyelim desek de yağmurun başlamasıyla biz Yaprak’la kendimizi eve attık.Dışarıdaki Sevgililer Günü programımız pek istediğimiz gibi gitmese de günün geri kalanını evde çok keyifli geçridik




Bugün Buluştrend Şubat için Astoria’ya gittik. Toplantıya katılmadık ama zamanımızı güzel değerlendirdik Yaprak’la.
İlk başta nefis bir yemek yedik ardından da oyuncakların bulunduğu kata indik. Yaprak kendisine uygun olan bütün araçlara bindi. Sonrasında ise Starbucks’a gittik. Artık Starbucks’lar favorimiz değil. Çünkü kasa kenarına koyduğu lolipoplar Yaprak’ı azdırıyor. Ben Yaprak’ın şeker yemesini istemiyorum ama bu şekilde burun buruna gelince ortalığı ayağa kaldırmamak adına bir tane almak zorunda kalıyorum. Maalesef bir hata yapıp girmiş bulunduk kafeye ve neticesini fotoğrafta da görebilirsiniz. …


Her banyo sonrasi Yaprak’ın saçlarını kurutuyoruz özenle. Bizim tanımlamamızla “prenses oluyoruz”. Kurutmanın bitttiği anda Yaprak’ın saçlarındaki bebek bukleleri yok oluyor ve sanki bir kuaförün elinden çıkmış gibi dümdüz kalıyorlar yarım saat kadar. Prenses ipek saçlarıyla aynada kendini uzun izliyor, onları bir sağa, bir sola savur. Kendisine bayılıyor. Bu anlattıklarım bizim için her hafta iki defa tekrarlanan seranomi. Artık arşivlemeliyiz diye düşündüm


Hastanenin anısı mı olurmuş diyeceksiniz … var. Ama bu fotoğrafları unutmuşum. Blogumuza koysam mı, koymasam mı diye bayağı düşündüm. Yaprak ileride görmek isteyebilir diye karar verdim.
Sanırım gece yarını geçiyordu hastaneye gittiğimizde. Tarih 13 Aralık. Muayene oldu ilk başta hasta Yaprak bebek. Hiç sevmiyor doktorun odasını. Hep ağlıyor. Krups illeti bizi bulduğundan beri gece yarıların da gelmek zorunda kalıyoruz ya, İlhan da, bende çok üzülüyoruz.



Sonrasında bebek odasına kortizonlu buhar tedavisi için gidiyoruz. Artık Yaprak biliyor ne olacağını. Buharı iyileşmek istercesine içine çekiyor. Herhalde gerçekten rahatlatıyor nefes alışını. Her hastaneye gidişimizde “bir daha olmasın” diyoruz … oluyor. Her ay bir defa ziyaret ediyoruz bu bebek odasını.


Yaprak annesi ile düzenli olarak kuaföre geliyor. Eh, ara ara o da nasibine düşeni alıyor. Sinan abisi yarın yuvaya dönmek şerefine minik kelebeğin saçlarına balık sırtı örgü yaptı.
Saçları yapılırken bizimki bir ciddi, bir ciddiydi anlatamam. Neyse ki fotoğraf makinası yanımdaydı. Anı kaçırmadım. Görüldüğü gibi pek bir mutluyduk örgü biterken, pek de yakıştı doğrusu
Sergiden Oyuna
in 2-3 Yaş Etiketler: 25 aylık bebek gelişimi, Galeri Işık Teşvikiye, Heykeltraş Mehmet Aksoy

Cumartesi günü biraz geçe kalmakla beraber Yaprak’la Nişantaşı’na doğru yürüyüşe çıktık. İlk durağımız Galeri Işık Teşvikiye’ydi. Heykeltraş Mehmet Aksoy’un ‘İnsan Halleri’ başlıklı sergisini gezdik. Yaprak karşısında beyaz mermerden büyük kadın figürlerini görünce çok şaşırdı. “Anne, anne” diye bağıra çağıra ilk dakikalarda bana çok göğüslü kadın heykellerini gösterdi.



Sergi salonundan sonra Nişantaşı Citys’in önünden geçerken her zamanki gibi tutturdu Yaprak içeri girelim diye. Bir girdik, dışarı çıkmamız iki saati buldu. Alışveriş Merkezinin ikinci katında çocuklar için hazırlanmış bölümde ilk başta biraz boyama yaptık. Bu arada İlhan da bize katıldı. Sonrasında bulunduğumuz bölüme gelen diğer çocuklarla oyun faslı başladı. Zıp zıp zıplamalar, koşuşturmalar … ter içinde kaldı bizim yaramaz. Mekandan zor uzaklaştırdık. Yuva farkediyorum ki bayağı işe yarıyor, diğer çocuklarla oyun oynama havasına hemen giriyor Yaprak. Dİğer çocuklar Yaprakdan büyük olsalar da onlarla iletişime geçmek konusunda çok rahat bebeğimiz. Eeeee, artık büyüyor tatlı kuzucuk




Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar