Dün gece Yaprak doğduğundan beri ilk defa periyodik kontrolleri dışında acil bir nedenle hastaneye gitmek zorunda kaldık.
Gece saat 11:30 gibi ben Ferzan Özpetek’in “Mükemmel Bir Gün” filmini izliyordum, İlhan’da nette geziniyordu. Birden Yaprak’ın mızıldandığını duyduk. Babası kızının gece uyanışlarına dayanamaz, hemen alır gelir onu. Bense daha katıyımdır, “bırak, uyur birazdan” derim. Ama ilk defa İlhan’ın minik kelebeği yanımıza getirdiğine sevindim. Onu koltuğa oturttuğumuzdan birden nefes alıp verirken hırıldadığını farkettim. Hırıltının boyutu bir iki dakika içinde iyice artınca hemen doktorumuz Nazmi Bey’e telefon açtım ve durumu anlattım. Nazmi Bey “krup olmuş” dedi. Hemen hastaneye gitmemizi, Yaprak’ın iğne olması gerektiğini, ayrıca soğuk buhar verileceğini söyledi.
Evden apar topar nasıl çıktığımızı hatırlamıyorum. Sadece belki gece hastanede kalmamız gerekir diye Yaprak’ın çantasına hızlıca bezler ve üst baş koydum. On dakika içinde Florance Nightangale Avrupa Hastanesi Acilindeydik. Doktor kontrolüne girdik. Yaprak her zaman ki kontrol havasındaydı; sürekli ağladı ama bu sefer ağlamasından çok yüksek hırıltı sesi duyuluyordu. Sonra ayrı bir odaya geçtik, hemşireler iğne yaptı kuzumuzun bacağına, çok canı yandı. Ardından da yarım saatlik soğuk buhar seansı başladı. Son kez doktor kontrolünden geçip, onun yapmamız gerekenleri söylemesi ve reçetemizi yazmasından sonra hastaneden çıktık. Hırıltılar bir parça azalmış olsa da halen devam ediyordu eve ulaştığımızda.
Doktorun dediği gibi ben geceyi Yaprak’ın odasında geçirdim. Hemen evdeki buhar makinamızı kurduk. Bu arada Yaprak gecenin 1:30′unda evde azgınlık rekorları kırdı. Aşı kızımıza pek yaramadı kanımca
Bugün ilk iş eczaneden doktorun yazdığı şurubu aldım. İnternetten hemen hastalığı okudum. Dikkat edilmezse solunum yollarındaki tıkanma bebekleri komaya bile sokabiliyormuş. Şu an boğazı dolu şekilde öksürüyor Yaprak. Ateş veya halsizlik bir durum ise yaşamıyoruz, hatta tam tersi söz konusu diyebilirim.
İnşallah en kısa sürede geçecek bu sevimsiz hastalık …
Gırtlak difterisi (Krup)
Genellikle 1 ila 5 yaşları arasında bulunan çocukların tehlikeli bir hastalığıdır. Hastalığın 3 dönemi vardır.
Disfoni (Ses kısıklığı) dönemi
Ateş, öksürük ve ses kısıklığı ile sinsice başlar. İlk zamanlar, bir soğukalgınlığı şeklindedir. Öksürük çift sesli havlar gibi ve serttir. Ses telleri şiştir ve kızarıktır. İlk günlerde küçük olan yalancı zarlar hızla yayılır şişlik artar. Ses kısıklığı 2-3 gün sürer.
Ara ara gelen nefes darlığı dönemi
Şişlik ve yalancı zarlar, solunumu engellemektedir. Hava daralmış aralıktan geçerken bir ses çıkartır. Nefes darlığı nöbetleri, hastanın heyecanlanmasından sonra veya kendiliğinden olur, birkaç saate kadar sürer. Başlangıçta nöbetler arası uzundur. Sonra gittikçe sıklaşır, ileri dönemde nöbet sırasında çocuk boğulur gibidir.
Nefes alamama dönemi
Gırtlak difterisinin sonudur . Sinir sistemi tembelleşir, refleksler zayıflar. Hasta aldatıcı bir sükunete girer. Kalp hızlı çarpar, solunum çok sathidir. Renk soluk mavi olur. Bundan sonra komaya giren hastada, arada sırada görülen havalelerle hayat sona erer.
Gırtlak difterisi, ya burun difterisinden sonra veya boğaz difterisinin yayılması ile olur.
Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar