Archive for the "1-2 Yaş" Category

SDC12602agörüşürüzzzzzz

Yaprak bugün ‘Yağmur Ağacı’ adlı çocuk tiyatro oyununa gitti kuzenleri Lara ve Mina ile. Gitmeden önce hazırlandı, çantasını aldı ve babasını kendisini götürsün diye kapıda beklemeye başladı. Zannedersiniz 2 yaşına 1 gün kalan Yaprak bebek değil de, kapıda sokağa çıkmak için erkek arkadaşının yolunu gözleyen genç bir kız. O günleri de göreceğiz, değil mi?

Minik kelebeğim benim :D

Bayramın Dördüncü Günü

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş Etiketler: , ,
4
Ara

hazırım gidelim

Yaprak bayramın üçüncü gününün akşamüstü saatlerinde kuzenleri Lara ve Mina ile beraberdi ve gece halasında kaldı. Evden çıkarken çok mutluydu. Etiler’deki çocuk alışveriş merkezine gitmek üzere hazırdı.

Bayramın dördüncü gününde Yaprak’ın dönüşü akşam saatlerini buldu. Bende dışarıda olduğum için Yaprak’ı halasından alan İlhan’la Nişantaşı’nda buluştuk ve ailece dışarıda yemek yemeğe karar verdik. Doğrusu bu bayram Yaprak için çok hareketli geçti. Neredeyse hergün gezdi, eğlendi. Darısı diğer bayramlara …

:D

Baba ile yemek

Bayramın ikinci günü yağmur yağdı, evdeydik.

Üçüncü günde hav açınca hemen kendimizi dışarı attık. Öğlen Beşiktaş’da yemeğimizi yedikten sonra Yaprak’a oyuncak bakmak için Metrocity’e gittik. oyuncakçıda kaç saat kaldık bilemiyorum. İlhan ilk 15 dakika bizle durduktan sonra ofise geçti. Sorasında dev gibi mağazada ben oyuncak mı bakayım, Yaprak’ın peşinden mi dolanayım şaşırdım.

Yaprak mağazada çok eğlendi. Dükkan içindeki küçük eğlence parkındaki bütün oyuncaklara ikişer defa bindi, hatta boyu tam yetmemesine rağmen kayan topları bile oynadık böcekle. Bütün mücadele sonrasında istediğim tipte bir de oyuncak bulunca apar topar çıkarttım Yaprak’ı dışarı, yoksa aklımı kaçıracaktım. Metrocity’de kahve içip, pasta yedik ve Migros alışverişi yaptıktan sonra evimize döndük. Dönüş yolunda küçük kuzu kucağımda uyuyakaldı. Sanırım rüyasında hala kayan top oynuyordu :P

Tiger ve Winnie ile döne döne minyatür atlıkarınca helikopterle uçmak zamanı

Levent Yüksel ile şarkı söylerken

Bayramın ilk günü sabahı ailece giyindik ve Cihangir’e kahvaltı etmeye gittik. Dışarısı biraz rüzgarlı olunca masamızı iç bölümden seçtik ve yerimize yerleştiğimizde bir baktık yan masamızda Levent Yüksel oturuyor. Türkçe sözlü müzikte sevdiğim sayılı sanatçıdan biri olan Levent Yüksel’den Yaprak’la bir bayram hatırası pozu vermesini istedik, o da sağolsun bizi kırmadı :)

pilot ve uçağı atlıkarınca

Kahvaltı sonrasında Dolmabahçe’deki lunaparka gidelim diye İlhan ısrar edince, bizde yönümüzü sahile çevirdik takside. Lunapark’da Yaprak uçak ve atlıkarıncaya binerken hayatından çok memnundu. Ama sıra çarpışan otolara gelince durum değişti. Direksiyonda İlhan önüne gelen toslayınca, etki-tepki sonucu bizim tosladıklarımız gelip bize vurmak için çabaladı. Bir süre sonra aldığımız darbeler ile yan koltukta oturan ben ve kucağımda Yaprak öyle savrulur olduk ki, minik böcek haklı olarak çok korktu, ağlamaya başladı. Ben İlhan’a mı kızayım, Yaprak’ı mı avutayım, makinadan aşağı mı ineyim şaşırdım kaldım ! Kısacası ailece ufak bir kriz atlattık diyebiliriz. Ne hata, … aslında en büyük hata benim, erkeklerin hep çocuk olduğunu asla unutmamam gerekirdi !

Lunaparkdan çıktıktan sonra Nişantaşı’na yürüdük ve anneanne ile dedeye bayram kutlamaya gittik. Onlar da bizi bekliyorlardı zaten, sohbet ettik, Yaprak bayram harçlığını aldı ve oyuncakları ile oynadı. Maalesef sohbet ederken anneanne ve dede ile bayram fotoğrafı çekmeyi unutmuşum :( Eh, ne yapalım, gelecek sefere artık …

Peki bunları kim toplayacak?

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş Etiketler: ,
29
Kas

rezalet !felaket !

Evde Yaprak’ın en sevdiği, benimse en nefret ettiğim oyunlardan biri ayakkabı dolabı boşaltmaca. Her nedense bu oyunda dolap boşaltılıyor ama “toplanmıyor”. Toplaması hep anneye kalıyor ve anne kızıyor, söyleniyor, homurdanıyor, bir de ileride “sen neler yapardın ! …. ” diye gösterilebilmek amacı ile durum elbette görüntüleniyor ve bloga aktarılıyor !

Migros’u Dağıttık !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş Etiketler: , ,
26
Kas

sepetleri dağıteserimiz

Dün Yaprak’la Migros’a gittik.

Bayağı bir turlayıp, alışveriş sepetimizi doldurduktan sonra sıra ödeme yapmaya geldi. İşte bu aşama Yaprak’la başbaşa iken tam bir problem oluyor. Çünkü minik canavar benim meşguliyetimden faydalanıp ya mağazanın içinde kayboluyor ya da yukarıdaki manzara gibisinden sahneler yaşatıyor. Ben kasada Yaprak’a mı sesleneyim “yapma, gel, dur, Yaaapppprraaaaakk”, yoksa aldığımız ürünleri mi kasaya yığıp, sonra poşetleyeyim şaşırıyorum. Bazen poşetlemeci çocuklar oluyor, bir parça nefes alabiliyorum ama dün şanslı günümde değildim görüldüğü üzere !!

Olan olmuş, bari fotoğraf çekeyim dediğimdeyse üç dört kare almaya kalmadan mağaza güvenliği atmaca gibi üstüme atladı,”hanımefendi fotoğraf çekmek yasak” diye kaşları çatık şekilde beni uyardı. Zannedersiniz dünyanın en kıymetli resimlerinin sergilendiği bir müzede geziyorum da, görüntü almaya çalıştım. :P

yaprak26Dün gece Yaprak doğduğundan beri ilk defa periyodik kontrolleri dışında acil bir nedenle hastaneye gitmek zorunda kaldık. :(   Gece saat 11:30 gibi ben Ferzan Özpetek’in “Mükemmel Bir Gün” filmini izliyordum, İlhan’da nette geziniyordu. Birden Yaprak’ın mızıldandığını duyduk. Babası kızının gece uyanışlarına dayanamaz, hemen alır gelir onu. Bense daha katıyımdır, “bırak, uyur birazdan” derim. Ama ilk defa İlhan’ın minik kelebeği yanımıza getirdiğine sevindim. Onu koltuğa oturttuğumuzdan birden nefes alıp verirken hırıldadığını farkettim. Hırıltının boyutu bir iki dakika içinde iyice artınca hemen doktorumuz Nazmi Bey’e telefon açtım ve durumu anlattım. Nazmi Bey “krup olmuş” dedi. Hemen hastaneye gitmemizi, Yaprak’ın iğne olması gerektiğini, ayrıca soğuk buhar verileceğini söyledi.

Evden apar topar nasıl çıktığımızı hatırlamıyorum. Sadece belki gece hastanede kalmamız gerekir diye Yaprak’ın çantasına hızlıca bezler ve üst baş koydum. On dakika içinde Florance Nightangale Avrupa Hastanesi Acilindeydik. Doktor kontrolüne girdik. Yaprak her zaman ki kontrol havasındaydı; sürekli ağladı ama bu sefer ağlamasından çok yüksek hırıltı sesi duyuluyordu. Sonra ayrı bir odaya geçtik, hemşireler iğne yaptı kuzumuzun bacağına, çok canı yandı. Ardından da yarım saatlik soğuk buhar seansı başladı. Son kez doktor kontrolünden geçip, onun yapmamız gerekenleri söylemesi ve reçetemizi yazmasından sonra hastaneden çıktık. Hırıltılar bir parça azalmış olsa da halen devam ediyordu eve ulaştığımızda.

Doktorun dediği gibi ben geceyi Yaprak’ın odasında geçirdim. Hemen evdeki buhar makinamızı kurduk. Bu arada Yaprak gecenin 1:30′unda evde azgınlık rekorları kırdı. Aşı kızımıza pek yaramadı kanımca :P

Bugün ilk iş eczaneden doktorun yazdığı şurubu aldım. İnternetten hemen hastalığı okudum. Dikkat edilmezse solunum yollarındaki tıkanma bebekleri komaya bile sokabiliyormuş. Şu an boğazı dolu şekilde öksürüyor Yaprak. Ateş veya halsizlik bir durum ise yaşamıyoruz, hatta tam tersi söz konusu diyebilirim.

İnşallah en kısa sürede geçecek bu sevimsiz hastalık …

Gırtlak difterisi (Krup)

Genellikle 1 ila 5 yaşları arasında bulunan çocukların tehlikeli bir hastalığıdır. Hastalığın 3 dönemi vardır.

Disfoni (Ses kısıklığı) dönemi

Ateş, öksürük ve ses kısıklığı ile sinsice başlar. İlk zamanlar, bir soğukalgınlığı şeklindedir. Öksürük çift sesli havlar gibi ve serttir. Ses telleri şiştir ve kızarıktır. İlk günlerde küçük olan yalancı zarlar hızla yayılır şişlik artar. Ses kısıklığı 2-3 gün sürer.

Ara ara gelen nefes darlığı dönemi

Şişlik ve yalancı zarlar, solunumu engellemektedir. Hava daralmış aralıktan geçerken bir ses çıkartır. Nefes darlığı nöbetleri, hastanın heyecanlanmasından sonra veya kendiliğinden olur, birkaç saate kadar sürer. Başlangıçta nöbetler arası uzundur. Sonra gittikçe sıklaşır, ileri dönemde nöbet sırasında çocuk boğulur gibidir.

Nefes alamama dönemi

Gırtlak difterisinin sonudur . Sinir sistemi tembelleşir, refleksler zayıflar. Hasta aldatıcı bir sükunete girer. Kalp hızlı çarpar, solunum çok sathidir. Renk soluk mavi olur. Bundan sonra komaya giren hastada, arada sırada görülen havalelerle hayat sona erer.

Gırtlak difterisi, ya burun difterisinden sonra veya boğaz difterisinin yayılması ile olur.

Haylaz Olmak

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş Etiketler: ,
22
Kas

hedefe doğru sessizce ve operasyon

Nişantaşı Starbucks’dayız.

Hep oturduğumuz koltuklar,

Yaprak her gelişimizde yavaş yavaş hedefe doğru süzülüyor,

Sonra camdaki yapışkanı sökemeye devam ediyor.

Sanmayın ki, bizim haylaz başlattı oyunu

Hani bizimki bebek, ya diğer yolanlara ne demeli?

Ben Yaprak’a “yapmaaaa” diye kızarken, diğer yolanlara kim söylenmeli ?!!

;-)

blogumu seviyorumçok fena da bilgisayar kullanırım

Bilgisayar kullanmaya ne kadar erken başlanabilir? Doğrusu nedir?

Ben soruların cevaplarını teorik olarak bilemiyorum. Ama Yaprak’ın aylardır blogunda kendi kendine dolaştığını söyleyebilirim. Sayfayı aşağı , yukarı kaydırabiliyor, klavye üzerinden ve mouse aracılığıyla. Doğru mu, yanlış mı bu gelişme bilmiyorum ama engellemiyorum da. Niye engelleyeyim? Yaprak bütün gün beni bu ekranın karşısında görüyor. Kötü birşey olsa annesi niye saatlerini başında geçirsin? Eğer onu bilgisayar başına oturduğunda engellersem, kafasını karıştırmış olmaz mıyım? … O mutlu kendi blogunda gezindikçe, ben mutlu onun farkındalığı için … yuvarlanıp gidiyoruz.:)

Bu arada geçen gün şans eseri Yaprak’ın en sevdiği TV çocuk programı Gece Bahçesi’nin(Night Garden) sevimli karakteri Upsy Daisy’nin oyuncağını bulduk. Yaprak bugüne kadar hiçbir bebekle uzun süre oynamadı, bir iki dakika elinde tutup bıraktı hepsini. Aynı durum pofuduk diğer oyuncaklar içinde geçerli. Ama Upsy Daisy büyük fark yarattı. Yaprak ilk defa bir oyuncakla duygusal bağ kurdu. Aldığımızdan beri ev onu içinde  hiç elinden bırakmadı. Yemek yerken onunla, oynarken o hep yanında, uykuya yatarken onun için yanında özel köşe hazırlıyor. Yukarıda da dikkat ederseniz Upsy Daisy kolumuzun altında. Kızımın ilk dostu bu garip saçlı renkli bebek oldu, ben şaşkın ama çok mutluyum.

:D

Yemek Zamanı

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş Etiketler:
19
Kas

pembe çiçekazgınyemek zamanıhammm

Dün Yaprak’la öğle yemeğine dışarıya çıktık. Yürüyerek Nişantaşı Saray’a gittik. Saray’daki bütün garsonlar Yaprak’ı tanıdıkları için onu büyük sevgi gösterileriyle karşıladılar. Bir süredir de oraya gitmediğimiz için de, minik kelebeği çok büyümüş buldular. Artık Yaprak’a “senin ismin ne?” diye sorduklarında bizimki “Apa” diyor. :)

Bu arada benim aldığım danışmanlık işi nedeniyle haftanın iki günü evden uzaklaşacak olmam Yaprak’la 7×24 birlikte geçen hayatımıza ayrı bir boyut katacak. Bu gelişmenin ikimiz için de faydalı olacağını düşünüyorum. Zaten kış aylarının ve şu domuz gribi krizinin geçmesiyle birlikte onu yarı zamanlı haftanın iki günü yuvaya da götürme kararım var. 2010 yılında hepimizi değişiklikler bekliyor, hayırlısı :D

Kalplendik

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş Etiketler: ,
13
Kas

SDC12429a

Geçen gün marketten Yaprak’a bir sürü kalp çıkartması aldık.

İlk başta yatak kenarına, sonra duvarlara, kapı ve yerlere …. derken son olarak da sıra yüzümüze geldi. Yaprak yapıştırdı, ben sabit durdum, o kendisine yapıştırdı, ben izledim. Çok eğlendik, eğlencemizi de poz vererek arşivledik :D

Neyse ki yapıştırmalar yerlerinden çok kolay sökülüyor … yoksa halim haraptı :P

Yaprak tiyatrodadikkat oyun başlıyorrrr !ara

Yaprak geçen pazar ilk defa hayatında tiyatro oyunu “Sizinkiler”i izlemeye gitti kuzenleri ile. Henüz 23 aylık olmasına rağmen oyun boyunca son derece dikkatle seyretmiş sahnede olanları. Oyun sonunda ise herkesle beraber o da alkışlamış eseri ve oyuncuları. Aferin benim güzel, akıllı kızıma :D

Bu da ayrıca bizim için önemli bir geribildirim oldu. Doğrusu ben Yaprak için henüz bir tiyatro oyununun erken olduğunu düşünüyordum. Anlamaması bir yana, etrafı rahasız edebiliriz diye çekiniyordum. Ama Yaprak kaygılarımı boşa çıkardı. Demek ki artık birlikte başka oyunlara da gidebiliriz. Hele bir de Muhsin Ertuğrul sahnesi açılsın … açıkçası tiyatro gelişmesi beni çok heyecanlandırdı. Bu demektir ki, bir süre sonra Cemal Reşit Rey’deki konserleri de Yaprak’la takip edebilir hale geleceğiz. Ne harika :D

Yorgun Binbir Yüz

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş Etiketler:
8
Kas

merhabaaaaIMG_0116ane yiyeceğiz baba?

Cumartesi gecesi İlhan’la birlikte Ayşe Musal’ın yaşgünü partisine katıldık. Yaprak’ı da halasına bıraktık. Orada kuzenler Lara ve Mina ile güzel vakit geçirdiğinden eminiz.

Ertesi gün öğlene doğru Yaprak eve geldi ve hemen Cihangir tarafına kahvaltıya gittik. Ama Yaprak sabah çok erken kalktığı için yorgundu. Bakışları o her zamanki enerjik tatlı canavar bakışı değildi. Bir esnedi, iki esnedi, huzursuzlandı ve biz küçük kuzumla beraber eve döndük. Cihangir’de kaldığınız 15 dakika içindeyse fotoğraflar çektik sadece …

Bu arada son günlerdeki favori aksesuvarımıza da ilginizi çekerim: pembe el çantamız. Her yerde Yaprak’la. Ama sakın “içine ne koyuyor Yaprak” diye sormayın …. Nescafe 3′i bir arada paketleri :P

IMG_0119aIMG_0120aIMG_0121a4

Doğayı keşfetmek

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş Etiketler: ,
6
Kas

minik çam kozalağıKeçiboynuzu incelemekkeçiboynuzu toplamak salyangoz hmmm ilginç :)

Dün sokağa erken çıktık. Bahanemiz markete gitmekti. Market yolunda İTÜ kampüsü içinden geçerken klasik doğanın keşfi çalışmalarımızı sürdürdük.

Yolu yarıladığımızda karşımıza çıkan çam ağacından küçük kozalaklar kopardık. Bu kozalaklar yüzünden ben birgün kafamı kıracağım, o başka bir durum. Ağacın dallarına yetişebilmek için bir duvara ve tellere tırmanıyorum bu yaşımda, sonum iyi değil kısacası. Ama bu kozalaklardan her geçişte üç tane kopartıp minik botaniste vermezsem olay çıkıyor. Asıl sorun kozalakları koparttığım dal boşaldığında yaşanacak, o zaman nereye tırmanmam gerekecek onu yazmak istemiyorum. Allah’tan etrafta kimse olmuyor :P

Yolun devamında bu sefer keçiboynuzu ağaçlarının altından geçerken yere düşen devasa keçi boynuzlarından topladık. Kuruduğu için içindeki çekirdekler çıngırak gibi ses çıkartan keçiboynuzlarını “çıkır, çıkır” diye sallaya sallaya yürüyüşümüze devam ettik.

Derken karşımıza çok daha ilginç bir canlı, minik salyangoz çıktı. Yaprak salyangozcuğa büyük tezahürat yaptı. Onu parmak ucuyla sevdi ve söyleşti. (Salyangoz alt sağ duvar üstünde, dikkatle bakılırsa görülebilir. Kendileri biraz ufaktı)

Market dönüşünde ise elimiz kolumuz çok dolu olduğu için (ben torbaları, Yaprak çokoprensini taşıyordu ! ) gözümüz doğa moğa görmedi, kendimizi evimize hemen ulaştırmaya baktık :)

Gece Kuşu

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş Etiketler:
4
Kas

Gece Kuşu

Artık hava erken kararıyor. Bizimse öğlen uykusundan sonra çok geçe kalan yemeğimizi bitirmemiz ve sokağa çıkmamız saat beşi buluyor. Giyinip dışarı çıkmamız ve karanlığın basması o kadar seri oluyor ki Yaprak da, ben de şaşkına dönüyoruz.

İşte böyle bir an. Dün sokağa çıkmamız, Akaretler Cafe Nero’da kahve içmemiz, birşeyler atıştırmamız ve caddeye geri çıktığımızda zifiri karanlıkla karşılaşmamız. Gün akış saatimizi biraz değiştimenin zamanı geldi de geçiyor sanırım …