

Son zamanlarda en çok kullandığımız ulaşım araçlarından birisi Maçka Parkı’nın iki tarafını birbirine bağlayan teleferik. Yaprak bayılıyor bu kısa ama heyecanlı seyahate. Kısaca “uç” diyor teleferiğe. Evden çıktığımızda “haydi “uç” a gidiyoruz” deyince anlıyor teleferiğe gittiğimizi, mutluluk ile yolda yürürken zıplıyor.
Teleferiğin iki ucunda dönüşümlü çalışan görevliler bizi artık tanıyor ve Yaprak’a “hoşgeldin” diyorlar. Bizimki alıştı, hemen boş bulduğu ilk kompartımana atıyor kendisini, ben ardından yerleşiyorum içeri. Teleferiğin şeffaf olması (!) öngörülen pencereleri plastikten ve zaman içinde kullanıcıları tarafından bolca üstüne yazılıp çizilmiş. Zaten buğulu olan plastik ayrıca bu şekilde yıpratıldığı için etrafı çok da keyifli seyredemiyorsunuz. Sanki gözlerinize katarakt inmiş gibi …


Ama bütün bu olumsuz nitelikler Yaprak’ın mutluluğunu azaltmaya yetmiyor. Bir o yana, bir bu yana zıplıyor bölmenin içinde, gülüyor, parmağı ile parkı, parkın içindeki çocuk oyun alanını, havuzu, ağaçları, yoldaki arabaları işaret edip sürekli konuşuyor, “paaaaa, aaç, aba …”


Teleferiğin bir bölmesinin yan plastik penceresini benim “çok kıymet bilen” milletim parçalamayı başarmış. Toplam üç dakika belki süren bu kısacık yolculukta hangi “beyinsiz(ler)” verebilmiş böyle bir zararı insanın aklı almıyor ve “pes” diyorsunuz içinizden. İşte o kırık aralıktan Maçka Parkının tepeden fotoğrafı …
Haftada iki üç defa teleferiği Yaprak’la kullanıyoruz. İlhan’sa bize hiç katılmıyor çünkü böyle küçük kapalı ortamlardan hoşlanmıyor. Ah, bir de Yaprak içinde zıplarken havada olsa kimbilir ne çok eğlenirdik …
Etiketler: 21 aylık bebek gelişimi, Maçka parkı teleferik


wow.. iyi cesaret valla:) ben adımımı bile atamazdım o teleferiğe:)
bizimkinin göz kara