

Dün ablam Başak’a telefon açtım ve ahizenin öbür tarafı bana “Ben şu an İstanbul’dayım” dedi. Çok şaşırdım, niye haberim yok falan demeye kalmadan Başak’ın günübirlik bir iş görüşmesi için geldiğini ve Kozyatağı’nda olduğunu öğrendim. Dönüş uçuşu da saat 20:10′da Sabiha Gökçen’den olunca Avrupa tarafına geçmeye hiç vakdi olmayacaktı. O bizim tarafa gelemeyebilirdi ama bu bizim Anadolu tarafına geçemeyeceğimiz anlamına gelmiyordu. Yaprak’la hemen jet hızıyla hazırlandık ve yollara düştük.
Bağdat caddesine ulaştığımızda Başak’la buluşmamız çok kolay oldu. Başak’ın yanında aynı iş görüşmesine gelen eski arkadaşlarından Birgül vardı. Dördümüz caddede biraz yürüdükten sonra Yaprak’ın yemek yemesi için Han’a oturduk. Han’da bizimki köftelerini hapur hupur yerken çok neşeliydi. Elindeki çatalını bir o köfteye sapladı, bir bu patates kızartmasına. Hava da o kadar güzeldi ki, saatlerin nasıl geçtiğini anlamadık.


Yemekten sonra biraz daha yürüdük caddede. Yaprak hanım her zaman ki gibi kendisine bir büyük kuru adaşını buldu. Yanımızdan geçen diğer pusetteki bebeklerle ilgilendi, zıpladı, koştu, düştü … kısacası bana zor, kendisine ise son derece keyifli anlar yaşattı.
Başak’la Birgül’ü uğurladıktan sonra biz de hemen taksiye atladık ve köprü trafiğine girmemek için Kadıköy iskeleye gittik, vapura bindik. Vapurda da bir posta azdıktan sonra eve dönüş yolunda ben bitik vaziyetteydim. Yaprak ise izin versem yokuşu koşarak çıkabilecek kadar enerjikti. Durdurabilen durdursun bu küçük azgını
Etiketler: 21 aylık bebek gelişimi, Bağdat caddesi, başak dede


Eğlenceli ve de enerjik bir gün olmuş ne mutlu ki.
Ancak dönüşteki enerjik haller beni çok yoruyor.Zira benim de pilim bitmiş oluyor.
Bağdat Caddesine geldiğinizi bilsek, Ece ile kesin sizi bulurduk
Yasemin, o halde eve girdiğimizde benim halimi çok rahat edebiliyorsun
Bahar, şeytanın bacağını kırdık, artık sık sık geliriz, belki görüşebiliriz