

Bugün Yaprak denize de girmekle beraber bolca vakdini deniz kenarındaki taşları denizin içine atmakla geçirdi. Hem sabah 10:00, hem de akşamüstü 18:00 seanlarında elinde kovası ve tırmığı ile, adeta bir uzman ciddiyetinde, gözüne kestirdiği her taşı inceledi ve atalabildiği en uzak nokta yani 30 santim ilerisine fırlattı. Bense aman attığı taş kendi kafasına gelmesin diye hop oturup hop kalktım.


Denize girmek faslımız ise çok ilginç. Bazen elimden tutuyor ve beni kendi boyun hizasına gelinceye kadar suya sokuyor. “Hadi kızım gel, simidini takalım” deyince basıyor çığlığı. Herkes soruyor “denizden pek hoşlanmadı galiba ?”, “yok” diyorum, “henüz denizle arasında olan ilişkiyi çözebilmiş değilim, ilerleyen günlerde inşallah”


Bu arada minik kuş eve alıştıkça alıp başını mahalle keşfine çıkmaya başladı. Elbet çok da haz etmediğim bir gelişme bu. İşte yukarıdaki fotoğraflarda böyle bir gezme esnasında yoldan çevrilen yaramaza ait. “Yapppprakkk, nereye?” diye bağırıyorum, gülüp geri yürümeye başlıyor. Altta bez, tabanlar çıplak pek bir şık olur bizimki canım ?!



Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar