Pazartesi yine Yaprak’la dışarıda saatlerimizi geçirdiğiz bir gündü. Öğleden sonra 16:30 gibi postcrossing ile Kanada, Finlandiya, Hollanda ve Almanya olmak üzere dört ülkeye kart göndermek için Beşiktaş postanesine gittik. ( Solda da bizim ilk aldığımız kart; Yağmur adında Teksas, ABD’de yaşan bir Türk’den geldi) Oradan Dolmabahçe Sarayının içindeki kafeye geçtik, torpilli dondurmamızı afiyetle yedik. Ardından Beşiktaş’a döndük. Evimize tam varmıştık ki sokağımızda elektiriğin olmadığını farkettik. İlhan’a telefon açtık. İlhan “hani markete alışverişe gidelim” deyince Beşiktaş Migros’da buluşmak üzere sözleştik. Gün içindeki 3. Beşiktaş ziyaretimizden de ellerimiz kollarımız dolu döndük. Maalesef ki alışveriş sonrasında vardığımız evimizde halen elektrikler yoktu, göz gözü görmüyordu. Bunun üzerine evde yemek hazırlamak yerine mahallemizin ev yapımı yemekleri çok lezzetli şirin restaurantı Bordo’ya gitmeye karar verdik. Bordo’da bir sürpriz bizi bekliyordu. Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal ve Beşiktaş takımının gazetelerden bildiğim üç yöneticisi de Bordo’da akşam yemeklerini yiyorlardı. Toplam altı masası olan Bordo “tıklım tıklım” doluydu. Günlük mönüsünden de zeytinyağlılar dışında birşey kalmamıştı. Biz de yenebilecek ne varsa ısmaladık. Yan masadaki dört adamın Beşiktaş ve süper lig üzerine olan yüksek tonlu konuşmaları ve Yaprak’ın bir kedi peşinde koşuşturmaları eşliğinde yemeğimizi bitirdik. Eve döndüğümüzde Yaprak’ı yatağına yerleştirip masal kitabımı elime alırken yine toplam beş saattir sokakta olduğumuzu farkettim, “pes” dedim !
Tags: 18 aylık bebek gelişimi


Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar