

Geçtiğimiz günlerde Ufuk Özgül benimle bağlantı kurdu ve Meyve Suyu Endüstrisi Derneği olarak bir gönderimleri olacağını söyledi. Adresimizi istedi. Ben de bir dernek ile iletişimde olmanın sakıncasını görmedim. Biraz önce Ufuk hanımın bahsini ettiği sepetimiz geldi. İçinde derneğin basın kiti, bültenleri, tanıtım cdsi, farklı markalara ait meyve suları ve bir mug var.
Doğrusu ben meyve sularına karşı oldukça olumsuz yaklaşıma sahibim, en azından iki saat öncesine kadar sahiptim. Örneğin kansorojen madde içermeleri, çürük meyvelerden üretilmeleri gibi. Fakat bu olumsuz düşüncelerimin üstüne bir sünger çekmemi istercesine derneğin gönderdiği basın kitinde “Meyve Suyu Hakkında Yanılgılar ve Gerçekler” diye bir bölüm var. Elbette burada bütün ‘yanılgı ve gerçekleri’ yazamam ama en azından benim aklıma gelen yukarıda bahsettiğim kansorojen madde içermesi ve çürük meyvelerden üretilmesi olumsuzluklrına yönelik yazılan doğruları aktarayım.
Meyve sularında kanserojen madde kullanıldığını duydum. Doğru mu?
Meyve sularında kullanılan hiçbir madde kanserojen değildir. Tüm meyve sularına düzenleyici olarak eklenen ve E330 adı verilen sitrik hakkındaki yanlış kanı, bu algıyı yaratmaktadır. Sitrik asit, özellikle portakal ve limon gibi çoğu narenciye meyvesinde doğal olarak bulunan ve diğer adı “limon asidi” olarak tabir edilen bir asittir. Sitrik asit, yanlızca Türkiye’de değil, ABD ve AB ülkelerinde de asit düzenleyici olarak kullanımına izin verilmektedir.
Sitrik asitin diğer bir adı krebs’miş. Bu da kanser anlamına geliyormuş. Bu ne anlama geliyor?
‘Sitrik asit’ için kanserojen algısının ortaya çıkması tamamen yanlış olan bir isim benzerliğine dayanır. Vücutta bulunan bir metabolik dönüşüme, ‘sitrik asit döngüsü’ denilmesinin yanı sıra, bu döngüyü keşfeden Alman bilim adamı Ahns Krebs’den dolayı, ‘krebs döngüsü’ adı verilmektedir. Tam anlamıyla bir isim benzerliği olarak ‘krebs’ Almanca’da ‘kanser’ anlamına gelir. İşte bu nedenledir ki, rastlantısal şekilde isim benzerliği nedeniyle, ‘sitrik asit’ ile ‘kanser’ ilintilendirilmiş ve algılara yerleşmiş. ‘Sitrik asit’ sadece, çoğu meyvede doğal olarak bulunan bir asit çeşididir.
(http://nobelprize.org/nobel_prizes/medicine/laureates/1953/krebs-bio.html)
Meyve suyu üretiminde çürük meyve kullanıyor musunuz? Eğer kullanılmıyorsa, nasıl bir denetim uygulanıyor?
Meyve üreticisi tarafından, meyve suyu yapımında işlenmek üzere fabrikaya getirilen meyveler arasında henüz tam olarak olgunlaşmamış (ham) ve/veya çürük meyveler bulunması doğaldır. Bu durum dikkate alınarak, fabrikaya gelen meyvelerin geçirildiği ilk işlem, ayıklama işlemidir. Bu aşamada, çürük ve olmamış meyveler ayıklanır ve ardından iki kademeli yıkamaya tabi tutulur. Bu işlem gereği gibi yapılmadığı takdirde, bu durumu çok kolaylıkla tespit etmek mümkündür. Çürük ve küflü meyve kullanarak üretilmiş meyve suyu, gıda kontrol laboratuarında patulin analizi adı verilen denetleme çalışması ile kolayca saptanabilmektedir. Üretimde bir kural vardır. İşçilere denir ki; kendi yiyemeyeceğin meyveyi asla banttan geçirme!
Meyve sularına ait diğer birçok konudaki sıkça sorulan sorulara buradan ulaşabilirsiniz.
Ben şu an evde Yaprak’a taze meyve suyu, sebze suyu sıkarak içirmekteyim. Ama sokağa çıktığımızda su ve ayran dışında içirecek birşey bulamamaktan da yakınıyorum hep. Herhalde biz de artık yavaş yavaş hazır meyve sularından içemye başlayabiliriz :)
Etiketler: "ya 5 Meyve ye ya suyunu iç HERGÜN" Kampanyası, MEYED, Meyve Suyu Endüstrisi Derneği


Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar