Archive for Mayıs, 2009

Bugün Anneler Günü

Posted by: ipek aral kişioğluin Bebekçe Şeyler in Bebekçe Şeyler
10
May

ipek23b2ipekyap-225x300

Yaprak’ı kucağıma alınca anladım,
Anne olmak,
tüm zamanlara yayılmak,
kendi nefesinden önce evladınınkini düşünmek,
kendi mevcudiyetinden çok onunkini var kılmak demek.

Annemle izdüşümümüzün ardındaki bebeğim Yaprak,
benim için merak etmek, izlemek ve çalışmak,
kaçınılmaza saniye saniye yaklaşarak
belki de gün geldiğinde kıyasıya çatışmak,
nihayetinde başta insan, sonra kadın
ve en değerlisi bir anne olarak
onu koşulsuz sevmek demek.

Ben anneler günümü Yaprak’ın doğumuyla beraber
aslında hergün yaşadım.
Annemin anneler gününüyse biraz önce telefonda kutladım.
Annemle ben çok mu aynıyız, yoksa bambaşka mıyız
hiç anlayamadım
ama bir nüans var ki,
birey olmak duygusunu
ben onun sayesinde öğrendim ve yaşadım.
Teşekkür ederim sevgili ANNEM.
Bugünün, bir kere daha, buradan kutlu olsun.

Tags: , ,

Mehtap’la Kadıköy’de Buluştuk

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
8
May

dsc00464

Sevgili dostum Mehtap bugün Ankara’dan iş için İstanbul’a gelmiş. Öğlene doğru, Yaprak’la beraber evde gayet gevşek bir vaziyette zaman geçirirken, birden cep telefonum çaldı. Hattın diğer ucundan Mehtap “İstanbul’dayım, hadi Kadıköy’e gelin” dedi. Her zamanki Mehtap yine yapacağını yapmıştı. “Dün gece geleceğini haber versen sanki çatlarsın” dedim yarı kızgın, yarı espirili, “böyle iki ayağımızı bir pabuca sokmak tam sana göre iş”. Neyseki Yaprak yattı uyudu, uyandı, yemeğini problemsiz yedi ve biz Kadıköy’e vapurla zamanında geçebildik. Bir hafta içinde bu ikinci kez vapura binişimizdi ve Yaprak bu vapur olayından çok hoşlandı. Gidiş yolunda vapurun arka bölümüde bir aşağı bir yukarı koşuşturdu, köpüren denize baktı, hatta bir kere korkuluklardan aşağı sarkmaya bile kalktı ( ! )

Mehtap’la Dörtyol’daki Starbucks’da oturduk, kahvelerimizi içtik, sohbet ettik. Elbet Meptap’ın sadece iş için olan İstanbul ziyareti kısa süreliydi ve iki saatin sonunda sahil tarafına inip, bir dahaki buluşmaya kadar diyerek vedalaştık. Biz vapuruma doğru yürürken içimden ‘inşallah bir sonraki seyahatinde biz de kalmaya gelir de, bol bol etrafta dolanırız’ diye düşünmeden edemedim. :)

Tags: ,

Dolmabahçe Laleleri Boğazlandı !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
7
May

dsc05338adsc05330a
dsc05335bdsc05334a

Bugün Dolmabahçe’deydik. Sahilde çayımızı içtik, tostumuzu yedik. Yaprak’ı pusetinden indirdiğimde kendimizi Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesinin içinde bulduk. Sarayın kapısındaki polisler içeri girmemize çok yardımcıydılar. Bu çok bakımlı, güzel bahçede Yaprak’ın ilk ilgisini çezbeden boyları kendisi kadar laleler oldu. Birinci laleye cici yaptık, ikinci lalenin taç yapraklarını tuttuk ve kopardık (!), üçüncü ve dördüncü laleye geldiğimizde sıra bizimki coştu. Laleri uzun sağlarından tutup deli gibi sallamaya başladı. Ne sağlam lalelerse hiç birşey olmadı zavallılara. “Dur Yaprak, bak polisler bizi atacak” diye diye zorla uzaklaştırdım çiçeklerin yanından :P

dsc05347adsc05346a
dsc05342adsc05341a

Sonrasında Dolmabahçe Sarayı’nın ana giriş kapısındaki bir banka oturdum ben. Yaprak ise boş olan meydanda yoruluncaya kadar gönlünce gezdi, koştu, oturdu.

Tags: , ,

Yaprak’la Ortaköy’deyiz

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
6
May

dsc05249adsc05254

Dün Yaprak’la Ortaköy’e gittik. Ortaköy sahile indiğimizde güvercilerle oynaması için Yaprak’ı pusetinden çıkardım. Ama bizimki direkt deniz kenarına, bir balıkçıcının içine kimisi ölü, kimisi canlı balıklarını doldurduğu büyüklü, küçüklü leğenlerine yöneldi. Özellikle kıpır pıpır balıkları görünce çok şaşırdı. Bir eğildi, bir kalktı, bana baktı, güldü. Sonra balıkçı amca geldi yanımıza ve canlı olan balıklardan birini yakalayıp Yaprak’a uzattı. Minik canavar dondu kaldı. Ne yapsın, elini uzatsın mı , uzatmasın mı? Bunun üzerine balıkçı amca balığın çırpınan kuyruğunu Yaprak’ın eline gelecek şekilde yaklaştırdı. Sonrasını siz düşünün artık , çok heyecanlandı benim küçük kuşum :D

dsc05257adsc05261adsc05263a

Balıkçı amcaya teşekkür edip yanından ayrıldıktan sonra çocuk parkına gittik. Orada da bayağı vakit geçirdikten sonra, Yaprak’ı etrafta koşuşturan büyük çocukların gazabından kurtarmak için yine pusetine koydum ve ortamdan uzaklaştırdım.

dsc05277adsc05279a

Canımız kahve içmek ve birşeyler atıştırmak isteyince Yaprak’ın da etrafta rahat dolaşabileceği Gloris Jean’s Coffee’i seçtik oturmak için. Getirttiğimiz kakaolu-vişneli kekten yerken Yaprak, bir de böyle şımarık şımarık, ağzındakileri göstere göstere, “çürük dişli canavar” şekline poz vermeyi ihmal etmedi.

dsc05280adsc05286a

Derken yan masamıza Doran ve annesi Özlem geldiler. Doran 16 aylık ve çok hınzır bakışları olan çok tatlı bir bebek. Yaprak’la ikisi hemen iletişim kurdular. Karşılıklı “cici” yaptılar, sonra biri diğerinin arkasında, kah oraya, kah buraya, bizi sık sık yerimizden fırlatacak şekilde oynamaya başladılar. Onlar oynarken biz de Özlem’le sohbet ettik. Bu arada Yaprak yediği kekin üstüne bir de Doran’nın bisküvilerini mideye indirdi. Bıraksam belki de Doran’la annesi Özlem’in masasında ne varsa silip süpürecekti. Bazen aç kurt gibi oluyor maşallah Yaprak hanım !

Bir ara yanımıza gelen sokak köğeğine “hav hav” dedi Yaprak, ama köpeğin minik böceğimi pek ciddiye almadığını gördüm, umursamaz şekilde döndü gitti uzaklara.  Bu “hav hav” olayımız yeni başladı ve benim çok hoşuma gidiyor :)

Saat ilerleyip kalkma vakdi gelince Doran ve Özlem’le vedalaştık, Beşiktaş’dan market alışverişimizi yapıp, yorgun argın eve döndük. Ortaköy havası Yaprak’a da, bana da çok ferahlatıcı geldi doğrusu.

Tags: , , ,

Tatlı Tosba Horul Horul

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
5
May

Küçük tosba

Geçen Cumartesi günü Savarona yatı gezimizin ardından dışarıda yemek yiyip sonrasında Bodrum’dan dönen anneanne ve dedemize gitmiştik. Yaprak uzun günün ardından öyle yorulmuştu ki, eve adım attıktan 5-10 dakika sonra çoookkkk derin bir uykuya daldı. İşte minik tatlı tosba kıvrılmış horul horul uyuyor. Ayaklar ile yüzünün yönü farklı, eller ise içe dönmüş. Bir erişkinin bu pozisyonda uyumasına imkan yok. Ama söz konusu bir bebek olunca elbet herşey değişiyor. :D

Tags:

Pofür Pofür, Köpür Köpür

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
4
May

dsc05207adsc05208adsc05215a

Dün öğleden sonra Pazar günümüzü değerlendirmek için yürüyüşe çıktık. Oturur biryerlerde kahve içeriz diye düşünmüştük. Bir hata yaptık ve Dolmabahçe üzerinden Beşiktaş’a gittik. Beşiktaş-Fenerbahçe maçının o “deli” kalabalığı aradında bulduk kendimizi. Yedisinden yetmiş yedisine, siyah beyazlar içinde öyle bir insan kalabalığı vardı ki, bir ara aralarından çıkamayacağız zannettim. Ama insanımız bebeklere hassas, Yaprak’ı gören yanındaki, önündeki bizim için zorlayarak pusetimize yol açtılar.

Beşiktaş kalabalığından kaçış yolu olarak vapura binmeye ve Kadıköy’e geçmeye karar verdik. Yaprak’ın uzun bir aralıktan sonra bu ilk vapura binişi idi. İlhan vapurun arka tarafına gitmemizi önerdi. Havanın da fena olmayışından faydalanarak vapurun kıç bölümündeki korkuluklara dayandık. Yaprak ortamı çok beğendi ama asıl heyecan vapur motorlarını çalıştırdığında yaşandı. Denizi kabartan bembeyaz köpüklere Yaprak çok şaşırdı. Ben ona “banyo, banyo” dedikçe de su ile deniz arasındaki su bağlantısını kurabildi sanırım.

Kadıköy tarafına varana kadar her zamanki gibi etraftaki bütün yolcuların odak noktası haline geldi bizim böcek. Bir o tarafa, bir bu tarafa, rüzgar saçlarını uçuştura uçuştura bizi de arkasından sürükledi. İşte o güzel anlardan birkaç anı fotoğrafı :D

Tags:

Yaprak Savarona’da

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
3
May

dsc05051adsc05054a

İki hafta önce Friendfeed’den bildiğimiz sevgili Burak Dönertaş ailece bizi 2 Mayıs’da Savarona yatını gezmeye davet etti. Biz de zaten Savarona’yı çok merak ettiğimiz için yatı dolaşacak grubun içinde olma teklifini bayıla bayıla kabul ettik. Dolayısıyla dün bizim için bayağı sıradışı bir gün oldu. Geziye katılacak grup ile saat 13:00′de Kuruçeşme Cemal Topuzlu Parkı’nda buluşmak için sözleştik. Cumartesi trafiği bizi birkaç dakika geçe bıraksa da, koşa koşa randevumuza yetiştik.

Savarona’ya girerken ayaklarımıza galoşlarımızı taktık ve yatın kuyruklu piyano bulunan büyük oturma salonuna çıktık. Burada yatın F&B görevlisinden (ismini hatırlayamıyorum) yatın yapılışı, satın alınışı, Türkiye’ye getirilişi, Atatürk’ün son 56 gününü yatta geçirişi, Atatürk’ün vefatinden sonra yatın bir süre Cumhurbaşkanlığı yatı olarak kullanılıp ardından Deniz Kuvvetleri’nde eğitim gemisine dönüştürülmesi ve yanması üzerine olan geçmişini öğrendik. Yatın Kahraman Sadıkoğlu tarafından 1989 yılında devletten yap-işlet-devret modeli ile 49 yıllığına kiralandığını ve geçirdiği yangından sonra sadece iskeleti kalan Savarona’nın neredeyse sıfırdan tekrar inşa edildiğini dinledik. Halen 17 odası ile 34 kişilik gruplara kiralanabilen yatın günlük ücretinin de bayağı kabarık olduğunu yazmama gerek yok herhalde. Genelde yazın Akdeniz limanlarında dolaşan yata en çok Araplar rağbet ediyormuş, ayrıca şirket yemekleri, toplantıları veya düğün organizasyonları da yapılabiliyormuş Savarona’da. Eh, bu kadar yazı yeter, şimdi bolca fotoğraf zamanı …

dsc05072adsc05073adsc05085adsc05069a

Savarona’da ilk dolaştığımız yer Atatürk’ün yatak odasıydı. Savarona’nın geçirdiği yangında yatak odası şömünesi hariç tümüyle yanmış. Kısacası bize gösterilen odadaki eşyalar sembolik olarak konmuştu. Yatın tekrar inşası sonrasında oda tekrar düzenlenirken Atatürk’e ait özel eşyalara ulaşılmaya çalışılmış ve bazı parçalar da görüşe sunulabilmiş. Atatürk’ün Savarona’da çekilmiş son fotoğrafı, nüfus cüzdanı örneği, sigaraları, döneme ait bazı şişeler, bardaklar, yazıları görebildiklerimiz arasındaydı.

dsc05092adsc05091a

Geçirdiği yangından sonra Savarona’dan kalan parçalardan biri merdiven korkuluklarına aitmiş. Bu kalan orijinalden hareketle bütün korkuluklar aslına uygun yenilenmiş. Ayna üzerine asılı olan saat ve termometrenin de ayrı bir hikayesi var … şimdi burada uzun uzun yazmayayım.

dsc05096adsc05098a

Burası bir diğer oturma bölümü, Yaprak’la birkaç dakika soluklandık geniş mekanda …

dsc05127adsc05128a

Savarona Suiti yatın burun kısmında ve beyazlar hakim dekore edilmiş. Yaprak hanım giyinme odasındaki koltukta bana poz verdi :)

dsc05137adsc05102a

Yatın yemek odası da etkileyici. İnsan büyük masanın bir akşam yemeği için hazırlanmış durumunu hayal edince “ah burada bir yemek yiyesim geldi” diyor içinden.

dsc05145amugehyap

dsc05168asavarona

Yatın içini dolaştıktan sonra sıra güverteye geldi. Biz de fırsat bu fırsat deyip Müge Hanım’ı yakalık ve birkaç aile fotoğrafı çektik. Yukarıdaki Müge hanım’la Yaprak’ın fotoğrafını Handem çekti, bize kullanmamız için izin verdi. (üst dörtlü sağdaki fotoğraflar Handem Erkay Güner tarafından çekilmiştir)

savarona-grup

Savarona gezi grubu hatırası (soldan sağa) : Fatma Gül Koz, İlhan Kişioğlu, Yaprak Kişioğlu, İpek Aral Kişioğlu, Davut Topcan, Burak Bayburtlu, Burak Dönertaş, Eren Kumcuoğlu, Metin Kahraman, Burcu Tüzün, Harun Pekşen, Müge Çerman, Handem Erkay Güner – bütün grubun blogları var, bir uğrayın hepsine derim :D . ( Bu fotoğraf Handem Erkay Güner’e aittir)

dsc05187adsc05190a

Gezi bitince yavaş yavaş yattan dışarı çıktı grup, çok keyifli ve bilgilendirici geçen 45 dakikanın böylece sonuna geldik. Bize Savarona yatını gezme imkanı sağlayan Burak Dönertaşa ailece teşekkür ederiz. Gezideki bütün arkadaşlarımıza da buradan selamlarımızı iletiriz. :D

dsc05191adsc05197b

Tags: , , , , , , , , , , , ,

Tebeşir Olayı Sonrası Yaprak ve Mehmet

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
2
May

dsc05042dsc05044

Dün ailece biraz huzursuz bir gün geçirdik. Sabah saat 10:30 civarı maalesef Yaprak’ın elindeki küçük teşeşir parçasını ağzına attığını farkettim ama yutmasına engel olamadım. Onu kusturma çabalarım da işe yaramayınca, ilk başta İlhan’a sonra da doktorumuz Nazmi bey’e telefon açtım. Nazmi bey’e yutulan tebeşirin 1,5 cm civarı bir büyüklüğü olduğunu söyledim. Kendisi olası bir zehirlenme konusunda beni şoke eden şeyler söyledi. Tebeşirin kandaki kalsiyum miktarını arttırıp, kusma, ateş, dalgınlığa neden olabileceğini ve son noktasında da Yaprak’ı komaya sokabileceğini söyledi. Ayrıca böbreklerde kalıcı zarar bırakabileceğini ekledi. Ben Nazmi bey’e bir kutu değil, ufak bir parça yuttuğunu vurgulasam da bir fark olmadı. Gece hastanede yatacağını, bir sürü tahliller yapılması gerektiğini söyledi.

Bunun üzerine ben de Amerikan Hastanesi’nde yönetici olan arkadaşım Tolga’yı aradım. O da hastanenin acil servisine gelmemizi istedi. Ailece Amerikan Hastanesi’ne gittik ve orada nöbetçi çocuk doktoru Yaprak’ı kontrol etti. Bu arada saat iki olmuştu ve bizimkinde bırakın ateş, kusmak gibi durumları, azgınlık hat safhasındaydı. Doktor ön muayene sonrasında “gayet iyi” dedi, sonra da zehirlenme merkezi ile konuşmaya gitti. Döndüğünde Yaprak’ın yuttuğu miktarın çok rahat ihmal edilebilecek bir büyüklük olduğunu, bol bol su, süt ve sıvı almasını söyledi. “İsterseniz tahliller yaparız ama çocuğa acı çektirdiğinize değmez” dedi. Biz de içimiz rahatlamış, bir parça Nazmi bey’e kızmış şekilde Amerikan’dan ayrıldık. Doktorların hassasiyetini anlayabiliyorum ama hasta olmayan bir çocuğu da zorla hasta etmeye çalışmayı anlayamıyorum. Gece hastanede yatmak, iki defa kan aldırmak, vs … nitekim tebeşir yutma olayını takip eden 24 saat içinde Yaprak’da ne bir ateş, ne bir kusma olayı yaşamadık. Bir tek ertesi sabah kakasının rengi biraz garipti çünkü yuttuğu tebeşir maviydi.

Amerikan Hastanesi’nden çıktıktan sonra İlhan ofisine, biz de Yaprak’la Saray’a çorba içmeye gittik. Yaprak sabahtan beri süt ve su dışında birşey ağzına girmediği için tavuk çorbasını iştahla içti. Daha sonra da sandalyesinden inerek yakınlarki masada oturan bebekle ilgilenmeye başladı. Bebeğin ismi Mehmet’di ve 16 aylıktı. Annesi bizim masamızın yakınına Mehmet’i getirdiğinde Yaprak ona büyük sevgi gösterilerinde bulundu. Mehmet’in saçlarını okşayarak “cici, cici” yaptı. Yaprak cici cici yaptıkça, Mehmet Yaprak’a vurdu. Bizimki dakikalarca cicisinden vazgeçmedi, Mehmet de vurmaktan, böylece iki bebeğin arasında enteresan bir iletişim kuruldu. Ardından iki bebek merdivenlerde bir süre oynadılar, sonrasında Mehmet’ler gitti. Biz de hesabımızı ödeyip, güle oynaya evimize döndük.

Minik böcek Yaprak, sakın ve lütfen bir daha böyle bizi korkutma olur mu?

dsc05048adsc05047a

Tags: ,

Duyduğuma Göre Bu Botlar Son Moda !

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
1
May

dsc05039a

Geçen gün sabah bir baktım Yaprak hanım babasının ortalıkta duran botlarını ayaklarına geçirmeye çalışıyor. “Canavar, onlar sana biraz büyük değil mi?” diye sordum, oralı olmadı, ama bir türlü de giymeyi başaramadı. Ben de onu daha fazla uğraştırmadım ve kollarından havaya kaldırıp, ayaklarını botların içine kondurdum. Elbetteki karşımdaki manzara kaçırılmayacak kadar komikti, hemen kamerayı kaptım ve flaşları peşpeşe patlattım :D

Tags: