



Bugün Yaprak’la yine İstanbul’un altını üstüne getirdik. 16:30′da çıktığımız evimize döndüğümüzde saat 21:30′u gösteriyordu. Bu beş saat içinde neler mi yaptık? Madde madde yazayım:
1. İlk başta Beşiktaş’a indik. Amacımız Postcrossing’deki yeni adresimiz olan Amerika’ya kartımızı göndermekti. İşlem başarıyla tamamlandı. Henüz ben dünyanın hiçbir yerinden kart almış değilim ve heyecanla bekliyorum.
2. Beşiktaş’dan sonra yine Dolmabahçe sahiline, sarayın içindeki kafeye gittik. Bu sefer daha ortalarda bir masaya oturduk. Yaprak’la bol bol kuşalar, denizi seyrettik.
3. Oradan kalktık ve Gümüşsuyu üzerinden Taksim’e çıktık. İstiklal’e girdik. Tünel’e kadar yürüdük. Yorulduk. Starbucks’a girdik. Tünel’deki Starbucks dev gibi. Orada ben mochamı içtim, Yaprak sebzeli kişini yedi, etrafta koşuşturdu. Koltuktan pusetinin içine atlamaya çalıştı ve kalbimi ağzımı getirdi. Evde orta sehpasının üstünden kanepeye atlıyor, birşey demiyorum. Minik canavar kendisini yine evde zannetti sanırım ama atladığı yer pusetin içi olunca ve balıklama havada uçunca ben doğal olarak panikledim.
4. Starbucks’da iken İlhan’la telefonlaştık. İlhan’da Taksim’e geldi. Ne yapalım dedik, yürüdük, Galatasaray Lisesi’nin önünde Eğitim-Sen’in protesto eylemi ile karşılaştık. Kalabalık grup bayraklarını açmış, slogan atıyorlardı. Polis bizi Çiçek Pasajının arka sokağına yönlendirdi. Biz de hazır buraya gelmişken bira+patates+abur cubur yapalım dedik ve her zamanki oturduğumuz biracıya gittik. ( ismini unuttum). Gerçi ben Yaprak için uygun olur mu diye bayağı tereddüt ettim ama yan ve bir sonraki masamızdaki Yaprak kadar bebekleri görünce “peki bari” dedim İlhan’a. Çocuğu daha bebeklikten yoldan çıkartıyoruz, ayıp bize
5. Bir süre sonra İlhan’nın iş arkadaşı Ozan’da bize katıldı. Yan masamızda otistik çocuk öğretmeni olduğunu öğrendiğimiz bir beyefendi Yaprak ve yine yan masamızdaki bebek Delal ile çok oynadı. Bizimki hiç ummadığım kadar iyi vakit geçirdi oturduğumuz süre boyunca. Gözlük taktı ‘Blues Sisters’lığa soyundu, bol bol patates kızartması yedi, çalan rock müzikle dans etti ve gecenin son sürprizi olarak Taksim şeytanı oldu … bu arada da babamız bol bol cep telefonu ile fotoğraf çekti. Ben maalesef alelacele dışarı çıkarken kamerayı evde unutmuştum. Görüntüler çok bulanık ama olsun, bu güzel gecemizin anılarını bulanık olsalar bile saklayabileceğiz.




Etiketler: 17 aylık bebek gelişimi, Çiçek Pasajı


kart gelmemesi bence yine ptt den dolayı. geldiği zaman 3-4 tane birden geliyor çünkü:)
bu arada 5 saat dışarda olmak cidden rekor
Valla bıraksam sokakta uyuyacak, zaten herkesi şaşırtıyor “bu ne sıcak kanlı bir bebek” diye. Seveni bol, eve hiç girmese yeridir
Bu arada ben de Beşiktaş’dan 90 kuruşa kartları gönderiyorum.