

Dün Yaprak’ın tam öğlen yemeğinin sonuna gelmiştik ki telefon çaldı. Arayan Ayşe Musal ve Aslı Uçman’dı. “Hadi dışarı çıkalım” dediler. Biz de Yaprak’la jet hızında hazırlandık ve buluşma noktasına gittik. Ayşe ve Aslı Yaprak’ı büyük bir sevgi ve coşkuyla karşıladılar. Bizimki başta bu sevgi seli karşısında çok utandı. Ortama alışması biraz zaman aldı. Bu arada biz de Nişantaşı’na çıktık yürüyerek ve kendimize oturabileceğimiz kafe aradık. Sonunda Backhaus’da karar kıldık.


Kendimize çay ve tatlı tuzlu kurupastalar sipariş ettik. Çaylarımızı keyifle içip, sohbet ederken Yaprak hanım kucaktan kucağa dolaştı. O yetmedi yan masalara harekata geçti, elinde çikolatalarla geri döndü.


Biraz etrafta dolandıktan sonraki durak annenin kucağı oldu. Anne kucağında olduğu süre boyunca önümüzdeki şekerlikteki şaker paketleri parçalandı, etraf bir parça dağıldı, pislendi”. Her zamanki gibi “Yaprak buradaydı” imzamızı atmayı elbet ihmal etmemiş olduk böylece.


İki saatin sonunda Yaprak hanımdan nahoş kokular yükselmeye başladı. Bu bize “gitme vakdi” geldiğini işaret etti. Yaprak’a “gidiyoruz” deyince bizimki taktı annesinin çantasını koluna kapıya doğru yöneldi.”Durrr, gitme, daha paltonu giymedin” diye seslendik ona ve dışarı çıkmak üzere topyekün hazırlandık. Yol boyunca güle oynaya ilerledik, İTÜ fakültesinin otoparkından içeri girdiğimizde de minik canavarı pusetinden çıkartıp bizimle birlikte yürümesini özgür bıraktık. Rüzgarlı havada yüzünde kocaman bir gülümseme ile koşuşturdu Yaprak’ım hayatından çok memnun.:D
Günler hızla geçiyor ve bazen Yaprak’ın ne kadar hızlı büyüdüğüne, her konuşulanı anlayabildiğine inanamıyorum. Zaten son bir haftadır ben telefonla konuşurken telefonu elimden alıp o da konuşmaya başlıyor. “Baaa, daaa, buuuu, uuuu, namanııı,” türünden sesler çıkartıyor büyük ciddiyetle. Ben dişlerimi fırçalarken, o da dişlerini fırçalamak istiyor. Artık onun da bir diş fırçası var. “Saç, kulak, göz, yanak, ağız, burun, diş, kol, el, bacak, ayak, parmak” kelimelerini çok rahat anlayıp yerkerini hemen gösteriyor. Üstündeki kazak, hırka cinsi giysileri kendi çıkartabiliyor. Beraber eğilip, kalkmaca oynuyoruz. Dans en büyük hobimiz. Yemeklerini kaşıkla kendi yemeye iyice alıştı. Artık geceleri yatak vakdi okuduğum “On İki Prenses” masalını dinlediğini farkediyorum. Odasındaki radyoyu kendi kendine açıp, müzik dinleyebiliyor. Bisikletine kendi kendine binebiliyor. Dİğer çocuklarla olan iletişimi arttı. Şu an aklıma gelmeyen bir sürü gelişme ile Yaprak bebeğim her gün beni çok çok şaşırtıyor.
Etiketler: 16 aylık bebek gelişimi, aslı uçman, ayşe musal


Minik Yaprak’ı ve yazılarınızı yaklaşık 3 aydır takip ediyorum.Bloğunuz çok güzel.Benim de Aralık 2007 doğumlu Artun adında bir oğlum var.Gelişimleri birbirine çok yakın.Ay ay bebek gelişimiyle ilgili bulduklarınızda çok ilgimizi çekiyor.Yaprak’ı kocaman öpüyoruz.
P.S:2009 Blog ödüllerinde oyumuz da sizin:)))
Merhaba Aycan Hanım,
Blogumuzu takip etmeniz bizi çok sevindirdi. Ayrıca blog ödüllerinde oyunuzu vermeniz ayrıca mutlu etti, teşekkür ederiz.
Artun’la sizi öpüyoruz. Ayrıca 16 aylık bebek gelişimne dair yazımın çevirisini biraz geciktirdim. İnşallah gelecek hafta bitireceğim.
Sevgilerimizle,