





Dün öğlen Yaprak hanımla evde yiyecek birşey olmadığı için Nişantaşı Saray’a gitmeye karar verdik. Her zaman ki gibi oturabilmek için biraz bekledik. Bu esnada ben de Yaprak’ı oturttuğumuz mama sandalyesi için etrafa bakındım ve başka bir bebek tarafından kullanıldığını gördüm. Garsonlar bizi masamıza götürdüklerinde mecburan küçük canavarı sandalyeye oturttum. Bazen hayatımızdaki zorunluluklar aslında bebeklerimizin ne kadar büyüdüğünü bize gösterebiliyor. Yaprak yemek boyunca sandalyeden hiçbir düşme tehlikesi geçirmedi. Böylece bundan sonra ona “küçük” bebek muamelesi yapmamam üzerine bana farketmeden bir ders vermiş oldu.
Yaprak yemeğini çok uslu bir şekilde yedi. Ama elbette elleri, kolları hiç durmadı. İlk başta masadaki menüyü, sonra ekmek sepetini kendisine hedef seçti. Ardından sıra tuzluk ve karabiberliğe gelince ben biraz gerildim. Tuz ve karabiberler masaya döküldü, elle dağıtıldı, ekmek parçalarına karıldı … kısacası tuzluk aşağı, karabiberlik yukarı derken tuzluk yere uçtu ve yüz parçaya ayrıldı, içindekiler de etrafa saçıldı. Bizimki hiç istifini bozmadan karabiberlikle oynamaya devam etti ama ben ikinci bir zayiyi önleyebilmek üzere derhal hesabımızı istedim ve bir jet hızıyla Saray’dan kalabalık Teşvikiye caddesine çıktık.
Etiketler: 16 aylık bebek gelişimi


Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar