

Dün öğleden sonra gökyüzünde güneşi görünce hazırlandık ve Yaprak’la beraber sokağa çıktık. Yol üstünde babamızla buluştuk. Pusetinden indirdiğimiz kızımız ilk başta babasının elinden tutarak, sonra da özgürce kaldırımda bizimle yürüdü.


İlhan’dan sonra Yaprak’ın elinden biraz da ben tuttum. Yol üstündeki isimdaşları ile her zaman çok ilgilenen Yaprak yine onları tutarak ama asla koparmayarak bayağı vakit geçirdi.


Derken yol üstünde karşımıza üç küçük köpek çıktı. Biz bu köpekler ile sık sık karşılaşıyorduk ama ilk defa ayaküstü denk geldik. Köpeklerden bir tanesi çok şamatacıydı. Bize havladıda, havladı. Yaprak ise sanırım bir köpeğin havlamasının ne demek olduğunu anlamadığından hiç korkmadan sürekli ona elini uzattı. Fotoğraftada gördüğünüz gibi köpek havlıyor, bizimki gülüyor.


Köpeklerin yanından ayrıldıktan sonra Maçka Parkı’na girdik ve yönümüzü çocuk bahçesine çevirdik. Çocuk bahçesi bayağı doluydu. Havanın güzelliğini fırsat bilen bütün aileler çocuklarını getirmişti. Biz de Yaprak’ın sallanabilmesi için biraz bekledik.


Salıncağa bindiğimizde yanımızda sevimli küçük bir erkek çocuğu vardı. İsmini öğrenemedik ama bizimki ile bayağı gülüştüler. Yaprak bayılıyor etrafı ile iletişime geçsin. Zaten yol buyunca yürürken veya parkta hep etraftaki insanlara gülüyordu. O tatlı tatlı sürekli güldüğü için ona bakan herkes de “ay ne tatlı bebek” diyerek ona sevgi gösteriyorlardı.
Bizimkinde bir şeytan tüyü var, en ilgilenmeyecek tipte insanları bile kendisine çekiyor. Bu iyi birşey mi, kötü mü bilemiyorum … Salıncaktan indikten sonra babası onu kaydıraktan kaydırdı. Artık Yaprak kaydıraktan kaymak konusunda uzmanlaştı. Maalesef tam bu esnada kameramızın pili bitti ve bundan sonraki fotoğraflarımız cep telefonu ile çekmek zorunda kaldık.

Çocuk parkından sonra İlhan çok acıktığını ve Burger King’e gitmek istediğini söyledi. Ben böyle hamburgercilere gitmeyi pek sevmesem de arada bir değişiklik oluyor. Nişantaşı dörtyoldaki Burger King’e gittik. En üst kata çıktık. Burada Yaprak’da bizimle birlikte patates kızartması yedi. Tepsilerdeki mayonez ve ketçap kutucukları ile oynedı, onlarla kuleler yaptı, ardından teker teker yere attı. Artık Yaprak bizim sıkı gözetimimiz altında sandalyede de oturabiliyor. Sanırım 2-3 ay sonra puseti almadan daha rahat etrafta gezebileceğiz, yemeğe çıkabileceğiz.
İşte Yaprak babasıyla kaydırakta …
Etiketler: 15 aylık bebek gelişimi


yaprak’ın bu montuna bayılıyorum. çok şeker. minik eskimo gibi. bu arada resimlerde sen dikkatimi çektin. ipekcim giderek zayıflıyor musun? inceciksin ne guzelsin
öpüyorum ikinizi de..
Ben de çok seviyorum bu montunu. Anneannesi yeni kırmızı ayakkabılar da alınca kırmızı beresi ve atkısı ile çok şirin oldu.
Sanırım zayıflıyorum, en son ne zaman tartıldım hatırlamıyorum ama özellikle pantolonlarım üstümden sarkar oldu !
zayıflama konusunda darısı başıma. ailece güzel bir gün geçirmişsiniz, keşke havalar hep böyle olsa da minikler daha çok dışarıda vakit geçirebilse.
Kucağınızdaki fotoğrafta size benzerliği çok net çıkmış
Babamız ile benzerlik konusunda çok fena kapışıyoruz
Güzel bir bahar gününde hoş vakit geçirmişsiniz.Yaprakcımda çok eğlenmiş belli.Fotoğraflar çok hoş olmuş İpekcim:))
Çok teşekkür ederiz. Babamız elinde kamera her adımızda fotoğraf çekince günün yarısında kameranın pili bitti, bitmeseydi daha neler neler çekebilecektik !