Archive for Şubat, 2009

Yaprak’ın Saçlarını Kestik!

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
7
Şub

dsc03625a

dsc03599a

Evet, böylece Yaprak’ın ilk kuaförü ben oldum. Ne büyük şeref … :)

Yaprak’ın saçları fazlasıyla püskül püskül uzamış durumdaydı. Kötü olan saçlarının uzaması değil, minik canavarın saçlarına taktığım toka veya lastiklari beş dakika içinde çıkartarak yine darladuman vaziyette etrafta dolaşmaya devam etmesiydi. Yaklaşık bir aydır Yaprak’ın saçlarını kestirmek, en azından çarpık çurpuk olan taraflarını düzelttirmek üzerine düşünüyordum. Dİğer taraftan etrafımdaki bazı kişiler doğumdan beri Yaprak’ın saçlarına dokunmamış olmamı eleştiriyor, kestirirsem daha gür ve kuvvetli çıkacağını söylüyorlardı. Bu söylem pek bana inandırıcı gelmiyordu ve ayrıca bambaşka bir şey için kaygılanıyordum. Hepimizin başına geldiği gibi kuaförün önüne saç kestirmek için oturmaya görün, makaslarının pek ölçüsü olmadığı için kendizini “kuşa” dönmüş bulursunuz sıklıkla. Saçlarının kesildiği belli olan bebeklerinde durumları yetişkilerden farklı olmuyor. Hepsi, kız erkek farketmeden üç numara asker traşı gibi çıkıyor kuaförün ellerinden. Belki bütün bu saydıkların bahane, aslında kızımın saçlarını ilk kez “ben” kesmek istiyordum ve geçen sabah birden sigortalarım attı, Yaprak’ı mama sandalyesine oturtuverdim.

Bizimki başına gelecekleri anlamadı tabii. Ona “saçlarını keseceğim” dedim. Saç kelimesini bildiği için başladı elleriyle saçlarını karıştırmaya. Ben tarıyorum, o karıştırıyor. Bizim kesim seansımız adeta güreşe döndü. İlk başta kahkülleri düzellttim. Ardından yanları, en son arkaları. Kestiğim saçları da bir zarfa koyup ağzını kapattım, üstüne de bu ilk kesimin tarihini yazarak doğum defterimizin arasına kadırdım.

Minik böcekle yaşadığımız boğuşma sonunda elde ettiğim sonuçtan şahsen çok memnunum. Babasına sorsanız “çok kesmişim”. O uzun saç hastası olduğu için uçlarından aldığın bir parmaklık tutamlar bile fazla geldi. Eh, öncesi aşağıda, sonrası yukarıda, hangisi iyi siz karar verin …

dsc03529a1

Tags: ,

Maçka Parkı Sütlü Kahve Durağı

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
4
Şub

dsc03548a

Bugün ablam Başak ile yeğenim Eda Ankara’ya döndüler. Öğlen onlara veda etmek üzere anneannelere gittik. Sonrasında babamız bize katıldı ve bu güneşli İstanbul gününde beraber yemek yedik. Babamızı ofisine bıraktıtan sonra Maçka Parkına oyun bahçesine gittik. Yaprak ilk başta salıncakta sallandı sonra 3-4 yaşlarındaki Amelia ile oynadı, onun karşısına geçip “cici, cici” yaptı, peşinden koşturdu, onunla kaydırakta eğlendi. Amelia Yaprak’la çok ilgilendi, babasına hep Yaprak için “şimdi ne demek istiyor? şimdi ne yapıyor?” diye sorması çok tatlıydı. Sonra çocuk bahçesine Timur ve annesi geldi. 17 aylık olan Timur’u bizimki hemen gözüne kestirdi ve tahterevallide sonunda onu yakaladı. İki anne bebeklerimiz tutarak onları bol bol güldürdük. Yaprak Timur’un tekerlekli oyuncağını kapınca çıngar çıktı. Bizimkine benzeri bir oyuncak almam gerektine bir işaretti bu sanırım.

Bir saat kadar oyun bahçesinde kaldıktan sonra eve doğru yürüdük. Hava çok güzel olduğu için pek eve girmekte istemiyordum. Bu nedenle son molamızı Maçka Parkının tepe bölümündeki Sütlü Kahve’de vermeye karar verdim. Yolumuz üzerinde bizi hoş bir sürpriz bekliyordu. 5-6 yıl önce işe aldığım fakat sonrasında aramızdan ayrılan eski bir iş arkadaşımla karşılaştım. Ben sobet edip, Türk kahvemi yudumlarken Yaprak etrafta özgürce koşuşturdu, hatta fazlasıyla özgürleşip beni deli etti. Bir ara park içindeki damgalı sokak köpeği ona doğru atılınca ben kocaman bir çığlık attım. Minik böcekte bu dev tüy torbasından ürktü. Doğrusu Yaprak’ın ne kadar hızlı büyüdüğünü bir kere daha farkettim o etrafta gezinirken bugün ve şaşkınlıkla dolu büyük bir mutluluk duydum :)

dsc03553adsc03552a

Tags:

Fotoğrafların “Annesi”

Posted by: ipek aral kişioğluin 1-2 Yaş in 1-2 Yaş
3
Şub

dsc03543adsc03547

Yaprak’ın kelime haznesini geliştirmek için gün boyunca bayağı uğraşıyorum. Evdeki objeleri isimlendirmenin ötesinde özellikle “anne-baba” yı öğrenmesi için bir havada takla atmadığım kaldı desem yeridir. Başlarda bilinçli veya bilinçsizce “anne” diyen kızım maalesef son zamanlarda bu kelimeyi kullanmayı bıraktı. Ben de hafızasını canlandırmak için evdeki çerçeve içindeki aile resimlerini kullanmaya başladım. Parmağımla kendimi gösterip “anne”, İlhan’ı gösterip “baba” diyordum. Sonra parmağımla kendimi gösterip “anne,anne” gibi tekrarlar yapıyordum. Fakat hedef yine şaştı ve şimdi anne dediğimde bana değil direkt fotoğraflara gidip parmağı ile beni işaret ediyor minik böcek. “Kızım” diyorum “ben buradayım”, ıhhh bizimkinde -tık- yok. Nasıl olacak, ne zaman olacak bilemiyorum ama ben kızımın bana “anneeeee” demesini çok istiyorum ve özlemle bekliyorum …

Tags: