

İstanbul’da yaşayanlar bugün gökyüzündeki güneşin ve bahardan kalma sıcaklığın keyfini aynen bizim gibi çıkarmışlardır umarım. Biz bugün saat 14:30 da Yaprak’la beraber Eda’yı anneannelerden almak üzere dışarı çıktık. Eda’yı Rumeli caddesi’nden aldıktan sonra Harbiye’ye yürüdük ve Vali Konağı caddesi üzerinden Nişantaşı Parkı’na girdik. Parkın kavisli ara yolundan gördüğümüz kedileri sayarak aşağı indik ve oradan Maçka Parkına geçtik. Maçka Parkı’nda Yaprak salıncağa bindi, onu Eda salladı. Kaydırakta yeni tanıştığımız 16 aylık İlke ile bol eğlenceli vakit geçirdikten sonra Eda ile konuşup Dolmabahçe sahiline inmeye karar verdik. İnönü stadyumu boyunca yürüdük ve sahile ulaştık. Bizim Yaprak’la çok sık ziyaret ettiğimiz sahildeki kafe çok kalabalıktı, zor yer bulduk. Orada biraz soluklanıp birşeyler içtikten sonra ağaçlı yoldan yürüyerek Beşiktaş’a vardık. Beşiktaş’da ufak bir Migros alışverişi yapıp Akaretler boyunca yokuş yukarı yürüdük, İTÜ kampüsün içinden geçrek Hüsrev Gerede caddesine girdik, oradan da Teşvikiye Cami’ne ulaştık. Tam bu esnada anneannenin “neredesiniz?” telefonu geldi. “10 dakika sonra evdeyiz” dedikten sonra son kalan enerjimizle adımlarımızı hızlandırarak hedefe (ev) saat tam 17:30′da vardık.
Eğer yukarıdaki paragrafı tümüyle okuyabildiyseniz ve biraz İstanbul’u biliyorsanız ne kadar bol yürüyüşlü ve hareketli zaman geçirdiğimizi anlarsınız. Bu rota aslında bizim Yaprak’la günlük rutinimiz. Ama bu uzunca yürüyüşe alışık olmayan Eda “biraz” perişan oldu diyebilirim …. mutlu bir perişanlık
Tags: eda dede


Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar