Archive for Eylül, 2008

Bayramın İlk Günü

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
30
Eyl

Bayramın ilk günü camdan dışarı baktığımızda nispeten açık bir gözyüzü ile karşılamak hepimizi mutlu etti. Sabah kahvaltımız sonrasında ilk büyük babaanneye telefon edip bayramını kutladık. Ardından anneanne ve dedeyi aradık. Ben onların ayın 7′sinde döneceklerini zannederken yarın İstanbul’da olacaklarını öğrenince hem şaşırdık, hem de sevindik.

Öğlene kadar rutin devam eden günümüz sonrasında hareketlendi. Bayramın ilk günü için yaptığımız tek kesin plan benim anneannem ve dedemin kabirlerini ziyaret etmemizdi. Anneannem son bir haftadır hiç aklımdan çıkmıyor. Anneannemin tensel varlığı yokolmuş olabilir, ama bana aralıksız yaptığı zihinsel dürtüklemeler ruhunun hep yanımda olduğunun en büyük göstergesidir sanırım.

25 Eylül dedemin aramızdan ayrılışının dokuzuncu yıldönümüydü ve ben ziyaretine gidemedim. Anneannem bana kızgındı, hissediyordum ve bu durum beni çok rahatsız ediyordu. Öğleden sonra İlhan’la buluştuk ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na doğru çiçeklerimizle beraber yola çıktık. Yaprak’ın büyük anneanne ve dedesini ilk ziyaretinde yeşil bitkilerle bezeli kabirin dikdörtgen vazolarına çiçeklerimizi özenle yerleştirdik, dua ettik, hüzünlendik ve sessizce yanlarından ayrıldık.

İlhan’la nerede yemek yiyeceğimiz üzerine hararetli bir tartışma yaptıktan sonra ilk başta benim hiç gitmek istemediğim, ama birden İlhan “Astoria” diye tutturunca da “Kanyon’a gidelim” diye çark ettiğim, yazın bile ayaz olan alışveriş merkezine doğru yürüdük. Midpoint’te Yaprak’ın bizi bir dakika bile rahat bırakmadığı yemeğimizi yedikten sonra en alt kata indik. Remzi Kitapevi’nden alışveriş yaptık, Starbucks’da kahve içtik, Yaprak’la yürüme antremanımızı yapıp, eve dönüş yolu için metroya yöneldik.

Bugün Yaprak için bir başka ilk de metro ile seyahat etmek oldu. Yürüyen merdivenlerde babası ile çok eğlendi minik böcek. Uzun koridorlarda ilerlerken burası neresi der gibi etrafa bakındı. Rumeli caddesi boyunca evimize doğru uzanan yolda Yaprak sonunda uyuya kaldı ve apartmandan içeri girinceye kadar da gözlerini hiç açmadı. Bir güzel günü daha böylece kapatmış olduk.

BU ARADA YAPRAK BÜTÜN AİLEMİZİN, SEVDİKLERİMİZİN, TANIDIKLARIMIZIN VE TANIMADIKLARIMIZIN BAYRAMINI KUTLAR :)

Tags: , , ,

Dolmabahçe Sularından Masanın Altına

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
29
Eyl

Yağmurlu ve rüzgarlı geçen günler bizi adeta eve esir etti. Yaprak’da bende şöyle keyfimizce sokaklarda dolaşmaya hasret kalmıştık. Üstüne üstelik evde oturmak insana bir miskinlikte getiriyor. Örneğin ben dün evde perişan halde dolaştım. Biraz uykusuzluk, biraz miskinlik derken günü zor bitirdim.

Bu sabah Yaprak annesine acıdı ve 8:00 de uyandı. Uyku bana ilaç gibi geldi sanırım. Öğle yemeğinden sonra havanın kapalı olmasına aldırmadan dışarı fırladık Yaprak’la. Kara gökyüzü her zaman yağmur anlamına gelmiyor. Nitekim yumuşak esen rüzgar eşliğinde hergünkü rotamızı da değiştirerek Swiss Hotel’den aşağı İnönü stadyumunun önüne indik. Aklıma Dolmabahçe Sarayı’nın hemen dışındaki kafe geldi. Birden sevinç kapladı içimi ve Yaprak’ın yanımızdan bütün geçenlere el uzatarak yaptığı arkadaşlık çağrıları eşliğinde kendimizi deniz kıyısında bulduk. Deniz kenarındaki tek boş masaya uçarcasına gittik. Öylemi otursak, böyle mi otursak, nasıl otursak derken bayağı zaman aldı masaya yerleşmemiz. Yaprak denize ne çok yakın, ne de çok uzak kalmasın diye sanki ölüm kalım problemi çözdüm :)

Yoldan Dolmabahçe’ye gittiğimizi haber verdiğim babamız yine ofiste çalışıyordu. Bize onsuz keyif yaptığımız için sitem etti ama biz oralı olmadık ! . Tabii tanrının sopası yok, tam boğaz havası ve manzarası ile mutlu mutlu gevşemişken, Yaprak hanım kahvemi olduğu gibi pantolonuma ve ayakkabıma boca etti. Bir gelip bir daha gölgesini bile göstermeyen garsonun iş işten geçtikten sonra getirdiği iki tane peçete ile neremi silsem bilemedim ! . Bir süre daha minik ponponun çevre masalarla iletişimini ve etrafımızda dolaşan bir büyük, iki bebek kedi ile eğlenmesine eşlik ettikten sonra kafeden ayrıldık, saray boyunca ağaçlı yoldan beşiktaş’a doğru yürüdük. Yaprak yolda uykuya daldı, eve dönene kadar da kestirmeye devam etti.

Eve girmemizden kısa süre sonra ofisinde elektriklerin kesilmesi nedeniyle erkenden İlhan’da geldi. Onlar Yaprak’la oynarken fotoğraf çekeyim dedim ve …

Bu arada İlhan’ı poz verirken güldürebilmek için akla karayı seçiyorum, şikayetçiyim ! En alt fotoğraftaki kokoşun parmakları yelpaze gibi açılmış ayaklarını yerim ben :)

Azgınlıktan hangi saksıyı eşeleyeceğini, neyi yutacağını ( bugün kakası ile uzun bir plastik poşet parçası da çıktı), nereye saklanacağını bilemeyen Yaprak’ın sesini her yerden duyabilmeye alıştık. Biraz önce de masanın altından üç sandalyenin tam ortasında girmiş bağırmaya başlayınca pek de şaşırmadık ama çok güldük. :) … şip şak anne görev başında …

Tags: ,

Soru : Bebeğimin ayına göre kilo / boy ortalaması gelişimi ne olmalı ?
Cevap :Aşağıda ay ay kız ve erkek bebeklerde bot/kilo aralıkları verilmiştir.

Bu tabloyu incelediğimde Yaprak’ın 600 gram fazlası hiç de problem olarak görünmüyor. Zaten boyunun ayında göre 2 cm daha uzun olduğu düşünülürse kilonun da biraz yukarıda olması normal. Ama bir ayda 600 gram alması belki sakıncalı. Eğer her ay 600 gram alırsa 3-4 ay sonra solur olur, sanırım doktorumuz bunu vurgulamak istedi.

1 – 12 aylar arası Türk kız bebekleri için kilo boy çizelgesi
En az En fazla
1 aylık bebek 2950 g – 50 cm 5400 g – 59 cm
2 aylık bebek 3500 g – 52.5 cm 6400 g – 62 cm
3 aylık bebek 4000 g – 54 cm 7200 g – 64.5 cm
4 aylık bebek 4500 g – 56 cm 8000 g – 67.5 cm
5 aylık bebek 5000 g – 57.5 cm 8700 g – 70 cm
6 aylık bebek 5400 g – 59 cm 9250 g – 72 cm
7 aylık bebek 5800 g – 60.5 cm 9800 g – 73 cm
8 aylık bebek 6150 g – 61.5 cm 10350 g – 75 cm
9 aylık bebek 6500 g – 62.5 cm 10800 g – 77 cm
10 aylık bebek 6750 g – 63.5 cm 11200 g – 78.5 cm
11 aylık bebek 7000 g – 65 cm 11700 g – 79.5 cm
12 aylık bebek 7200 g – 66 cm 12000 g – 81 cm
1 – 12 aylar arası Türk erkek bebekleri için boy kilo çizelgesi
En düşük En yüksek
1 aylık bebek 3000 g – 51 cm 5750 g – 59.5 cm
2 aylık bebek 3600 g – 53 cm 6600 g – 62.5 cm
3 aylık bebek 4150 g – 55 cm 7500 g – 65 cm
4 aylık bebek 4600 g – 57 cm 8250 g 67.5 cm
5 aylık bebek 5100 g – 58 cm 9000 g – 70 cm
6 aylık bebek 5500 g – 60 cm 9600 g – 72.5 cm
7 aylık bebek 6000 g – 62 cm 10250 g – 75 cm
8 aylık bebek 6300 g – 63 cm 10900 g 77 cm
9 aylık bebek 6700 g – 64.5 cm 11300 g – 78.5 cm
10 aylık bebek 6950 g – 66 cm 11900 g – 80 cm
11 aylık bebek 7200 g – 67.5 cm 12200 g – 81.5 cm
12 aylık bebek 7450 g – 68.5 cm 125000 g 82.5 cm

Tags:

Yaprak’ın 9. Ay Kontrolü

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş, Doktorlarımız in 0-1 Yaş, Doktorlarımız
26
Eyl

Ailece her ayın son haftası Yaprak’ın aylık rutin kontrolü için doktorumuz  Nazmi Ataoğul‘una gidiyoruz. İşte İstanbul’da ağaçların devrildiği, damların uçuştuğu bu fırtınalı günde bizde hastanenin yolunu tuttuk. Kilo ile boy ölçümü ve muayenenin ardından en son işleme geldiğimizde minik ponpon mutluluktan coştu : AŞI

Yaprak son iki aydır muayenehaneye girer girmez huzursuzlanıyor. Artık sanırım sevmediği birşeyin başına geleceğini hatırlıyor. Bu seferki kontrolde fotoğraf çekeceğimi İlhan’a söylediğim için ( fotoğraf makinasını evde unutmuşum, cep telefonu ile çekmek zorunda kaldım ) Yaprak’la aşı faslı sırasında o ilgilendi. Öyle ağladı, öyle ağladı ki tatlı boncuk ter içinde kaldı. Zor bela kıyafetlerini giydirdik ve herşeyin normal olduğunu öğrenerek Nazmi Bey’in yanından ayrıldık.

Yaprak şu an 73,5 cm ve 9700 gram. Geçen kontrole kıyasla bir santim uzamış ama 600 gram gibi bir farkla fazlaca ağırlaşmış. Doktorumuz beni uyardı. Bir yaşına on kilo ile girmemiz gerektiğini söyledi. Doğrusu ben de son günlerde fazlaca yemek yedirdiğimin farkındaydım. Yanlış yaptım ama bunu telafi edeceğim. Yaprak Hanım’ı annesinin bu akşam itibariyle kampa aldığını duyuruyorum. Rejim değil sadece önümüzdeki günlerde porsiyonlarımızı biraz azaltacağız ve yürüme antramanlarına ağırlık vereceğiz. :)

Tags: , , ,

Yeni Temamız

Posted by: ipek aral kişioğluin Kadın Blogları in Kadın Blogları
26
Eyl

Minik Yaprak’ın Günlüğü’nün temasında değişikliğe gitmek ihtiyacı hissettim. Eski temamız ( yukarıda ) çok sevimli olmasına rağmen firefox’da problemsiz çalışırken, explorer da sürekli patlıyor/bozuluyordu. Dün sayfa üzerinde bazı değişikler yapmaya çalıştığımda bu bozulmanın boyutu düzelmez niteliğe ulaşınca yeni tema arayışına girmem gerektiği kafamda tam olarak netleşti. Çoğunluk internet kullanıcısının da explorer ile bağlandığını düşünürsek zaten başka çözüm yolu da kalmamıştı.

Bu seçtiğim temanın da ufak tefek eksiklikleri ve düzeltilmesi gereken yerleri var. En çok hüzünlendiğim kayıp ise eski temamızdaki bazı flash animasyonları da kaldırmış olmamız :( . Mesela sallanan kalbi ve hoplayıp zıplayan YAPRAK yazsını çok seviyordum fakat buradaki sayfa şablonuna uymadılar. Geri kalan teknik açılımların da icabına İlhan işlerinden başını kaldırabilirse bakacak. Ben görüntüsel olarak oldukça memnunum, dilerim blogumuzun takipçileri de aynı fikirde olurlar.

Bu arada kendi blogum Eve’s Eyes’ın bir süredir yayın dışı olması beni çok üzüyor. Ama her olumsuzlukta bir fırsatta vardır diyerek Eve’s Eyes için de yeni tema arayşına girdim. Yaprak için tema bulmak alternatif azlığından kolayı biraz zor, kendi blogum içinse tam tersi. O kadar güzel temalar var ki, insan hangisi olsa diye şaşırıyor. Görsellikte çok cazip olanlar teknik açıdan zayıf olabiliyor, teknik bakımdan kuvvetli olanlar ise tasarımsal olarak yetersiz kalabiliyor. Her gün gelişen bu tema üretim sektörü ayrıca bloglara kişinin düşünebileceğinin ötesinde nitelikler kazandırabiliyor. Örneğin benim isteğim Eve’s Eyes’ı biraz dergimsi havaya büründürmek. Bu da çok fazla uğraş demek. Bilemiyorum neler olacak ? Elbet bu konuda da en son kelimeleri teknik uygulayıcı olarak İlhan söyleyecek. Genelde tema seçimlerinde çok uyuşamasakta bir orta yol buluruz herhalde …. DEĞİL Mİ İLHAN’CIĞIM ?!!!! :)

Tags: , , ,

Bugün yeni bir oyuna başladık. Arpa şehriye ile Yaprak Çorbası oyunu. Bu oyun için malzemelerimiz bir paket arpa şehriye, iki kap ve genişçe boş bir alan.

İlk başta Yaprak’ı alıp boş mekanın ortasına oturtuyoruz, sonra onun gözleri önünde bir paket arpa şehriyeyi büyük kaba olabildiğince yüksekten boşaltıyoruz. Yaprak hayretle düşen parçaları izliyor, çıkan sesi dinliyor. Haşır huşur, faşır fuşur … sonra şaşkın şaşkın boş pakete ve dolu kaba bakıyor. Bilemiyor ne yapacağını, bana bakıyor. Ben de ona yol gösterebilmek için yavaşça elimi daldırıyorum kaba, avuçluyorum arpa şehriyeleri. Sonrasında elimi havaya doğru kaldırıp şehriyelerin parmaklarımın arasından aşağı düşüşlerini gösteriyorum Yaprak’a. Minik böcek olayı derhal kavrıyor. İlk başta tek eli ile ardından iki elini hızla şehriyelerin içinde daldırıp ortalığa saçıyor parçacıkları. O dağıtıyor, ben topluyorum, o ağzına atmaya kalkıyor , ben engelliyorum, dakikalar böyle geçiyor. Ama sanılmasın bizimki kahkahalar atıyor, bir ciddi bir ciddi, zannedersiniz  cerrah büyük operasyonda. Avuç içindeki parçalar dikkatle inceleniyor, avuç yavaş yavaş açılıp içine bakılıyor ve ardından tanecikler sakin sakin yere bırakılıyor. Bazen tek bir parça büyük bir dikkat ile baş ve işaret parmağı arasında kavranıyor ve tam ağıza atılacakken …. engelleniyor.

Yaprak hanım etrafa saçmayı çok iyi öğrendi ama henüz saçtıklarını toplatamadım. Küçük kabın fonksiyonu dağılanların içine toplanması ama nafile. 15 -20 dakika oynadıktan sonra Yaprak başka oyuncaklarına yöneldi, ben de bu yeni bol parçalı ( ! ) oyuncaklarımızı en küçük tanesine kadar ortadan kaldırdım. Eh, artık ikinci seans yarına …

Bu da çok başarısız bir arpa şehriye çekimi :)
Arpa Şehriyeli Yaprak Çorbası

Tags: ,

Yaprak’ın Yürümesi

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
22
Eyl
Daha öncede yazdığımü üzere Yaprak büyük ihtimalle 1-1,5 ay içinde yürüyecek. Etrafımızdaki herkes “aman çok erken” diyerek bizi bir şaşırttı. Biz de birşey sandık ( erken yürüyen bebek zekidir) . Ama bir de aşağıdaki güncel anket sonuçlarına bakın. Bu anket benim çok yakından takip ettiğim Banycenter.com web sitesi tarafından 100 binin üzerinde dünyanın dört yanından ingilizce bilen anneler tarafından yanıtlanmış (çoğu da amerikalı). Herkesin çok erken dediği Yaprak’ın olası yürüme ayı Amerikalı bebeklerin çoğunluğunun yürüme ayına denk geliyor. Bu durumdan insanın aklına hemen şu soru geliyor  ” Biz Türkler bebeklerimizi yürütebilme konusunda da mı dünyaya kıyasla biraz geriyiz ?. Bir diğer ihtimal de herkes “bebekler 1 yaşında yürür” dediği için ebeveynler bebeklerini hiç yürüme yönünde şevklendirmiyor. Ben bile kendi kendime düşünmüştüm, yahu demiştim, acaba Yaprak’ı yürümesi için çok mu zorluyorum? … ama sonra yine kendi kendine “ellerinden tutup adım attırmam onun da hoşuna gidiyor, eğleniyor” diyordum …
.
How old was your baby when he started to walk? ( Bebeğiniz kaç aylıkken yürümeye başladı ? )
.
10% Younger than 8 months ( 8 aylıktan küçük )
38% 8 to 10 months (8 – 10 aylık arası )
25% 11 to 12 months (11 – 12 aylık arası ) Yaprak 11,5 aylık yürüdü
18% 13 to 15 months (13 – 15 aylık arası )
5% 16 to 18 months ( 16 – 18 aylık arası)
3% older than 18 months ( 18 aylıktan büyük)
(Total votes: 101037) ( toplam oylar : 101037)

Tags: , ,

Soru : Bebeğim/çocuğum televizyon seyredebilir mi ? Televizyon seyretme sınırları nelerdir ?
Cevap : Küçük çocuğunuzun ne kadar televizyon izlemesi gerektiği rafine şeker tüketimi gibidir. Televizyondan onu fazla tüketmesine izin vermeden keyif almasını sağlamalısınız. Küçük çocuğunuzun televizyon karşısında ne kadar vakit geçirdiğini gözlemleyin. Bu süre küçük çocuklar için günde 1, en fazla 2 saati geçmemelidir. 2 yaşın altındaki çocuklar ve bebekler ise hiç televizyon seyretmemelidir.
Televizyon çocukla için bir öğrenme aracı olarak kullanılmalıdır. İşte bu aşamada birkaç püf nokta;

*** Küçük çocuğunuzun televizyon izleme süresini sınırlayın.

2 yaşından küçük çocukların televizyon izlemesi en azda tutulmalıdır. Eğer televizyon izlemesine izin veriyorsanız, bu 15 dakikalık seanslar halinde olmalıdır. Bu sürenin fazlasında çocuğunuzun beyni otomatik pilot konumuna geçer ve hiçbir fayda görmez. Hatta çalışmayı bırakır.

Çocuğunuz 2 yaşına geldiğinde günde bir saati aşmayacak şekilde televizyon seyrettirebilirsiniz. Ayrıca televizyonu çocuğunuzun yatak odasından uzak tutmalı ve yemek saatlerinde televizyonu açık tutmamalısınız.

***Televizyon değil “program ” seyredin.

Televizyonun karşısına rastgele oturmaktansa çocuğunuza özenle seçilmiş programları seyrettirin ve program bittikten sonra televizyon kapattırın. Program bitmeden iki dakika önce yapacağınız “bitecek” uyarısı çocuğunuzun bir başka aktiviteye daha kolay geçebilmesine imkan verecektir.

***Sakin, sessiz programlar seçin.

Yavaş ilerleyen görüntüler küçük çocuğunuzun gördüğünü daha kolay algılayabilmesini sağlar. Çok hareketli ve hızlı değişen görüntüler çocuğunuzun aklını ve görüşünü karıştırır.

Bazı araştırmacılar televizyonda saldırgan program seyeren çocukların saldırganlaştıklarını gözlemlemiştir. Ayrıca küçük çocuklar korku içerikli programlardan da uzak tutulmalıdır. Bunlar yerine, basit içerikli, çocuğunuzu da içine katabilen kelime, sesler, şarkılar, danslar içeren interaktif programları seyrettirin.

*** Programları çocuğunuz ile birlikte seyredin.

Son çalışmalar üç grup çocuk üzerinde durmuştur. Birinci grup sınrsız televizyon seyredenler, ikinci grup orta sürede ebeveynler yanında olmadan seyreden çocuklar, üçüncü grup ise orta süreli ve en az bir ebeveynle birlikte televizyon seyreden çocuklar.

Sonuncu grup akademik test ortamlarında diğer iki gruba kıyasla daha yüksek puanlar almışlardır. Kısacası televizyon seyrederken çocuğunuzun yanında olmanız hatta onunla beraber şarkılar söylemeniz, dans etmeniz, çocuğunuza “senin yaptığın benim için önemli” mesajını vermektedir ve izlediği programların daha öğretici olmasını sağlamaktadır.

*** Küçük çocuğunuzun prograları eleştirel gözle izlemesine yardım edin.

Küçük çocuğunuza izlediğiniz programda neler olduğun anlatın ve onu size sorular sorması için destekleyin. Programla kendi hayatı arasında bağlantılar kurmasını sağlayın. Programları kayıt etmeden, aralarda reklam yayınları ile seyrediyorsanız, reklamla program arasındaki farkları anlatın.

*** Program içeriklerini alacağınız kitaplar ve evde yapacağınız aktiviteler ile destekleyin.

Eğer küçük çocuğunuz ile beraber sayılar üzerine bir program seyretmeyi ibtirdiyseniz, izlediğiniz sayılar üzerine konuşun, günlük hayatınızdan örnekler verin. Örneğin yemek masasının üzerine o günün sayısı olan “3″ için üç tane kavanoz koyun. Üç küçük arının üç kavanoz balla olan hikayesini anlatın.

Sözün özü televizyonu eğlence aracı olmanın ötesine taşıyın, öğrenme aracı yapın.

Son olarak unutmayın küçük çocuklar en çok büyüklerini taklit eder. Eğer ebeveynler saatlerce televizyon karşısında oturuyorsa çocuklarınızdan da başka türlü davranmasını bekleyemezsiniz. Eğer ebeveyler gereksiz, gürültülü, siddet ve korku dolu programlar, filmler seyrediyorsa küçük çocuklarınızın bunlardan etkilenmemesi imkansızdır.

Geçtiğimiz ay Fransa’da “Baby TV” olarak yayınlarına devam eden televizyon kanalı resmen devlet tarafından 3 yaşından küçük çocukların zihinsel ve sosyal gelişimleri için zararlı olduğu gerekçesi ile kapatıldı. Sanırım bu ebeveynler için televizyon konusunda son zamanlardaki en büyük uyarıdır.

Kaynak : Babycenter.com

Tags: ,

Kırıntı Anısı

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
21
Eyl

Bu akşamüstü de Nişantaşı Kırıntı’dayız. Yaprak için kocaman şeker dolu bir Mickey Mouse getirdiler masamıza. Bizimki coştu tabii karşısında kendinden daha büyük kafası olan kocaman siyah top burunlu sevimli fareyi görünce. Eh biz de bu sayede iki parça birşeyler yiyebildik sonunda rahatça  … Kırıntı Cafe’nin dev porsiyonları insanı bir parça bezdiriyor doğrusu ! Fotoğrafımızı da 5 yaşında oğlu olan çok candan bir garson çekti. Görüntü oldukça bozuk, cep telefonu kamerası olunca bu kadarına da şükür. Yemekten sonra biz evimize, babamız ofise döndü. Çalış baba, çalış … nereye kadar ?! :)

Bir anda havalar soğudu. Atletler, şortlarla gezerken neye uğradığımızı şaşırdık. Dışarı çıkmadan önce havayı kontrol etmek zorunda kalmak hiç hoşuma gitmedi doğrusu. Senin bütün eşyaların Hollanda’da. Dilerim en kısa sürede bavulunu geri alabileceğiz. !

Büyük Babaanne İle Ankara

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
16
Eyl

Yaprak ilk defa büyük babannesi ile tanıştı Ankara’da. 13 Eylül’de Sabiha babaanneyi görmek üzere Ankara’ya uçtuk. İki gece bizi yardımcısı Nesibe ile ağırladı babanne. Mekan değişikliği nedeniyle ilk gece ikimizde hiç uyuyamadık. Dolayısıyla ikinci gün özellikle sabah saatlerinde çok huysuzdun. Allah’tan öğlen kuzen Eda, Başak teyze ve Burak enişte geldi de biraz sakinleştin. Eda her zamanki gibi seninle sürekli oynadı. Başak teyzen sana çok güzel hediyeler almıştı. İlk yürüyüş ayakkabın Başak teyzenden geldi. Ayağına giydirdiğimizde çok yadırgadın, garip garip baktın onlara. Bakalım ilk ne zaman gerçekten giyebileceksin onları ?

Seninle bol bol Tunalı’da dolaştık. Mehtap’la buluştuk, gezdik, yemek yedik. Büyükleri bile fiziksel ve zihinsel olarak çok etkileyen, yoran kısa süreli seyahatlar bebekleri altüst ediyor. Senin de bütün ağlamaların, huysuzlukların, yemek yememelerin, uykusuzluğun özellikle babannemi çok üzdü.

Ayrılış anı geldiğinde babaannem ağladı. O şu an 90 yaşında. Seni kucağına aldı, öptü,  bana sıkı sıkı sarıldı … sanki bir daha bizi göremeyecekmiş gibi. Ben çok hüzünlendim ve ” Görüşürüz babaanne” diyerek elini öptüm. :( … Kimbilir Yaprak gelecekte neler olacak ?

Tags: , , , ,

Annesi ve kızı

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
12
Eyl

Ben (1973) ve Sen (2008) . Ana-kız hiç benzemiyoruz, görüldüğü gibi Yaprak babasının kopyası, bir tek burnumuz biraz benziyor ama o da değişecek, onun burnu daha ince hatlı olacak.

Tags: ,

Yaprak’ın Çadır Sefası

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
11
Eyl

Bu da başımıza gelecekti demek ! … artık oturma odamızın ortasında bir çadır var  :)

….

Fakat çadırın ömrü çok da uzun olmadı. Çubuklarından biri kırılınca bu büyük oyuncağımızı (!) kaldırdık. Yaprak çadırın içine girmektense, içine konduğunda dışına çıkmayı daha çok sevdi. :)

Tags:

Artık Yaprak 9 Aylık !

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
10
Eyl

Yaprak biraz daha yaklaşırsa televizyonun ekranına yapışacak ! Son zamanlarda her ne hikmetse televizyon izler olduk. Madonna ( give it to me ) ve Pussy Cat Dolls’a ( when I grow up ) bayılıyoruz, kliplerden gelen sesi duyunca anında bütün elimizdekileri bırakıp ekrana yönelip başlıyoruz sallanmaya. Kızım annesi gibi dans etmeyi sevecek :)

İşte küçük canavar böyle kemire kemire cep telefonumu bozdu. Eskinin cep telefonu şimdinin oyuncağı ! Ama Yaprak hanım çok bozuk çünkü artık oyuncağının (!) tuşları çalışmıyor … böyle kuru kuru telefon yemek de olmuyor ki değil mi Tontoş !!???

Bu arada karşı komşumun Yaprak’dan 15 gün büyük kızı var; Ayşe. Bugün kapıda karşılaştık. Ayşe çok güleryüzlü. Bizim ki de başladı el çırpmaya, tel sarmaya … Ayşe’nin annesi bozuldu. “Bizimki daha büyük, hiç böyle şeyler yapmıyor” dedi. Yaprak’ın artık eşyalara tutunarak ayağa kalktığını söyleyince ise iyice şaşırdı. Ben de daha fazla üstüne gitmeden “Neyse, biz artık yürüyüşe çıkalım” dedim. Sanki nispet yaparmış gibi oldu galiba. Ne bileyim … söylesem bir türlü, söylemesem bir türlü …

Yaprak’ın ani ayağa kalkma durumundan sonra doğal olarak ilk desteksiz adımları ve özelliklede dışarıdaki yürüme girişimleri için ayakkabı üzerine düşünmeye başladım. Derken geçen gün Tonton’a oyuncak bakmak için Tayga Toys a gittik. Belki oyuncak bulamadık ama ilk adımları için uygun ayakkabılarla karşılaştık. Dükkanın müşteri ile çok ilgili, sevimli sahibi bize ayakkabıları pek övdü. Bana kalsa orada alacaktım ama o “Bir ay sonra, yürümeye başladığında gelin öyle bakalım” diyerek beni ikna etti. Ayakkabıların üç renk alternatifi var, boğazlı, yumuşak lastik pabuçlar ve Japon malı. Japon çizgi filmlerindeki uzaylı karakterlerin giydiklerini hatırlattılar bana :)

Tags: , , , , ,

Yaprak’ın Yaramazlıkları

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
5
Eyl

Yaprak’da her bebek gibi hareketlendikçe haşarılaşıyor. Haşarılaştıkça ben evde neyi nereye koyacağımı şaşırıyorum. Düşündüm de, yaptığı haşarlıkları sıralasam ne güzel olur :)

1. Son dönemde mama sandalyesinin altına girip oradan arka taraftaki saksılara yönelmeyi keşfetti. Geçen gün bir baktım saksıyı çekiştiriyor ! . Çiçekleri kaldırayım diyorum ama nereye ?

2. Kitaplarını veya ona oynasın diye verdiğim kalın karton kutuları parçalayıp yemeye çalışması ve sık sık ağzından karton parçaları çıkarmaya uğraşmam günde en ez iki üç defa oluyor. Bir de geviş getirerek benim yüzüme “oh yedim işte” der gibi nispet yaparak bakması yok mu … hrrrrrr….

3. CD’liklerime saldırıp içindekileri çıkartıp etrafa saçması, son dönemde ise kapaklarını açmayı bir şekilde başarması tüyler ürfertici. Henüz kitapları kütüphaneden dışarı çıkarmayı başaramadı, sadece yakalarsa iplerini çekiştirmekle yetiniyor, ya gücü yettiğinde böyle birşey yaparsa … düşünmek bile istemiyorum !!!

4. Elektrik kabloları. Evet, bu ayrı bir zevk herhalde bebekler için. Çalışma masamın altındaki kablolara bir şekilde ulaşmayı sürekli başarıyor.

5. Yere düşmüş herhangi ufak nesneler. Bu bir cola kapağı, bir düğme, bozuk para veya saç olabilir. Hepsi derhal ağıza atılır … gerisini siz düşünün …

6. Elektronik aletler veya onların kumandaları. Cep telefonları ( birinci zaimizi geçen haftalarda verdik!), telsiz ev telefonu, fotoğraf makinası, … televizyon ve müzik seti kumanda aletlerinin tuşlarının ne işe yaradığını bildiğini düşünüyorum. Ele geçirir geçirmez tuşlarına basıyor. Birçok defa televizyonu açtığını da gördü. Bebek beyni neden-sonuç ilişkisini hemen kaydediyor.

7. Yemek yemeyi istemediği zaman direkt kaşığa avuç atmaya kalkıyor ve ben boş bulunursam hedefine ulaşıyorda.

8. Sırtüstü pozisyonda yatırıp altını değiştirirken, iki bacağından tutup poposunu havaya kaldırdığımda kendini bilerek yüzsütü döndürmesi beni delirtiyor. Eğer poposunda kaka varsa onların ön temizliğini yapmam adeta bir savaş halini alıyor.

9. Bu son hafta kendisini pusetten dışarı atma girişimlerine başladı. Artık dururken bile emniyet kemerini çözmemem gerektiğini farkettim.

Son Yaramazlığı : Biraz önce o kucağımda dizüstü bilgisayarımın başında oturuyorduk. Bir anda küçücük parmağını sola gitme tuşuna taktı ve tuşu çekti … artık dizüstü bilgisayarımın  “sola” tuşu yok !!!! Şikayetçiyimmmmmmmmmmm  !!!!!!

Tags:

Akşam Yemekleri

Posted by: ipek aral kişioğluin 0-1 Yaş in 0-1 Yaş
4
Eyl

İlhan’nın yoğun iş programı nedeniyle çok geç saatlere kadar çalışması bizi akşam yemekleri konusunda farklı çözümler üretmeye yöneltti. Artık neredeyse bütün akşam yemeklerimizi dışarıda yer olduk. Evdeki mutfağı Yaprak’ın mamalarını hazırlamak dışında tümüyle kapattım desem yeridir.

Akşam üstleri Yaprak’la yürüyüşümüze çıktığımızda İlhan’la bir noktada buluşuyoruz ve o akşam nerede yiyeceğimize karar veriyoruz. Seçimlerimiz genelde Nişantaşı çevresindeki mekanlara yönelik oluyor. Dün bir değişiklik yaptık ve Taksim’e, The Marmara altında açılan Kitchenette gittik. Ben The Marmara Cafe’nin akıllarınca yeniledikleri son halinden önceki versiyonunu çok severdim. Derken mekanın iç dekorasyonunu bir değiştirdiler; daha doğrusu çirkinleştirdiler, Taksim’in göbeğindeki güzelim cafe sıfırlandı. Yazın İstanbul Doors Restaurantlar grubunun The Marmara Cefanin işletmesini Kitchenette olarak aldığını gazeteden okudum. Mekana gitmek ise ancak dün nasip oldu.

Doğrusu çok beğendik, çok rahat ettik. Hem yediklerimiz, hem servis, hem de mekanın havası çok hoşumuza gitti. Yaprak Hanım da bir keyifliydi, bir keyifliydi ki … fotoğraflar anlatır kelimelerin kesildiği noktadan gerisini :)

Her yazıda benim ve Yaprak’ın fotoğrafı olduğu için bu sefer “Babası ve Kızı” kombinasyonu yaptık…

Tags: