Bugün öğleden sonra hava açtı ve biz de kendimizi sokaklara attık. Yönümüzü Taksim’e çevirdik ve plansızca kendimizi Yaprak için ufak tefek alışveriş yaparken bulduk. Neler mi aldık ? … Hi, hi, hi
Eeeeeeee ne demişler, ağaç yaşken eğilir. Kızım, sarı lacivert arasındaki göz kamaştırıcı uyumu şimdiden teninde ve ruhunda hissetsin de, bu bağlılık nesilden nesile geçebilsin. Pek de yakıştı minik kuşuma Fenerbahçe taraftarı olmak
Yaprak gün geçtikçe hareketleniyor, sesi daha gür çıkmaya başlıyor. Görüldüğü gibi elinde kamera çekim yapan anneye baba ile kızının büyük protestosu var. Evde bir bağırışmadır gidiyor, duyanda olay var zanneder. !!
Bugün aylık doktor kontrolümüzde boyumuz 67 cm, ağırlığımız 7400 gram çıktı. Elimdeki kitaplardan Yaprak’ın şu anda 6,5 aylık kız bebek boyutlarında olduğunu öğrendim. Neden acaba ? Hep şu hormonlu gıdaları düşünmeden edemiyorum. Artık bebeklerin saptanmış ortalamalarını da revize etmeliler bence. Kime sorsam “bizimki de nornalden uzun, iri ” diyor. Yaprak şu an sadece mama ile besleniyor maalesef, anne sütümüz bitti Doktorumuz Nazmi Bey ek besinlerimizi verdi. Elma ve havuç suyu ile püresi ve Milupa’nın pirinçli sütlü muhallebisi. Bunun dışında Yaprak’ın elleri ve ayaklarındaki fazla terleme şüphemi doktorla paylaştım. “Bana normal dışı birşey görünmedi” dedi Nazmi Bey. Benim ısrarım üzerine “kaşınıyorsun” dedi ve kan testi verdi. Küçük kuşumun yine biraz canını yakacağız ama eğer bir aksaklık varsa ne kadar erken tespit edilirse o kadar iyi olur. Benim minik kuşum sağlıklı olsun da başka hiçbirşeyin önemi yok …
Günün Başlangıcı : Yaprak bugün bileklerine taktığım böcek oyuncakları ile şaşkın …
*
Bugün öğlen Beşiktaş’daki Ahtapot’a gittik. Keyifli bir öğlen yemeği yedik. Tam güzel Türk kahvemizi içme vakdi gelmişti ki Yaprak ağlamaya başladı. “Hay Allah” dedik, bütün yemek boyunca ne de uyumluydu oysaki. Ben “biraz kucakta etrafı dolaştırayım” dedim ve Yaprak’ı pusetinden alarak çarşıya doğru yürüdüm. Derken burnuma yoğun, çok aşina olduğum, nahoş bir koku geldi. Yaprak’ı hafifçe havaya doğru kaldırdım ve burnumu poposuna yaklaştırdım. Evet, tahmin edilebileceği gibi sevgili kızımız bize çok sevindirici günlük hediyesini vermişti. Hem de o derece ki, bu hediyeyi elime bulaştırmadan edemedim. Hızlıca hesabımızı ödeyip eve döndük. Sonuç olarak ben leziz balık menüsünden sonra bir başka “meziz” menü ile şereflendirildim.
*
İki cumartesi önce ailece yine sokaktaydık. Yaprak pusetteydi, yavaş yavaş İstiklal Caddesinden Tophane’ye doğru iniyorduk. Birden gökten hızla birşey düştü. Ne mi düştü ? Güvercin pisliği. Kime mi düştü ? Yaprak’ın kafasına “Şanslı Yaprak” mı desek, şanssız mı ? Herneyse, kızımızın kafasını gülerek temizledikten sonra benim gözlerim hemen Milli Piyango biletçisi aramaya başladı. Elinde çok az bilet kalmış yaşlı bir amcadan 9 Nisan çekilişi için iki tane yarım bilet aldım. Benim piyango gibi konularda hiç şansım yoktur. Ama Yaprak’in hayatındaki ilk iki biletine de amorti çıktı (2,9). Beni nedense bu amortiler çok sevindirdi. Hmmm … henüz biletleri değiştirmiş değilim.
*
Salı günü 4,5. ay kontrolümüz için Nazmi Bey’e gideceğiz. Bu sefer doktorumuza başka sorularım da olacak. Yaprak’ın el ve ayakları çok terliyor. Başak tanıdığı doktorlardan böyle terlemenin tiroid bezlerinin aşırı çalışmasından kaynaklanabileceğini öğrendi. Ancak internette yaptığım araştırmalarda da bebeklerde fazla terlemenin doktorlar tarafından normal karşılanabildiğini öğrendim. Bakalım salı günü neler öğreneceğiz ? Acaba Yaprak’ın boyu ve kilosu ne oldu ? Ne gibi ek besinlere başlayacağız ?
*
Yaprak’a “Çoklu Zeka Erken Uyarım Sözel -Mantıksal-Matematiksel Programa” başladım. Böyle bir girişimde bulunmamın nedeni ise National Geographic de izlediğim bir belgesel. Amerika’da 40 yıl önce bilim insanları 100 bebekle 40 yıl sürecek bir çalışma başlatıyorlar. 100 bebeğin 50 sini tümüyle annelerin insiyatifinde büyümeye bırakıyorlar. Diğer 50 bebek ise bilim insanları gözetiminde ay ve yaş büyüklüklerine uygun eğitici oyunlarla büyütülüyorlar. Bilim insanları belirli aralıklarla bu 100 bebeğe çeşitli testler uyguluyorlar. 6. ay ve 1. yılın sonunda bebeklerde hiçbir fark gözetlenmiyor. 18. ay sonunda eğitici oyunlarla büyütülen bebeklerde ufak tefek farklılıklar görülüyor. Asıl şok edici sonuçlar 2.yıl sonunda çıkıyor. Eğitici oyunlarla büyütülen bebeklerin 2. yılın sonunda soruları algılama, anlama ve cevap verme konularında serbest bırakılan bebeklere kıyasla çok ileri oldukları fark ediliyor. Bu fark ileri dönemlerde giderek büyüyor. Oyunlarla eğitilen bebekler ileri yaşlarda televizyonu az izleyen, daha çok dışarıda oynamayı seven, insanlarla uyumlu ilişkiler kuran, öğrenmeye istekli ve çabuk konsantre olabilen çocuklar haline dönüşürken, diğer grup bebekler yavaş öğrenen, çoğunlukla vaktini televizyon karşısında geçiren, konsantrasyonda zorlanan çocuklar oluyorlar. Şu anda 40′lı yaşlarında olan bu bebeklerin oyunla eğitilen grubunun hem okul, hem de meslek hayatlarında çok başarılı oldukları görülüyor. Kısacası ben bu belgeseli seyrettikten sonra Yaprak’ın etrafını bir sürü tatlı oyuncakla doldurmanın dışında başka şeyler de yapabileceğimi öğrendim ve neler yapabileceğimi araştırmaya giriştim. Kısa süre önce karşıma “AKB”- Akıllı Bebekler Akademisi” çıktı. Bayağı bir okuma yaptıktan sonra bu programın Yaprak’la beraber bana da faydası olabileceğini gördüm; Bir bebek aynı anda birçok dil öğrenme yeteneğine sahip olduğu için hem Türkçe, hem İngilizce öğretilebileceği okudum. Düşündüm ki, ben de Hollandaca çalışıyorum. Neden Yaprak’la ikimiz bu dili beraber öğrenmeyelim? Sözün özü bugün itibariyle başladık. Bakalım göreceğiz neler olacak …
*
Günün kapanışı : Öğleden sonra gerçekleşen günün hediyesine ikincisi de biraz önce eklendi. Gecenin 11′inde gelen ikinci paket beni nasıl heyecanlandırdı ve nasıl mutluuuu !!!! etti anlatamam. Baştan aşağı üstümüzü değiştik ve sonunda neyse ki uykuya dalabildik. İyi geceler minik kurabiye Yaprak
Yaprak artık destekle oturabiliyor. Kısa bir süre sonra desteğe de ihtiyacı olmayacak. İşte o zaman oyun parkından çok daha fazla keyif alacak herhalde.
Haftasonu Beylerbeyi’ndeydik. Hava biraz esiyordu. Yaprak’ın da İstanbul’da gezmediği yer kalmadı neredeyse . Beylerbeyi son gördüğümden beri çok değişmiş. Daha derli toplu olmuş desem de, yeni hali eskiyi aratıyor. Belki de ben değişime direniyorum… bilemedim. !?
Yaprak hergün yeni şeyler yapıyor, ellerini daha çok kullanıyor, gözleri daha dolu dolu bakıyor. Dün bir parça ishal sinyalleri verdi ama doktorumuz hemen çözümü söyledi. Geceleri çok geçe kalmaya başladık, neden bilemiyorum. Dile kolay, tam 4 ay 1 haftalık oldu tatlı Yaprak’ımız Zaman ne çabuk geçiyor.
Yazılarımıza Gelen Son Yorumlar