Yaprak Bugün …
posted in Bebekçe Şeyler | 0 Comments
Her sabah uyandığımızda “Acaba Yaprak bugün ne gibi harikalıklar yapacak?” sorusunu kafamdan geçiriyorum. Sorumun cevabını da fazla geçmeden alıyorum. Mesela dün bir baktım ağzı kocaman açık ve içi de siyah. ” Aaaaaaaaaaaaa, o da nesi?” diye fişek gibi fırladım oturduğum yerden. Bizim ki ağzındaki Coca Cola Zero kapağı ile bir de bana gülmeye çalışıyor. Eline aldığı herşeyi ağzına götürüyordu ama ilk defa böyle kocaman bir nesneyi ağzına sokmayı başardı küçük böcek. Tabii ki Yaprak’ın o halinin fotoğrafını çekmek olay esnasında aklımın ucundan geçmedi, zaten geçseydi “zalim anne” ilan edilebilirdim. Herneyse… buradan ne anlıyoruz ?…. yerlere düşürdüklerimize iki katı dikkat edeceğizzzz
Bugünün bombası ise fotoğraflardan anlaşılabileceği gibi görüntülenebildi çünkü artık yerdeki ana figürlerimizden biri bu. Korkum kendisini bu haldeyken ileri geri itip çektiğinden bir anda dengesini kaybedip kafa üstü düşmesi. Bu pozisyonda 15-20 saniye sallanarak geçiriyor ama ötesine devam edemediği, doğrulamadığı için geri oturma durumuna dönüyor. Yaprak hareketlendikçe benim kalp çarpıntılarım artıyor ve hayat gerçekten zorlaşıyor. Yürüdüğü halini düşünemiyorum bile. Nasıl zapdedeceğim ben bu küçük canavarı ? !
posted in 0-1 Yaş | 0 Comments
Aşağıdaki öğütler herkesin kafasından geçen ama hiçbir zaman kaleme dökmediği hayat tecrübelerini özetliyor. Bu öğütleri ben yazmadım ama Yaprak’ın ileride kesinlikle okumasını isteyeceğim değerdeler.Bu nedenle de bloga ekliyorum. Bu öğütleri hayata geçirebilmek konusunda insan kendisini hep sorgulamalı.
* Hiçbir başarısızlık son değildir. Hiçbir başarı da…
* Olanaklarının biraz altında yaşa. Shakespeare’ in Kral Lear’ının dediği gibi “gösterdiğinden daha
fazlasına sahip ol.”
* Yapabileceğin kadar söz ver.Sonra söz verdiğinden fazlasını yap.
* Oturarak başarıya ulaşan tek şey tavuktur.
* Övgü almak tatmin edici birşeydir ama hiçbir zaman sana birşey öğretmez.
* Dalın ucuna gitmekten korkma,meyve oradadır.
* Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.
* Senin karakterin hakkındaki ipuçlarından biri, öfkeli ve kızgın olduğun zamanlarda başkalarına
verdiğin görüntüdür.
* Düşmanlarını güç kullanarak değil, bağışlayarak yenebilirsin.
* Terbiyeli olmak kimi zaman başkalarının terbiyesizliğine katlanmak anlamına gelir.
* Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlayamayabilirsin.Şimdi Başla…Şu anda
bulunduğun yerden,elindekilerle başla.
* Herşeyi değiştirebilmek için önce tavrını değiştir.
* Övgüyü kimin alacağını umursamazsan başarabileceklerinin sınırı yoktur.
* Söylenmemiş kötü sözleri yutkunmaktan hiç kimsenin midesi bozulmamıştır.
* Mutsuzluğumuzun neredeyse tümü kendimizin başkalarıyla kıyaslamamızın sonucudur.
* Böbürlenme…Treni hareket etiren düdüğü değildir.
* İnsanların seni ne denli ender düşündüklerini bilseydin, “Acaba hakkımda ne düşünüyorlar?” diye bu denli dertlenmezdin.
* Yapabileceğinin en iyisini yapıyorsan başarısızlık için endişelenmeye zamanın olmayacaktır.
Bu da annesinin kaleminden Yaprak’a bir öğüt olsun;
“İyi ve doğru insan olmak kendin dışında herkese sıkıntı veya zorluk vermektir. ‘Sıkıcı’ veya ‘zor’ olarak sıfatlandırılmak pahasına iyilik ve doğruluktan vazgeçme. Ama sakın unutma, eğer melek olsaydık kanatlarımız olurdu.”
“Annemden Yaşamsal Öğütler” XING sosyalleşme ağında üye olduğum “Anne ve Baba Olmak” grubundan bir üye arkadaş tarafından forumlara eklenmiştir.
posted in Bebekçe Şeyler | 0 Comments
İki gün önce yani 22 Ağustos’da ben kanepade oturmuş Yaprak’ı izliyordum. O ise emekleyerek ayak ucuma geldi. Sonra bir elini bana uzattı. Çok şaşırdım çünkü ilk defa böyle bir taleple karşılaşmıştım. Ben de öne eğilip onun uzattığı elini tuttum. Derken diğer elini de uzattı, şaşkınlığım iki kat arttı ve diğerini de tuttum. Birden nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde kendini yukarı çekti ve ben de onun yükünü alınca ayakları üzerinde doğruldu. O an yaşadığım duyguyu şaşkınlıktan çok, dehşete düşmek olarak özetleyebilirim. Minik Yaprak son derece bilinçli bir şekilde kendisi ayağa kaldırmamı sağlamıştı. Ben sadece onun bu amacına bilinçsizce yardımcı olmuştum. Bu “el çırpmak” veya “tel sarmak” gibi bir öğretme süreci değildi. Bu sefer Yaprak beni aklını kullanarak yönlendirmiş ve kendisini istediği gibi ayağa kaldırmıştı. Bu mükemmel anı hiç unutmayacağım.Dün ise bir başka gelişmeyi yaşadık. Ben kanepede oturarak iki elini tutmuşken bir elini kurtardı ve dizime koydu, yarı yükünü dizime verdi. Sanırım kızım bana “yakında senin de yardımına ihtiyacım olmayacak, kanepelere-sehpalara tutunarak ayağa kalkabileceğim” demeye çalışıyordu. Yaprak hemen yürümek istiyor, çünkü sonrasında benim canımı üç katı okuyabilecek …
Tabii ki bütün gün evde olmadık yerlere ulaşarak emekleyen ve son atakla da yürüme antremanlarına başlayan minik böcek, ara ara da dayanamarak kendisini uykunun kollarına bırakıyor, bu da onlardan bir tanesi …
posted in 0-1 Yaş | 0 Comments
Altı ay aradan sonra dün ilk defa Yaprak’la VESBO ve KAR Şirketler Topluluğu ofislerine gittik. Yaprak öyle büyük ilgi gördü ki, beni bile unuttu. Sağolsun arkadaşlar alıp onu götürdüler, bu arada bende yemekhanede yemek yedim, uzun süredir konuşamadığım bir sürü iş arkadaşıma uğrayarak hoşca vakit geçirdim. Yaprak Hanım ayrı olduğumuz bu süreler zarfından halinden çok memnundu. Ne ağladı, ne huysuzlandı. Bu durum beni sevindiriyor çünkü bana aşırı bağımlı bir çocuk yetiştirmek asla istemem. Evde kendi kendini uzun zaman meşgul edebildiği gibi, yabancı ortamlarda da tek başına gayet mutlu kalabiliyor. Etrafa gülücükler saçıyor, kameralara poz veriyor.
Dün ben yanımda fotoğraf makinası götürmemiştim. Bir baktım Emre Cem elinde kamera çekiyor, çok sevindim. Ama neden bana verdiği cd kopyada kendisinin de bir fotoğrafı yok, kızdım doğrusu ! ?
Üstteki kareler de Nevra Taşdemir Işık ve Serap Noyan Basımer’e ait.
Bütün VESBO ve KAR kadrosunu sevgi ile öpüyoruz
ÇOK ÖNEMLİ NOT : Yaprak ilk kez 21.08.2008 Perşembe akşam 20:00′de el çırptı. Annesi uzun süredir el çırpması için uğraşıyordu. Ayrıca ilk defa yatağının korkuluklarına tutunarak dizlerinin üstünde doğruldu. Acaba Yaprak neden birden böyle coştu ?
posted in 0-1 Yaş | 0 Comments
Dün Yaprak beni çok korkuttu. Kendi de korktu ve biraz canı acıdı.
Gece ve gündüz uykusunu biribirinden ayırabilmesi için aynı yatakta uyumamasının faydalı olabileceğini okuduğum ilk günden beri, Yaprak gün boyunca sabah ve öğleden sonra seansı olmak üzere iki defa bizim yatağımızda uyuyor. Son günlerde giderek hareketlenmesi doğal olarak üç tarafı açık olan yatağımızda Yaprak’ın geçirdiği vakitleri oldukça tehlikeli hale getirmişti. Sonunda dün olanlar oldu.
İlk günden beri Yaprak’ı yatağımıza koyduktan sonra etrafını düşmesini engelleyebilmek üzere yastıklarla çeviriyordum. Düne kadar işe de yaramıyor değildi. Dün her zamanki gibi öğleden sonra uykusuna yatırdım minik böceği. Biraz yatak üstünde döndü ve müziğin etkisiyle de kısa süre sonra uykuya daldı. Öğleden sonra uykusu yaklaşık bir buçuk saat süren tatlı tırtılın uyanmasına yakın odaya uğramaya başladım, bilgisayar başına onu görebileceğim şekilde oturdum. Derken kafamı kaldırdım ve Yaprak’ın yatağın dışına doğru uzandığını ve olması gereken yerde yastığın bulunmadığını gördüm. Sandalyeden fırladım, “Yaprakkkkk” diye bağırmamla onu yataktan aşağı kafa üstü düşerken gördüm. Bir anda her tarafıma ateş bastı, kalbim “GÜM” dedi … koştum… saliseler içinde Yaprak’ın iterek yere attığı yastığın üstüne düşüşünü, yastıktan kayışını ve kafa üstü yastık-duvar-komidin üçgenine sıkışmasına şahit oldum. Nefesim kesilmişti, birden Yaprak keskin bir çığlıkla ağlamaya başladı. Eş zamanlı benim de gözlerimden yaşlar boşaltı. Çok ama çok korkmuştum. Onu hemen kucağıma aldım. Yüzünei, kafasına baktım dikkatlice. Gözünün kenarı hemen şişti ve morardı. Yaprak ağlarken bu kazayı ne kadar ucuz atlattığımızı düşündüm, sakinleşinceye kadar ona sarıldım ve dakikalarca öptüm. Kendime de oldukça ağır sözler sarfettim, halen de etmeye devam ediyorum. Fotoğrafta gözünün altındaki moraran bölge görülüyor.
“Kuşum, çok özür dilerim, daha dikkatli olmam gerekirdi”

posted in 0-1 Yaş | 0 Comments
Yaprak yaklaşık bir aydır emekleme pozisyonuna geçmeye uğraşıyordu. Kah yüzüstü yatarken tek bacağını öne atıyor, kah elleri üzerinde doğrulmaya uğraşıyordu. Ama genelde bütün bu çabaları geri yerine düşmek veya çabalamyı bırakmak şeklide sonuçlanıyordu. Bu süre zarfında benim gözlemlediğim şey her geçen gün ellerine ve bacaklarına daha hakim olduğu, daha güçlendiği ve dengesini sağlayabildiği idi.
İki hafta kadar önce emekleme pozisyonunda durabilmeye başladı. Çok kısa süreliğine olan bu duruş maalesef harekete dönemiyordu. Ben sürekli “hadi kızım at o elini ileri, at dizini ileri” şeklinde anlamasa bile Yaprak’ı yüreklendirmeye çalışıyordum. Elbet emekleyecekti ama ne zaman ?
Dün diğer günlerden farklı olmayan akışında ilerlerken bir kocaman mutlulukla bölündü. Sabah emeklemeyen Yaprak, öğlen uykusundan sonra halının üstüne konur konmaz emeklemeye başladı. Ben inanamadım. “Yaprakkk, emekliyorsun, heyyyy nereye gidiyorsun? ” diye sevinçle bağırmaya başladım. Hayat ne kadar ilginç. Sabahtan öğlene bebeğimin büyüdüğünü izlemek, bu muhteşemliğe anında şahit olmak ne harika. Minik Yaprak 11 Ağustos öğlen saat beş gibi ilk defa emekledi
Fotoğrafları üstte. Alttaki fotoğraflar ise son bir ayda farklı zamanlarda çektiğim ‘Yaprak’ın emekleme çabaları’
Şimdi küçük canavar hareketlendi, başladı etrafı karıştırmaya. İlk yöneldiği yer cd’likler oldu. Sonrasında kütüphane rafları. Evde de karıştıracak o kadar çok yer var ki, ne yapacağım bilemiyorum !!!
Aşağıdaki fotoğraflar ise gün içinden …
Prof. Dr. Yaprak kitap başında …
Yaprak oyuncak kovasını karıştırırken … “Yaprak,Yaprak” diyorum, çok meşgul, hiç yüz vermiyor.
32. şınavım ve devam …
“Hayatım işte bu gün itibariyle karardı, ne vardı da emekledim, oysaki yan gel yat, ohhh hayat pek bir rahat !:)
Dün Ayşe Musal ile İstanbul Modern’deki Tasarım Kentleri sergisine gitmeyi kararlaştırdık. Öğleden sonra iki gibi Yaprak’la zor bela kendimizi sokağa atabildik. İstanbul Modern’e vardığımızda İlhan’da bize katıldı.
İstanbul Modern, Tasarım Kentleri sergisinde, dünya tasarım anlayışını değiştiren en önemli sanatçıların yapıtlarını bir araya getirerek, 19.yüzyıl ortalarından günümüze kadar tasarım tarihini yansıtmış. Londra Tasarım Müzesi işbirliğiyle gerçekleşen serginin küratörlüğünü Londra Tasarım Müzesi Direktörü Deyan Sudjic’in üstlenmiş. Mimariden endüstriyel ürünlere, mobilyadan grafik tasarımına, modadan otomotive uzanan çok geniş bir yapıt seçkisini içeren sergide, 64 tasarımcının 109 yapıtı, 7 markanın 12 ürünü yer alıyordu. Yaprak sergiyi gezdiğimiz süre boyunca oldukça hareketliydi ve etraftaki diğer ziyaretçilerin de ilgisini çekmekten geri kalmadı. İnsanın bildiği tasarımların orijinallerini karşısında görmesi ve tarihçesini öğrenebilmesi gerçekten heyecan verici.
Sergiden sonra hepimiz açıkmıştık ve kafeye geçtik. Limana yanaşmış geminin güvertesi ile karşı karşıya oturmak ve güzelim İstanbul boğaz manzarasından mahrum kalmak tabii ki bizi pek sevindirmedi.Ama ben gemiye baktıkça anneannemle çıktığımız nefis gemi yolculuğunu andım, anlattım. Belki Yaprak biraz büyüdüğünde bir gemi gezisi daha yaparız ailece.
Yemeklerimizi yedik, biralarımızı içtik ve akşamüstü İstanbul Modern’i kapatıp mekandan ayrıldık, yürüye yürüye eve döndük. Yaprak genel anlamda çok uyumluydu. Zaten küçük gezgin sokaklarda olsun da gerisi mühim değil !!!
Ayşe’den gelecek fotoğrafları da yazının gerisine ekleyeceğim.
Bu arada yazının en üstündeki fotoğraf sergiden bir alıntı. İçeride fotoğraf çekilmesinin yasak olduğunu unutup bir anda heyacan yapıp çekiverdim bu kareyi. Neyseki hiçbir güvenlik görevlisi farketmedi. Görülen ekranlarda sergiyi gezenler var. Ziyaretçiler isterlerse görülen büyük ekranın önünde yerleştirilmiş bir kameraya üç saniyelik poz veriyorlar ve kameranın çektiği görüntü büyük ekrandan seçtiğiniz küçük bölüme aktarılıyor. Pek net olmasa da biz iki karede yer alıyoruz. Orta dörtlü ekrandaki üst sağ (Yaprak - Ayşe - ben) ve alt sol (Yaprak - ben- İlhan).
posted in 0-1 Yaş | 0 Comments
Merakla beklediğimiz ilk dişimiz 28 Temmuz’da başını gösterdi. O gün çektiğim fotoğraflarda hiçbir şey anlaşılmadığı için düzgün görüntü alabilmek adına biraz daha zaman geçmesini bekledim. Ve şimdi bu fotoğrafa dikkatlice bakıyorum da, birincinin yanında ikinci dişi de kendisini göstermiş. Demek artık çift dişli canavar oluyor tontoş
Diş çıkartma sürecinde Yaprak bize pek sıkıntı çektirmedi. Ara ara huysuzlandı ama ateşi veya ağlaması olmadı. Üst dişlerin çıkışının daha sıkıntı yaşatabileceğini duyuyorum, bakalım, önümüzdeki aylar gösterecek. Nazmi bey’in diş etlerini rahatlatmak için verdiği jeli iki defa belki kullanmışımdır. Eğer bir işe yarıyorsa da ben bilemiyorum doğrusu !. Zaten doktoruz ne derse alıyoruz ama gerekli midir, gereksiz midir sorgulayamıyoruz.
Yaprak ağzındaki değişimin farkında ve bazen dilini kullanarak minik dişiyle oynuyor. Yanlız bu dişlenme olayının tek kötü tarafı arada benim yakaladığı parmağımı ısırması; eskiden dert değildi de şimdi ciddi ciddi canımı acıtıyor tek dişli canavar !!!!
posted in 0-1 Yaş | 0 Comments
© 0 - 2008 Minik Yaprak’ın Günlüğü. All Rights Reserved. Powered by Happy Cat.
|
|